BÖYLE İKİYÜZLÜLÜK DÜNYADA YOK – 07 Şubat 2021

Şu kısacık ömrümüzde o kadar çok ikiyüzlü insan, o kadar çok ikiyüzlü kurum gördük ki, bundan sonra da neler göreceğiz, bilmiyoruz.

Bir olayın ne olduğundan, nasıl olduğundan ziyade; olayı kim yapmış, bu yapan bizden mi değil mi veya bu olayın sonucu kime yarıyor gibi durumlara bakıp da fırıldak gibi dönen, bazen de devekuşu gibi kafasını kuma gömünce her şeyin normal seyrinde gideceğini zanneden pişkinleri de maalesef gördük.

Çocuk tacizi konusunda duyar kasan, insani ve ahlaki değerlerle en hararetlisinden açıklama yapanların o beyaz yakalı sunucu bozuntusu Murat Başoğlu’nun, abisinin kızı ile uygunsuz yakalanınca dut yemiş bülbüle döndüklerini de gördük.

Kadına şiddet veya kadına tecavüz konularında kurmadıkları dernek kalmayan, mor halkalılarından oturma eylemlerine, yabancı basına demeçler vermelerinden toplantılara, yürüyüşlere kadar adeta bir kadın hakları jandarması gibi meydanlarda volta atanların; CHP teşkilatlarında olan ve ardı ardına da basına düşen o taciz- tecavüz olaylarına nasıl sessiz kaldıklarını ve bu sessiz kalmalarıyla da 21. yüzyılın ikiyüzlüler listesine nasıl girdiklerini de gördük.

Mart ayındaki yerel seçimler öncesinde PKK terör örgütünün başı terörist Abdullah Öcalan’ın kardeşi Osman Öcalan’ın TRT Kürdi’ye çıkarılması olayı vardı, hepiniz biliyorsunuz onu. Bu olayı kim düşündüyse kim yaptıysa o zaman da söyledik, bugün de söylüyoruz; baştan aşağıya hataydı! Ve bu millet de bu hatanın bedelini seçimlerde ödetti. O günlerde bu olayın üzerinden ortalığı ayağa kaldıranlar, bugün PKK terör örgütünün siyasi lideri olan o kravatlı, eli sazlı terörist Selahattin Demirtaş için özel programlar, tiyatro gösterileri, şiir geceleri yapıyor. Kimisi de kahvaltı davetine, kahve ikramı ile karşılık veriyor. Yok yok o kahve ikramına, kahvaltı daveti ile mi cevap vermişti Merak Akşener? Neyse…

Nihayetinde nereden bakarsan bak ikiyüzlülüğün daniskası…

2007 yılında başörtüsü zulmüne son vermek için AK Parti ile MHP kanun düzeltmesi yapıp Meclis’e getiriyor. O dönem “Laiklik elden gidiyor”, işte “Burası Mustafa Kemal’in Türkiye’si”, “Burası İran değil, Cumhuriyetin temeline dinamit koyuluyor.” diye, Anayasa Mahkemesine koşup başörtüsü özgürlüğünü durdurmaya çalışan CHP ve onun o zaman ki grup başkanvekili olan Kemal Kılıçdaroğlu, Saadet Partisinin televizyonu TV5’e çıkıp “Başörtüsü zulmünü bu ülkede CHP kaldırdı.” dedi. Oradaki o abdestli, namazlı programcılar da, o kanalın yöneticileri de böyle bön bön baktılar ona.

Ama gerçi bu ikiyüzlülük falan değil. Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu hasta hasta. O adam hasta, ne yapsa yeridir.

Neyse dediğimiz gibi, son 20 yılda ortam gereği, makam gereği, ideolojisinden dolayı, kiminin de nefretinden dolayı dönme dolap olduğu, ikiyüzlülükte Nirvana’ya ulaşan o kadar çok insan, kurum, dernek, siyasetçi, parti gördük ki artık bu tavırlar ve bu kıvırmalar çok normal gelmeye başladı bize.

Dün camilerde Yasin okuyanlar, bugün Kâbe’ye saldıranlara kol kanat geriyor, dün Deniz Gezmiş’e, Mahir Çayan’a “eşkıya” diyen, “terörist” diyenler, bugün CHP’den Ankara’ya belediye başkanı oluyor.

Dün başörtülülere “öcü” diyen, “karafatma böceği” diyen, üniversite kapılarında başörtüsü nedeniyle coplananlara “Yallah Arabistan’a” diyenler, bugün başörtülülere “cici kız” iltifatı yapıyorlar.

Dün “Kahrolsun Amerika” diyenler, “Amerika’nın bilmem kaçıncı filosunu Dolmabahçe’den denize döktük” diyenler, “Kahrolsun kapitalizm” diye slogan atanlar, oturmuş Amerika’dan yani kapitalist yapılardan “Kurtar bizi” diye medet umuyorlar, hatta “Kahrolsun Amerika” sloganı yerine “Kahrolsun devlet, kahrolsun polis!” sloganı atıyorlar.

 Son dönemdeki ikiyüzlülükleri anlatmaya devam etsek bir saat sürer ama iki gün önce öyle bir ikiyüzlülük, öyle bir pişkinlik, öyle bir tilkilik gördüm ki ulan dedim…

 Nasıl bir zaman da, nasıl bir ortamda, nasıl bir dünya da yaşıyoruz be?

FETÖ’cüsünden Atatürkçüsüne, PKK sempatizanından eski ülkücüsüne, sapkınından, sapığından Milli Görüşçüsüne kadar, haininden, gazetecisinden, aydınından kokoşuna kadar… Hani topunuz gelin demişti ya, işte hepsi toplaşıp Bremen Mızıkacıları gibi Boğaziçi Üniversitesinin üzerinden harekete geçtiler. Hem de el ele, kol kola…

Tabii devlet de duruma el koydu! Öğrenci maskesi altında ortalığı yakıp yıkan, terör örgütü üyelerini tek tek gözaltına altı.

Ve…

BM İnsan Hakları Yüksek Komitesi bir açıklama yaptı. İşte bahsettiğim ikiyüzlülük bu.

Protestocuların derhal serbest bırakılmasını emretti bize. Birde ekledi, “Yetkililerin sapkınlara karşı yaptığı açıklamayı da kınıyoruz.” dedi.

Batı ne diyor? İnsan hakları. Hangi insan hakları?

Irak’ta iki milyon insan katledildi. Ebu Gureyb hapishanesinde binlerce Iraklı Müslüman kadına tecavüz edildi.

Bir şey dedi mi bu Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği? Yok!

Yemen’de 90 bin çocuk açlıktan öldü. O İngiliz maşaları emirler, veliahtlar Yemen’i açık cezaevine çevirdi. Birleşmiş Milletlerden bir tane çağrı geldi mi? Yok!

Suriye’de 600 bin Müslüman kadın, çocuk, yaşlı öldürüldü. Hem de Amerika’nın verdiği o silahlarla ve Fransa’nın sağladığı o lojistik destekle.

Çocukların o küçücük bedenleri, Akdeniz’in, Ege Denizi’nin sahillerine vurdu. Ses çıktı mı bu Birleşmiş Milletlerden? Yok!

Mısır’da darbe oldu darbe. Seçilmiş Cumhurbaşkanı tutuklandı, hapse atıldı. Tiyatro gibi mahkemelerde yargılandı ve dünyanın gözü önünde zehirlendi ve öldürüldü.

Bu darbeye, bu diktatörlüğe, bu zulme ses çıkaran 3 bin Mısırlı genç kurşuna dizildi.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinden bir tek ses çıktı mı? Yok!

15 Temmuz gecesinde Türkiye işgal edilmeye çalışıldı, milletin Meclis’i milletin uçaklarıyla bombalandı. Tanklarla, helikopterlerle sivil insanların üzerine ateş açıldı. 251 vatandaşımız hayatını kaybetti. Bu Birleşmiş Milletlerden tek bir ses çıktı mı, duydunuz mu? Yok!

Şimdi yeni bir Gezi terörü estirmek isteyenlerin o kukla gibi kullankları öğrenci görünümündeki terör sempatizanlarına ve ahlaksız, saygısız sapkınlara kol kanat geriliyor.

İşte ikiyüzlülerin, pişkinlerin ve aymazların vaaz verdiği bir yerde fitne kol gezer arkadaşlar. Fitne zamanı da nasıl hareket etmemiz gerektiğini, kimin yanında durmamız gerektiğini İmamı Şafi çok güzel açıklamış:

“Fitne zamanı neyin doğru, neyin yanlış olduğunu nasıl anlayacağız?” diye sormuşlar İmamı Şafi’ye. İmamı Şafi de, “Düşman oklarını takip edin, onların gittiği yer Hak’tır ve doğrudur. Onu tutun ve ayağa kaldırın.” demişti.

Biz de toplaşan bütün düşmanların tek hedef olarak gördüğü adamı, ne olursa olsun, hangi şartlarda olursa olsun, ne kadar eksiği gediği olursa olsun yalnız bırakmayacağız.

Adam dedim. Kim olduğunu herkes biliyor değil mi?

Bazıları ona “Uzun Adam” diyor, bazıları ona “Tek Adam” diyor, bazıları da ona “Yalnız Adam” diyor ama hepsi de “Adam” diyor ona. Bizler de “Reis” diyoruz ona. Allah onu bu milletin başından eksik etmesin.

Kalın sağlıcakla.