BIDEN’ın ERMENİ AÇIKLAMALARI İYİ OLDU! – 25 Nisan 2021

Amerika, yıllardır ağzında eveleyip gevelediği baklayı sonunda çıkardı. Ermenilerin 1915 yılındaki olaylarla ilgili yalanını, yeni Başkan Joe Biden soykırım olarak kabul etti. Tırnak içinde “sözde soykırım.” Biden ve yardımcısı Kamala Harris bunu seçim vaadi olarak önceden açıklamıştı zaten. Yani bir anlamda vaatlerini gerçekleştirip Ermeni lobisine boyun eğmiş oldular.

Clinton’ın 1993 yılında başlattığı ve her sene 24 Nisan’da düzenli bir şekilde açıklama yapma geleneğinden beri bu konu gündemimizden düşmüyor. Clinton görevi boyunca bu yalana soykırım demek yerine tehcir, işte katliam gibi kelimeleri kullanmayı seçti.

Clinton’dan sonra göreve gelen, Irak ve Afganistan’ı kana bulamasıyla hafızalarımıza kazınan Bush ise Ermenilerin çoklu ölümlere maruz kaldıklarını ve sürgüne zorlandıklarını söylemeyi tercih etti.

Kendisinin Amerika başkanı olması yani seçimleri kazanması halinde Ermenilerin soykırım yalanını tanıyacağının sözünü veren Obama ise yeni bir tanım ortaya çıkardı. Ermenice “Büyük Felaket” anlamına gelen “Meds Yeghern” ifadesini kullanan Obama görev süreci boyunca soykırım diyemedi.

Yani Obama’nın açtığı bu yoldan Trump da devam etti. O da “Büyük Felaket” dedi yani soykırım kelimesini söyleyemedi. Hatta Temsilciler Meclisi ve Senatonun 1915 olaylarını soykırım olarak tanıyan yasa tasarısını da Trump onaylamadı. Yalanlarını Amerika’ya kabul ettirmeye çok yaklaşan Ermeniler, böylece bir kez daha avucunu yalamış oldu.

Ancak Ermeniler, her dönem Türkiye’ye siyasi baskı aparatı olarak kullanılan bu yalanı kabul ettirecekleri bir Amerika başkanını sonunda buldular. Tamamen Trump karşıtlığından seçimi kazanan, pek de bir itibarı olmayan ve görünen o ki görev süresi de pek uzun sürmeyecek olan bu Joe Biden, Ermenilerin kullanışlı aptalı olmayı seçerek soykırım yalanına ortak oldu.

Aslında bundan önceki Amerika başkanlarının da fikirlerinin farklı olduğunu düşünmüyorum. Onlar da Biden gibi düşünüyorlar, onun gibi açıklama yapmak istiyorlardı ancak görev süreleri boyunca Ermeniler için Türkiye’yi karşılarına almak veya Türkiye’nin stratejik öneminden yoksun kalmak pek istemediler. Son dönemde Amerika-Türkiye ilişkilerindeki o kötüye giden seyir ve Biden’ın görevde olduğu 3 ay boyunca sergilediği tavra bakarsak artık böyle bir dertleri kalmamış demek ki.

Aslında iyi de oldu. O sözde müttefiğimiz Amerika’nın kirli yüzlerinden birini daha açık daha net bir şekilde görmüş olduk. Demek ki artık Türkiye yerine Ermenileri, Ermenistan’ı tercih ediyorlar. Hani SİHA’larla o Karabağ’da gömdüğümüz Ermeniler var ya, heh o Ermenileri kendilerine daha yakın görüyorlar.

Şu işe bakın, güya stratejik ortağımız, güya müttefiğimiz olan Amerika’nın düşmandan hiçbir farkı yok. 40 yıldan beri mücadele ettiğimiz terör örgütü PKK’ya kesintisiz bir şekilde lojistik destek sağlayan, binlerce tırla onlara silah gönderen yine bu Amerikalılardı ve 15 Temmuz’da darbe girişimine kalkışan o hain FETÖ’ye kol kanat gerip, FETÖ liderini kucağında saklayan yine bunlar.

Hem üretiminde görev aldığımız hem de parasını ödediğimiz F-35 uçaklarını adeta gasp edip bizlere vermeyen yine bunlar.

Türkiye’ye vize yasağı getiren, yaptırım uygulayan, ekonomik saldırıları yapan yine bunlar.

Şimdi de bir Ermeni yalanının peşine takılıp Türkiye’yi karşısına alan yine bunlar.

Yani ortada değişen bir şey yok.

Bu nasıl ortaklık, bu nasıl müttefikliktir? Aklımız almıyor. Hani derler ya böyle dostlarım varken düşmana ihtiyacım yok diye. Tam da öyle bir durum. Amerika gibi bir dostumuz varken -ki sözde müttefiğimiz- başka düşmana ihtiyacımız gerçekten yok.

Ama artık buna bir dur demek lazım. Madem bu kadar açık açık düşmanlık güdülüyor bizim de ona göre karşılık vermemiz gerekiyor. Gerekirse bu iş İncirlik Üssü’nü kapatmaya kadar gidebilir. Madem sen Türkiye’nin aleyhine olan her işin içindesin, askeri üssünü de git o zaman Ermenistan’a kur artık derler adama. Tabii önce Rusya’yı çiğnemen lazım Ermenistan’da senin üs kurabilmen için. O da, o da yemez tabii…

Amerika’nın aldığı bu kararı geçmişte Fransa gibi başka ülkeler de aldı. Hangi ülke ne derse desin, kim hangi yalana sarılırsa sarılsın bizim nezdimizde yok hükmündedir. Tarihi gerçekliği olmayan böyle iğrenç bir etiketle siz bizim şanlı tarihimize leke süremezsiniz. Hele hele Amerika, Fransa, İngiltere gibi geçmişi katliamlarla, soykırımlarla, darbelerle, insanlık dışı muamelelerle dolu olan ülkelerin bu konularda bize tek bir cümle etmeye hakkı dahi yok.

Hangisinden başlasak bilmiyorum ki. Bir kere Amerika’nın tarihi, kıtanın asli halkı olan, yerlileri olan Kızılderililere karşı yapılan soykırımla başlar. Amerika kıtasının keşfinden bugüne kadar ki 500 yıllık süreçte yüz binlerce Kızılderili, öldürüldü, tecavüze uğradı ve köleleştirildi.

Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atılan atom bombalarıyla 200 binden fazla insan katledildi. Bunun yanında birde Vietnam Savaşı var. Vietnam Savaşı’nda 4 milyondan fazla insan öldürüldü. Kamboçya’da 2 milyon insan katledildi.

11 Eylül saldırılarını bahane ederek başlayan o Afganistan işgalinde çoğunluğu sivil olan 100 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

Kimyasal silah barındırıyor yalanıyla paramparça edilen Irak’ta katledilen insan sayısı 1 milyonu aştı.

Guantanamo’da acımasız işkencelerle ölen insanların sayısı belli bile değil.

Bunlar, Amerika’nın doğrudan işin içinde olduğu katliamlar. Bir de iç karışıklıklar çıkardığı ülkelerde yaptığı katliamlar var ki onları saymaya başlarsak bu video saatlerce sürer.

Bunun yanında Fransızların Cezayir Soykırımı, aynı şekilde Avrupa’nın göbeğindeki Bosna’da olan soykırım… Bundan 20-25 sene önce yine Ermenilerin yapmış olduğu Hocalı Katliamı ortadayken birileri kalkıp bize soykırım ayarı vermeye çalışıyor.

Şimdi geçmişi soykırımlarla, katliamlarla dolu olan böyle bir ülke, insanlık tarihinin yüz karası olan bir ülke, çıkmış bize ders vermeye çalışıyor. Hadi oradan derler adama ya, hadi oradan be!

Bin yıldan fazladır İslam sancağı altında yaşayan bu milletin adıyla soykırım kelimesini yan yana getiremezsiniz. Boşuna uğraşıyorsunuz çünkü tarihte bunun örneği bile yoktur. Bugüne kadar bilinen soykırımları, katliamları gerçekleştiren ülkelerin arasında hiçbir zaman Müslüman ülkelerin adını bulamazsınız. Hepsi ya Hristiyan’dır ya Yahudi’dir ya da Budizm gibi diğer uyduruk dinlere sahip ülkeler tarafından yapılmıştır bu katliamlar.

Onun için sizin bu siyasi saiklerle aldığınız kararları ne bu millet kabul eder ne de tarih kabul eder ve gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi bir güzel huyu vardır. Her yalan gibi bu Ermeni yalanı da yakın gelecekte tarihin çöplüğündeki yerini alacak ve tüm dünya bu konudaki gerçekleri mecburen kabul edecektir.

Şimdi bu dönemde hiçbir siyasi partinin amblemi altına girmeden, ay yıldızlı bayrağın gölgesinde bu devleti ve bu devletin itibarını savunma zamanıdır. Her kim ki bu günlerde yaptığı açıklamanın içerisinde “ama, fakat, lakin” gibi diye cümleler kuruyorlarsa bilin ki halen daha dış güçlerin aparatı olarak kullanılıyor ve çok acil bir şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi toplanıp bu konudaki tavrını net bir şekilde ortaya koyması lazım ve bu tavır sadece dış ülkelere karşı değil, “sözde Ermeni Soykırımı” cümlesini dillendirenlere karşı da bu ülkenin bir yaptırım yapması lazım. Bugün bir bakıyorsunuz Türkiye Cumhuriyeti anayasasına göre siyaset yaptığını iddia eden bazı partiler “sözde Ermeni Soykırımı”nın propagandasını yapıyorlar. Yine aynı şekilde Boğaziçi Üniversitesinin önünde bir rektör mevzusundan günlerce ortalığı yakıp yıkan platformlar bugün sözde Ermeni Soykırımı’nın taraftarı olarak karşımıza çıkıyor. Onun için bu dönemde hem dışa dönük bir tavır ortaya koyulurken hem de içimizdeki kullanışlı aparatlara karşı da bir tavır ortaya koymamız lazım.

He şunu da söyleyeyim, hem sosyal medyada hem televizyon ekranlarında Türkiye’nin buna artık kınamadan ziyade bir tavır ortaya koyması lazım diye söyleyen dostlar Türkiye Cumhuriyeti devleti bazı konulardaki tavrını sözlü olarak değil, fiili olarak ortaya koyar. Bunu daha önce de yapmıştı, şimdi yapıyor onu. 23 Nisan’da başlayan ve o PKK terör örgütlerinin kökünü kazımaya dönük olan yeni operasyonlarımız aslında bu sözde Ermeni Soykırım muhabbetlerine bir cevap mahiyetindedir. Buraları da iyi görmek lazım.

Ezcümle, bu coğrafyanın evlatları olarak biz diyoruz ki bizim hiçbir zaman abdestimizden şüphemiz olmadı, onun için namazımızdan da herhangi bir tereddüdümüz yok.

Kalın sağlıcakla.