BİZ DÜNYAYA FETİH MÜHRÜNÜ VURUYORUZ! – 19 Mart 2018

Tarihler boyunca savaşlar hiç bitmedi. Kimileri vahşet kimileri sömürge götürdü gittiği topraklara. Yetmedi tarumar ettiler, zulmettiler, mazlum halkların dillerini, dinlerini değiştirdiler, zihinlerini işgal edip kimliklerini silip attılar.

Ama birileri de vardı ki; gittiği topraklara şefkatini, merhametini, kardeşliğini, huzurunugötürdü.

Yetmedi mimarisini, adaletini, zenginliğini götürdü. İşgali-sömürgeciliği elinin tersiyle itip fetih kelimesini sadece dağlara, taşlara, toprağa değil gönüllere işledi.

600 yıl önce “Biz toprakları değil gönülleri feth etmeye geldik” diyerek Bosnayı feth eden Fatih, oraya Osmanlı’nın mührünü vurmuştu.

100 küsür yıldır himayemizden çıkmasına rağmen, savaşın en adi halini gören, soykırıma uğrayan Bosna’dan bu mührü silememişti, bu medeni görünen işgalciler.

Bosna’ya adım attığında selamlar seni Mostar Köprüsü, “Ben buradayım, Osmanlı burada”der Baş çarşı, sarar kucaklar seni Gazi Hüsrev Camii, yüreğini serinletir bir yudum içtiğinde Osmanlı Şehir çeşmesi.

Üsküp’te taş köprü, Selanik’te beyaz kule, Makedonya’da eyalet konağı, Beyrut’ta Osmanlı vilayet binası, Kudüs’te şehri çepeçevre saran Osmanlı surları. Yani Afrikadan, uzak doğuya, Amerikadan Avusturalya’ya kadar,

Hepsi birer mühürdür bunların ve bin yıl geçse de bu mühür bu topraklardan silinmedi ve silinemeyecek de.

Osmanlı’nın hayaleti silinmiyor, her yerde karşımıza çıkıyor ve bütün uğraşlarımıza rağmen bizi pençelerine almış rahat bırakmıyor diye New York Times makalelerinde de yer alan işte bu mühürdür.

Şimdi Afrindeyiz.

Yine aynı fıtrat, aynı ruhla yürüyoruz. Derdimiz işgal değil, sömürge değil, derdimiz fetih. O halde asırlar önce dedelerimizin vurduğu mührü şimdi biz vuracağız.

Vuracağız ki, Zeytin dalı harekatının ilk şehitlerinden Musa Özalkan’ın şehit olursam devletin ödeyeceği tazminat ile adımın verileceği bir kreş, anaokulu yapılsın vasiyeti boynumuzda kalmasın.

Şimdi görev beklemeden, büyük küçük, kadın erkek, zengin fakir demeden aksiyon alma zamanı.

Yiğitlerimizin teröristlerden temizlediği o topraklarda vakıflar, dernekler, kurumlar, işletmeler elini taşın altına koymalı, camiler, kreşler, okullar, kütüphaneler, hastaneler, çocuk parkları, köprüler, çeşmeler, aş evleri, çarşılar inşaa etmelidir.

Etmeli ki; yarın biz o topraklarda olamasak da yüzlerce yıl bizimle o toprakların bağı kopmamalı, buradan Türkler geçti izi kıyamete kadar sürmelidir.

Haydi o vakit. Fırsat bu fırsat. Tarih sahnesinde bir kez daha şanla boy göstermenin, aleme fethin ne demek olduğunu bir kez daha öğretmenin zamanıdır bugün.

Şairin de dediği gibi,

Bir ateş yakılır, sönmez bir daha
Bu bayrak gönderden inmez bir daha
İlkbahar hazana dönmez bir daha
Mevla yâd ellere yoldurmaz bizi