BOŞ YAPMA! TÜRKİYE ŞAMPİYONLAR LİGİNDE – 14 Mart 2021

Maşallah ülkemizin gündemi çarşamba pazarı gibi…

Bir tane kravatlı bir deli, kuyuya bir taş atıyor; televizyon ekranlarında 40 tane akıllı onu çıkarmaya çalışıyor. Bir de buna sosyal medyadaki yalanlar, o çarpıtmalar eklenince gel de ayıkla pirincin taşını… Onun İçin duyan var, duymayan var; bilen var, bilmeyen var. O yüzden bu konuyu es geçmek olmaz. Ayrıntılarıyla ele alıp, kafalardaki soru işaretlerini gidermek veyahutta da işin aslını astarını bilmeyenleri haberdar etmek gerekiyor.

Dostlar, 10 Mart’ta Türkiye için kritik öneme sahip büyük bir adım atıldı. Hatta dev bir adım desek daha doğru olur aslında.

Hani “enerjide dışa bağımlıyız” diye şikayet etmekten öteye gidemeyen, o devamlı ülkemizi başka devletle kıyaslayarak aşağılık kompleksine kapılan; kendi ülkesini, kendi devletini, kendi milletini tiye almayı marifet zanneden ama bu durumla alakalı, özellikle de enerji ile alakalı sorunun çözümü için ele avuca gelen bir tek çözüm önerisi dahi sunmayan ve buna rağmen boş boş konuşmaya devam eden bir zümre var ya, heh işte onların hayallerinin bile ulaşamayacağı kadar dev bir adım bu.

Görmüşsünüzdür ekranlarda veya sosyal medyada, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin’in katılımıyla Mersin Akkuyu’da Nükleer Güç Santrali’nin üçüncü ünitesinin temeli atıldı.

Peki, ne demektir bu? Bu hamle ne anlama geliyor, kısa veya uzun vadede ülkemize, milletimize ne faydası var bu işin? 5-6 dakikanız varsa, detaylı bir şekilde anlatalım onu size. En azından bir ortamda nükleer enerji muhabbeti geçerse sizin de söyleyecek birkaç tane sözünüz olsun.

Mersin Akkuyu Nükleer Santrali ile dünyada nükleer enerjiye sahip çok az sayıda bulunan büyük ülkelerden biri olma yolunda bir taş daha döşendi. O koca koca devletlerle kapışmak için adım adım yürüyoruz yani.

Belki hatırlamayanlar vardır, Akkuyu’nun ilk ünitesinin temeli 2018’de, ikinci ünitesinin temeli de 2020 yılında, üçüncü ünitenin temeli de 10 Mart’ta atıldı. Dördüncü ünitenin de inşaat lisansı da bu yıl içerisinde alınarak en kısa zamanda temeli de atılacak inşallah.

Birileri cumhuriyetimizin 100. yılında hala “10. Yıl Marşı” okuyup böyle bayrak sallamayı medeniyet zannederken, bu ülkenin derdiyle dertlenen o Anadolu evlatlarının bir başarısı olan Akkuyu Nükleer Santralinin ilk reaktörü, Cumhuriyetimizin 100. yılında yani 2023’te devreye girecek ve elektrik üretmeye başlayacak. Toplam 4 reaktörden oluşacak olan bu santralin diğer reaktörleri de peyderpey üretime geçecek.

Bu ne demek biliyor musunuz?

Türkiye, 100 yaşına bastığı yıl yani 2023’te nükleer enerji sahibi ülkeler ligine katılmış olacak ve enerji alanında bir üst levela çıkmış olacak. Bir üst lig derken; Amerika, Rusya, Çin, Fransa ve Japonya gibi dünyanın en büyük ekonomilerinin olduğu yerden bahsediyorum.

Toplam 4 bin 800 megavat kurulu güce sahip olacak olan bu Akkuyu santrali, yıllık 35 milyar kilovat saat elektrik üretecek yani bizim anlayacağımız, ülkemizin bütün enerji ihtiyacının yüzde 10’unu karşılayacak ve bu projenin inşaat sürecinde de 16 bin kişi, işletmesinde de 4 bin kişi iş imkânı bulacak. Hani işsizlikten dem vuruyorlar ya… Evet, ülkemizdeki işsizlik büyük problem ama bu sorunu öyle lak laka yaparak değil, yeni dünyanın standartlarına uygun böyle büyük projeler yaparak ancak istihdam sağlayabilir ve işsizliği minimize edebilirsiniz.

Çapına, etkisine, katkısına bakınca milletçe gurur duymamız gereken bir proje değil midir bu? Bence kesinlikle öyle ama enerjide dışa bağımlılığımızı azaltmak için çok büyük bir öneme sahip olmasına rağmen temelinin atıldığı ilk günden beri her zaman olduğu gibi birileri tarafından saldırıya uğruyor bu santral ve çeşitli yalanlarla, iftiralarla itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor.

Sözde çevreciler “Akkuyu Fukuşima olacak.” dedi, “Hava kirlenecek.” dedi, “Radyasyon yayacak.” dedi, “Çevresindeki canlı yaşamı bitirecek, su kaynaklarını kurutacak, tarım arazilerini zehirleyecek.” dedi. Dedi de dedi yani…

Bildiğiniz gibi bunlar, çeşitli kılıflar uydurarak ülkemizin yararına olan her şeye karşı çıkan, bu milletin adım atmasına alerjisi olan güruh. O yüzden ne dediklerine hiç kulak asmayın. O dünyanın çeşitli ülkelerinden binlerce bağışçısı bulunan ve böyle çoook duyarlı çevre eylemleri yaparak farkındalık oluşturmanın ve dikkat çekmenin peşinde olan Greennpeace Avrupa merkezli olmasına rağmen hiçbir Avrupa ülkesini direkt hedefine almaz. Onların derdi bizim gibi ülkelerdir.

Gelin ben size nükleer enerjinin öneminden ve Akkuyu Nükleer Güç Santralinin sahip olduğu belli başlı bazı özelliklerden bahsedeyim.

Öncelikle Akkuyu’yu Japonya’da bulunan Fukuşima ile kıyaslamak yanlış bir kıyas. O eski bir santraldi, bizdeki Akkuyu ise son teknoloji ile inşa edilen ve Fukuşima’ya göre çok daha ileri güvenlik sistemlerine sahip olacak bir nükleer santral. Bizdeki Akkuyu’da çift koruma kalkanı olacak ve soğutma sisteminde de atmosferik hava kullanılacak. Bu sistem -Allah korusun- santralde bir kaza olsa bile çevreye radyasyon sızıntısını önlüyor. Deprem, hortum, kasırga, işte toz fırtınaları hatta uçak çarpması gibi kazalara karşı bile dayanıklı olarak yapılıyor.

Japonya’da ki Fukuşima’yı örnek alırsak; orada önce deprem oldu, sonrasında da tsunami ve santrali su bastı, elektrikler kesildi. Fukuşima’daki deprem 9 şiddetindeydi ama bizdeki Akkuyu 9,5 şiddetine dayanaklı olacak ve deprem anında da santralin güvenlik sistemi devreye girecek ve böylece normal çalışmasına da devam edebilecek. Elektrikler kesilse bile pasif güvenlik sistemleri soğutma suyunu reaktörden çıkararak, reaktörün ısınmasına izin vermeyecek. Zaten santral, atmosferdeki havayı kullandığı için de ve bu hava da hiçbir zaman bitmeyeceğinden ısı düşürülerek santral soğutulacak yani dostlar her türlü senaryoya karşı son teknolojiye sahip farklı farklı güvenlik tedbirleri alınmış durumda.

Çevre konusunda gelecek olursak; nükleer enerji, sıfır emisyonla çalışan, çevreye hiçbir zararı olmayan ikincil en düşük karbonlu kaynak durumunda.

Nükleer güç santralinin çevreye yapacağı radyasyon etkisi işte petrol, kömür ve akaryakıt ile çalışan, o zararlı maddeleri havaya atan elektrik santrallerinden bile daha düşük. Enerji üretimi için yapılan bütün işlemler kapalı ve korunaklı alanlarda gerçekleştirilip dışarıya yalnızca temizlenmiş hava bırakılıyor.

Bu tedbirlerin hepsinin yanında santral, tarım ürünlerine ve bölgedeki sulara da zarar vermiyor. Çevreye ve sulara herhangi bir kirletici kimyasal madde bile atılmıyor. Mesela Rusya’da, her yıl böyle nükleer güç santrallerine yakın bölgelerinde balık tutma yarışmaları yapılıyor ve tutulan balıklar da kontrol ediliyor. Sonuçlarına baktığımız zaman balıkların ve suyun, diğer bölgelerde bulunanlardan hiçbir farkı olmadığı da açık açık ortaya çıkıyor yani bu konuda da içiniz rahat olsun.

Peki, bu santral enerji anlamında bize ne katacak?

Dostlar hepimizin bildiği gibi bizim ülkemiz petrol ve doğal gaz gibi en çok ihtiyaç duyulan o enerji kaynakları açısından zengin bir ülke değil. Daha doğal gazı yeni bulduk ve teknolojinin her yıl büyük bir hızla gelişmesi sonucu ortaya çıkan elektrik enerjisi ihtiyacını da bir şekilde karşılamamız gerekiyor. Barajlardan, rüzgarlardan, efendim güneşten, doğal gaz ve benzeri kaynaklarla üretilen elektrik enerjisi de bir yere kadar yetiyor. Bu yüzden, nükleer enerji, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin enerji arz güvenliğinin garantisi açısından çok önemli bir role sahip.

Dünyada 33 ülke nükleer enerjiden faydalanıyor. 94 nükleer reaktöre sahip olan Amerika bu konuda ilk sırada. Onu Fransa, Çin, Rusya, Japonya ve Güney Kore takip ediyor. Görüyorsunuz değil mi nükleer enerjiyi kullananları? Dünyanın en zengin ve en gelişmiş ülkeleri.

Bunun yanında petrol zengini Birleşik Arap Emirlikleri’nde bile nükleer santraller geçen yıl faaliyete başladı.

Mesela Fransa, elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 70’ini nükleer enerjiden sağlıyor. AB ülkelerinde bu oransa yüzde 24 oranında, ABD’de yüzde 20, Türkiye’de Akkuyu Nükleer Santrali ise ülkenin elektrik ihtiyacının yüzde 10’unu karşılayacak. Hem de bunu 80 yıl boyunca garanti altına almış olacak. Başka yerlere yapılması planlanan yeni nükleer santrallerle birlikte de bu oran giderek daha da artacak.

Birde bunun yanında yaptığımız büyük barajlar var. Artvin Yusufeli Barajı gibi… Oralar da elektrik üretecek.

Özetle şunu söyleyelim:

Akkuyu Nükleer Güç Santrali, her ne kadar bir heykel kadar önemli olmasa da eski Türkiye’deki o karanlık günlerin bir daha yaşanmaması için ülkemizin teminatı olacak inşallah… O yüzden bu proje 7’den 70’e hepimizi alakadar ediyor. Hatta bir şey söyleyeyim mi? Bu dev eserler gelecek nesillerimizin dahi hayatına dokunuyor.

Hee, “Benim elektrikle işim yok, ben elektrik kullanmıyorum, gaz lambası yeter bana. Hem güzel, böyle loş da bir ortam oluşturuyor, nostalji de oluyor diyorsanız veyahutta da ben dünyanın 200 yıl önceki hali gibi bir hayat sürmek istiyorum, o yüzden ben bu santrale karşıyım.” diye düşünenler varsa onlara diyecek bir sözümüz yok.

Ama biz yarınlara aydınlık bir Türkiye bırakmak için ortaya konan gayreti alkışlıyoruz ve başta milleti için gecesini gündüzüne katan Cumhurbaşkanımıza ve onun ekibinde bulunan Enerji Bakanı Fatih Dönmez’e ve bu dev eserin meydana gelmesinde zerre miskal dahi katkı sunan mühendislerimize dua ediyoruz ve teşekkür ediyoruz.

Yani dostlar diyoruz ki, “Yakın ışıkları geleceğimiz aydınlansın.”

Kalın sağlıcakla.