İKİ CHP’linin BULUŞTUĞU YER SUVAT! 21 Nisan 2021

Merhaba dostlar. 11 ayın sultanı olan mübarek ramazan ayının içerisindeyiz. Bu yıl da biraz buruk geçiyor ramazan. Bu pandemi nedeniyle o eski iftar buluşmalarını da yapamıyoruz bu sene. O konu komşu, eş, dost, akraba bir sofranın etrafında toplandığımız o muhteşem iftarlar… Maalesef bu sene onları da yapamıyoruz. İftar sonrasında kurulan o ramazan çadırları, o ramazan çarşıları bu senede kurulamadı. O teravih namazlarında da doluşamıyoruz camilere. Neredeyse çocuklarımız unutacak o teravihler esnasında o camilerdeki koşturmacayı, oyun oynamayı. Şöyle ağız tadıyla pide kuyrukları bile yok bu sene, o uzun uzun girdiğimiz pide kuyrukları… Doğru düzgün vakit de geçmiyor. İşe gidenler yine iyi, evde olanların daha zor geçiyor ramazanı. Kalk, sahur yap, işte namaz kıl, uyu, sonra yine kalk, namaz kıl, işte iftar yap, namaz kıl, yat, ondan sonra tekrar kalk… Hep aynı şey. İbadet için iyi, baya geniş zamanı oluyor da insanın; sosyalleşme açısından biraz sıkıntılı durum. Neyse bugünler de geçecek inşallah. O eski ramazanlarımızı yine yaşayacağız, tabii nasip olursa ama yine de bu rahmet ve Kur’an ayı olan ramazanın feyzinden, bereketinden istifade etmeye çalışıyoruz. Bu ramazan ayı birileri için hiçbir şey ifade etmiyor olabilir, diyecek bir şeyimiz yok çünkü her şey nasip meselesidir. Demek ki birilerinin nasibi yokmuş bu 11 ayın sultanı olan ramazandan. Ben kendi açımdan bakınca şükrediyorum, oruç tutabilmemin bana nasip olduğunu da bilerek şükrediyorum. Evi falan süsledik çocuklarla, burukta olsa yaşamaya çalışıyoruz ramazanı. Hani derler ya, “Aklımız yettiğince, sağlığımız el verdiğince…”

Biraz buruk geçiyor. Evet, o hastalıkları, artan vakaları, yoğun bakımlarda olan insanların hallerini, bu illet salgından dolayı bir bir ayrıldığımız insanları düşündükçe yüreğimiz daralıyor ve bu yüreğimizin daraldığı bugünlerde bir görüntü düştü sosyal medyaya. Futbol maçlarındaki o futbolcuların iftar yapma görüntüleri… Ne kadar mutlu olduk değil mi? Sanki böyle hayali bir iftar sofrasının başında toplanıp o su içmeleri, o hurma yeme görüntüleri hepimizi çok mutlu etti. Hem de kameraların karşısında. Hatta dedik ki, “Yahu bu futbolcular için iftar arası verilsin böyle 3-5 dakika yoksa arkadaşın bir tanesi numaradan sakatlanıp iftarlarını öyle yapıyorlar.” Eskiden neydi ya? Futbolcular oruç falan tutamazlardı, tutsalar da gizli tutmak zorundaydılar. Hatta bir tane teknik direktör çıkıp oyuncuların maç günü oruç tutmayıp sonra kaza yapması gerektiği konusunda fetva bile vermişti. Olur mu ya, top oynayacak, koşması lazım, enerji lazım ona, onun için oruç tutmamalıydı ama her geçen gün artıyor bu oruç tutan futbolcuların sayısı. Maşallah… Oruç tutmak aslında İsmet Özel’inde tarifiyle bir meydan okumadır. Kendi nefsine bir meydan okuma. Bak bütün nimetler var ama sen şu saatle şu saatlerin arasında yemeyin, içmeyin dediğin için bizler yemiyoruz, içmiyoruz demenin adıdır oruç tutmak. Oruç sana her türlü nimeti veren Yaradan’a benim yemem de, içmem de yalnız ve yalnız senin direktiflerinle olur demenin ve şükrünü göstermenin ete kemiğe bürünmüş halidir oruç. Teslimiyettir, huzurdur oruç.

Birileri bunu anlamıyor, zannediyor ki sadece işte aç durmak. Değil öyle oruç.

Neyse bu görüntüleri görünce tebessümle vay be dedik, maşallah bu gençlere dedik. İftar vaktinde hepsi toplanıp böyle su içtiler, hurma yediler, oruçlarını açtılar. O kadar koşturmaları gerekmesine rağmen oruçlarını bırakmadılar ve öbek öbek yayılacak bu hareketleri hatta bu hareketleri gördükçe de bu millet bir o kadar daha çok sevecek bu imanlı gençleri.

Tam bizler, biraz bu mutluluğun tadını çıkarırken sosyal medyaya bir paylaşım düştü. Eski CHP Milletvekili ve gazeteci olan (solcu gazeteci, kendisini öyle tarif ediyor) Barış Yarkadaş, Oda TV’nin bir haberini alıntılayıp bir paylaşımda bulundu ve bütün ağız tadımızı kaçırdı desek yeridir…

“Bu nedir şimdi? Kime gösteriş yapıyorsunuz?” dedi bu fotoğrafın üzerine. Eğer bir soru şeklinde sormuşsa bunu Barış Bey biz hemen cevap verelim. Sayın Barış Yarkadaş, bu gençler oruçlu olduklarını, terleyip enerji kaybetsek de, zorlu şartlar altında olsak da orucumuzu yine de bırakmadık diye Allah’a gösteriş yapıyorlar. Yeterli midir sizin için? Yerin binlerce metre altında o sabahtan akşama kadar kazma sallayan ve orucuna sarılıp da madende iftar yapan o koca yürekli adamlar gibi… Eğer soru soruyorsan cevabı bu. Allah’a gösteriş yapıyorlar ama yoook tenkit için, eleştirmek için yazdınsa bunları demek ki sen de gösteriş yapıyormuşsun bu iftar sofralarından, öyle mi? Tabii seçim zamanı… Kişi herkesi kendisi gibi bilirmiş ya, kendisi galiba o iftar sofralarından gösteriş için paylaşım yapıyordu ki bu futbolcuları da öyle zannetmesi gayet normal. Bu çocukları öyle görmemek gerekiyor. Onlar sadece ibadetlerini yerine getiriyor ve gençlere de on numara örnek oluyorlar. Galiba Barış Yarkadaş’ın en çok rahatsız olduğu yer de burası olabilir, Müslümanlık ve gençlere örnek olmak, değil mi? Onlar için çok ciddi tehlike bu.

Biz bu görüntüyü hazmetmeye çalışırken başka bir görüntü daha düştü önümüze, yine yüreğimizi burkan bir görüntü, bir paylaşım…

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, zalim Esed’in o bombalarından kaçarken cansız bedeni sahile vuran Aylan bebeğin, o yürek yakan fotoğrafı ile siyasi rant peşine düşmüş bir insan olarak çıktı karşımıza. Sonradan çıkıp özür falan dilemiş ama umurumuzda bile değil çünkü biz yine gördük o kirli yüzünü bu CHP’lilerin. Yalan bir siyasi kampanyalarını insanların hafızasına çakmak için, istedikleri yalan algıyı oturtturmak için ve bir şeylerin üstlerini örtmek için ortaya attıkları yalanlar için kullanmayacakları enstrüman olmadığını, insanların hatta ve hatta bebeklerin dahi cesetlerini nasıl kendi kampanyaları için kullanabileceklerini bir kez daha göstermiş oldu bize oysa bunlar insanların yaşamlarına, değerlerine, inançlarına hep saygı duyduklarını söylerlerdi değil mi? Eee nerede… Biz bu iki paylaşımda da bazı insanların siyaset uğruna ne kadar alçalabileceklerini gördük, ne kadar merhametsiz ve tutarsız olabileceklerini gördük yani biz bu iki paylaşımdan hem yıllarca iftar sofralarında boy boy poz veren takiyeci bir CHP’liyi de gördük ceset üzerinden siyaset yapan insafsız başka bir CHP’liyide…

Şimdi olayı toparlayalım.

Bu Barış Yarkadaş ile Canan Kaftancıoğlu bundan 2-3 ay öncesine kadar CHP ilçe teşkilatlarındaki o taciz/tecavüz olayları esnasında karşı karşıya gelmişlerdi. Hatırlayın hatta birbirlerine ağız dolusu laflar söylemiştiler hem de bütün kamuoyu önünde. Bu Barış Yarkadaş İstanbul’daki CHP teşkilatlarında olan tecavüz vakalarını en ince detayına kadar yazıp Canan Kaftancıoğlu’nun da bu olayları kapatmaya çalıştığını söylemişti. Böyle 20-22 tweetle anlatmıştı derdini ve hepimiz de takdir ettik bu Barış Yarkadaş’ı, “Ulan helal olsun be, adam çıktı delikanlı gibi soruyor hem de kamuoyu önünde, hesap ver diyor kendi partisinin il başkanına, vay be…” Bazıları da çıktı dedi ki “Bu yürek yemiş galiba.”

O arada bir ayrıntı vereyim size dostlar. Bu CHP teşkilatlarında bu tacizler, bu tecavüzler, bu kadına şiddet ve darplar olurken İstanbul’daki ve Türkiye’deki hiçbir kadın derneği, hiçbir sanatçı, hiçbir popçu topçu, aydın, akademisyen, gazeteci sesini bile çıkarmadı. Deve kuşu gibi hepsi kafalarını kuma gömdüler ama bu Barış Yarkadaş o esnada füze atıyordu kendi partisinin il başkanına… Tabii CHP İl Başkanı, bu eski CHP Milletvekili’ni de boş bırakmadı. Sosyal medyadan verdi buna ayarı verdi, “Kes sesini, sana mı kaldı bunları konuşmak?” tadında bir karşılık verdi. Tabii Barış Yarkadaş devam etti horozlanmaya, kuyruğu dik tutmaya çalışıyor. Sonra ne oldu biliyor musun? Bunu aforoz ettiler, Halk TV’den falan da kovdular bunu. Hani basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü falan diyorlar ya… Kendilerinin dirhem tahammülü yok. Bu Canan Kaftancıoğlu ile Barış Yarkadaş’ın arası limoniydi yani böyle yan yana gelmiyorlar. Böyle yan yana gelseler birbirlerini yiyecekler, birbirlerini yeseler doymazlar ama son dönemde sesleri dahi çıkmıyor. Neden? Çünkü tek düşman var, ona kilitlenmişler, onun için birbirini ısırmıyorlar.

Evet, bu CHP’deki taciz tecavüz vakalarının üzerinden yaklaşık 150 gün geçmişti ki bu Barış Yarkadaş’la Canan Kaftancıoğlu bir noktada buluştular. Yan yana gelmeyen bu Canan Kaftancıoğlu’yla Barış Yarkadaş ortak bir noktada buluştular.

O noktanın ismi ne biliyor musunuz? Nefret. Evet, nefret. Biri İslam nefretinde diğeri insan nefretinde ama en nihayetinde nefret sofrasında buluştular.

Hani derler ya; hoca hocayı tekke de, it iti suvatta bulurmuş diye.

Bu iki CHP’li Canan Kaftancıoğlu ile Barış Yarkadaş suvatta buluşmuş oldular bu mübarek ramazan ayında.

Suvat nedir bilir misiniz dostlar? Suvat, Anadolu’da böyle hayvanların su içmek için bir araya geldiği o derelerin kenarlarında, böyle hafif yüksekte ağaçtan veya taştan betondan yapılmış hayvan suluğu var ya, işte ona suvat derler.

Ve birileri hayali bir iftar sofrasında buluşurken bu mübarek ramazan günün de bazıları da suvatın başında buluşuyorlar.

İftar sofrasında buluşanlara selam olsun.

Kalın sağlıcakla.