”ATATÜRK İLAH DEĞİLDİR” OYUNUNUN AMACI – 13 Kasım 2018

Hikaye şöyle, kedinin biri bir gün fareye aralarında 20 cm mesafe olan iki deliği gösterir ve sağdaki delikten girip soldaki delikten çıkarsan sana 3 kilo peynir vereceğim der. Fare biraz düşünür ve mesafe kısa, ödül büyük o zaman bu işte bi hinlik, bi pislik, bi hainlik var der.

Bu hikaye benim hep aklımdadır, plan basit kazancı çok olan işlere hep temkinli bakmışımdır. Ve her olan bitene, her önüme konulana hesap kitap yapmadan, olayın arka planını düşünmeden zıplamamam gerektiğini hatırlatır bana bu hikaye.

Şimdi biz aynen bu hikayeyi yaşıyoruz son birkaç gündür. Hikayenin sonundaki ödülün büyüklüğüne tav olanlar ulu orta, saçma sapan, hiç bir akla ve mantığa yatmayan açıklamalarla, yazılarla, videolarla, gündem oluşturmaya çalışıyorlar. Toplum hayatında önemi ve karşılığı olan değerleri (ezan gibi, tesettür gibi, ilah gibi kavramları) sakız etmiş herkes ağzına.

Ha attıkları taş ürküttükleri kurbağaya değse vallaha gam yemeyeceğim ama yok kardeşim vallahi boş beleş şeylerle uğraşıyorlar.

Bir yerde çarşaflı bir kadının fotoğrafları dolaşıyor başka bi yerde hashtagler açılmış Atatürk ilah değildir diye konuşuluyor. Biri diyor yalnız değilsin, diğeri diyor nerde bu ülkenin bilmem nesi hakimi savcısı bakanı… Ve dikkat edin, ardı arkası kesilmeyen tezgahlarla sürekli olarak hukuk ve yargı üzerinden oyunlar oynanıyor bu aralar.

Andımız meselesiyle Cumhur İttifakı hedef alındı, Türkçe ezan ile dağılan CHP tek çatı altında toplanmak isteniyor. Şimdi de Atatürk üzerinden dindar kesimin kılcal damarlarına dokunuluyor.

Mevzuyu anladınız zaten. Ki bu konuyla alakalı zaten bi dolu açıklama ve söylem var. Ben bunlarla vakit harcayıp bir yenisini daha söylemeyeceğim. Ama şunu unutmayın ki; toplum olarak bizler aşırı sevmeye ya da aşırı nefret etmeye ne yazık ki çok müsaitiz. Bunu çok iyi bilen ve bize yem atıp ağlarına düşürmeye çalışan o sözde üst akıllar hep aynı yerden vurmaya çalışıyorlar. Bizim genlerimizi ve bu milletin özündeki birliği kırmaya çalışıyorlar. Bu millet ne zaman üzerindeki ölü toprağını atmaya kalksa, ne zaman saflarını sıklaştırıp yürümeye başlasa birileri bu milletin fay hatlarına müdahale ediyor ve yoktan bir bombanın fitilini ateşliyor.

Yeter ulan, yeter! Fikir özgürlüğü dediğimiz şey sayma, sövme, küfretme, hakaret etme, pisliğini ve nefretini kusma demek değildir. İsteyen istediğini sever, isteyen istediğini sevmez. Ama bunu toplumsal kavga haline getirmek yok. Kimse kimseyi zorla kimseye sevdiremez, kimse kimseye de zorla kimseden nefret ettiremez. Laiklik ve çağdaşlık da, sadece heykelcilikte zirve yapıp ona buna saldırıp işine geldiği gibi davranmak da demek değildir.

Bu ne ya? 2 gündür kıyamet kopuyor, ne adalet bakanı, ne de içişleri bakanı konuyla alakalı tek kelime etmiyor. Kim bu tutuklamayı yapan hakim, ne için bu tutuklamayı yapıyor? Kim bu çarşaflı kız, daha düne kadar üniversiteye normal kıyafetle giderken bir anda çarşaf, peçe… Ne bu ayak?

Gözaltını yapan, ifadeyi alan ve kafasına göre yorumlayan polisler kim? Sosyal medyada taraftar grupları tezahuratlarla dine, imana, Allah’a küfür ediyorlar. Bu taraftar gruplarına bu aşağılık, tehditkar tezahüratları öğreten, söyleten ve bunları sosyal medyaya servis eden kim? Sosyal medyada ‘ilah değildir’ hashtagini açan kim? O sözü kim söyledi de bu hashtag açılıyor? Neden bir yetkili hızla ayrışma uçurumuna sürüklenen bu milletin bu durumunu görüp de müdahale etmiyor? Neden herkes oturmuş cumhurbaşkanının bu konuda açıklama yapmasını bekliyor?

Bu sosyal medyayı başı boş bir tarla görüp hakaret ve küfürlerle oraları doldurmaya çalışanlara acilen müdahale edilmeli. Bu konuyla alakalı ne gerekiyorsa kanunlar mı çıkmalı, yeni kararnameler mi yayınlanmalı, caydırıcı cezai yaptırımlar mı uygulanmalı ne gerekiyorsa ama ne gerekiyorsa ivedilikle yapılmalı. Bu alanla ilgili bakanlıklar ekipleriyle birlikte gece gündüz mesai harcayıp bu işin önünü kesmeli.

Dünya Türkiye’ye saldırı planları yaparken, ekonomik yaptırımlar ülkedeki herkesin cebini etkilerken, dik duruşundan bir an olsun geri dönmeyen bu milleti ve devleti hep aynı yerden ısırmayı deniyorlar. Ama tüm bu olaylar bize şunu gösteriyor ki beyler; Gaza gelmek yok, öfkeyle kalkıp sağa sola zarar vermek yok, işin aslını ve gerçeğini sağlamlaştırmadan, teyit etmeden, duygusal davranıp kimseye prim vermek yok.

Hiç kimse bu dinin sahibi değil, hiç kimse kendini de herşeyin üstünde görmesin. Biraz itidal, biraz sabır, biraz oyunlara bak… Kim ne yapmak istiyor? Bu milleti neden birbirine düşürmek istiyor? Sen şunu dedin, ben bunu dedim, sen şunu paylaştın, ben bunu paylaştım. Bırakın bu işleri, seçime gidiyoruz. Mart’ta seçimler var. Plan üstüne plan kuruluyor bu topraklarda. Biraz uyanık olmak zorundayız, itidalli olacağız. Sosyal medyada her gördüğümüze inanmayacağız. Ona inanıp kendi sayfalarımızda paylaşmayacağız. Yangına körükle gitmeyeceğiz.

Gelin bir kez daha bu sözde üst aklın oyununu sabrımızla, ferasetimizle, soğuk kanlılığımızla ve dimdik duruşumuzla bozalım dostlar.

Bu ar damarı çatlamış izansızlara gerekli dersi verip artık bu topraklarda istediğiniz filmi çeviremeyecek, istediğiniz gibi at koşturamayacaksınız diyelim.

Ha şunu da bi türlü anlayamayan zavallılara da diyorum ki. Hatta bunu beyninin bir köşesine çaksın bunlar.

Allah büyüktür, Allah en büyüktür, Allah tekdir ve Allah’tan başka ilah yoktur.

Konu kapanmıştır, kim ne derse desin.

Hadi kalın sağlıcakla.