BU 14 ŞUBAT ÇOK ANLAMLI ÇÜNKÜ…

Bugün 14 Şubat yani Sevgililer Günü…

Herkes elinde çiçekle, hediyeyle, böyle rengârenk balonlarla dolaşıyor sokakta demek isterdik ama bu sene öyle olmuyor maalesef. Pandemi, sevgilileri de vurdu anlayacağınız.

Zaten bir araya gelmenin riskli olduğu şu dönemde Sevgililer Günü de hafta sonu sokağa çıkma kısıtlamasına denk gelince hediyeleşmeler de uzaktan oluyor mecburen.

Muhtemelen hafta sonu yasaklarında tek açık yer olan marketler, bugün kafelerin görevini de üstlenecek. Hediyesini böyle yüz yüze vermek isteyenler markette buluşup hediyeleşecekler. İlginç şeyler yaşıyoruz son bir yılda.

Neyse, biz asıl konumuza dönelim. Ben böyle geçmişiyle ilgili çok şey bilmediğim özel günlerle alakalı ufak bir araştırma yapar, bir şeyler okur, bir şeyler kurcalarım. Bu gün nereden çıkmış, kim tarafından ortaya atılmış, eskiden nasıl anılıyormuş, nasıl kutlanıyormuş falan diye bir göz gezdiririm olana bitene.

Bizim Sevgililer Günü yani 14 Şubat diye bildiğimiz günün gerçek ismi Aziz Valentine Günü aslında. Kökeni, Roma Katolik Kilisesi’nin inanışına dayanıyor. 14 Şubat’ın Aziz Valentin’in doğum veyahutta da ölüm tarihiyle de herhangi bir alakası yok.

Kuşların eşlerini seçtikleri tarih olarak inanılan 14 Şubat, bir İngiliz şair tarafından romantizm ve aşk ile ilişkilendirilince Sevgililer Günü’ne dönüşmüş.

Yaşadığı dönemin imparatorunun yasağına rağmen Hristiyan çiftlerin evlendirilmesine yardımcı olduğuna dair böyle efsaneler anlatılan Aziz Valentin’in anısı da bu günle birleşince olmuş sana Aziz Valentine Günü…

1800’lü yıllarda Amerikalı bir sanatçı ve iş kadınının ilk Sevgililer Günü kartını yollamasıyla da yürümüş gitmiş ve şimdilerde de haliyle tüm dünyada kutlanır hale gelmiş.

Tabii 14 Şubat’ın ekonomik büyüklüğü dikkate alındığında “İhtiyaç dışı tüketimi teşvik eden Kapitalizmin oyunlarında biri” desek yalan söylemiş olmayız. Zira sadece ABD’de hediye ve kutlama yemeği gibi etkinlikler için kişi başı yaklaşık 150 dolar harcıyorlarmış. Bizim paraya çevirince de bin liraya denk geliyor. Kişi başı bin lira! Paraya bak be! Hakikaten Sevgililer Günü ama parayı kazananlar için. 

Neyse, biz yine de iyi yönden bakalım. Türkiye’de de 14 Şubat sebebiyle çiçekçilere hafta sonu satış yapabilmeleri için özel izin verilmiş. Şu korona günlerinde sıkıntı çeken esnafın bir kısmı da nasiplenmiş olacak böylece.

Zaten ben de “yok işte bu Hristiyan âdetidir, işte kutlanması özümüze aykırı” gibi laflar falan etmeyeceğim. Ben işe hediyeleşme boyutundan bakıyorum. Dinimize göre de hediyeleşmek sünnettir.

Hem bizim için sevgili, sadece karşı cinsten biriyle muhabbet kurmak anlamına gelmiyor. Annemiz de sevgilidir, babamız da; eşimiz de sevgilidir, oğlumuz da kızımız da sevgilidir bizim için. İşin özünde sevmek varsa bize uyar abi.

Yine dinimize göre sevgili deyince bizim aklımıza “Sevgililer Sevgilisi” Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed gelir en başta.

İşte benim asıl anlatmak istediğim mesele de burada başlıyor. Tesadüfe bakın ki bu sene popüler kültürdeki o Sevgililer Günü ile Müslümanların Sevgililer Günü diyebileceğimiz üç ayların başlangıcı aynı zamana denk geldi.

Evet, çok şükür ki dün itibarıyla manevi bir iklime girdiğimiz üç aylara bir kez daha kavuştuk. İnşallah bu mübarek ayları hakkıyla yaşayabiliriz. Zira bize dini hissiyat ve ibadet yoğunluğu eşliğinde gündelik hayatımızı sorgulama, yenileme ve zenginleştirme fırsatı sunuyor bu üç aylar.

Peygamber Efendimiz bu ayların önemini anlatırken, “Recep Yaradan’ın ayıdır, şaban benim ayımdır ve ramazan da bütün ümmetin ayıdır.” dediği rivayet ediliyor yani şu an Yaradan Allah’ın ayındayız. Bunu bilip kendimize ona göre çeki düzen vermeye hemen başlamalıyız ki Peygamberimizin ve ümmetin aylarına ulaşabilirsek onları da hakkıyla yaşayabilelim.

Yine bu ayların değerini ifade eden bir diğer önemli özellik ise bizim için mübarek olan beş kandil gecesinden dördünün bu aylar içerisinde olması. Önümüzdeki ilk cuma gecesinde Regaib Kandili’ne, bu ayın yirmi yedinci gecesinde peygamberimizin ruhen ve bedenen Allah’ın huzuruna çıktığı Miraç Kandili’ne, şaban ayının on beşinci gecesinde de Allah’ın günahlarımızı affettiğine inandığımız Berat Kandili’ne ve ramazan ayının yirmi yedinci gecesinde de, bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ne kavuşacağız inşallah.

Yani Allah’ın rahmeti ve merhameti üzerimize yağmur gibi yağacak bu güzel aylarda inşallah. İşte bu mübarek sağanaktan ne kadar faydalanacağımız, kovalarımızı ne kadar dolduracağımız asıl mesele bence bu.

Namaz, oruç, dua, zikir ve hayırlı işlerle daha fazla meşgul olarak değerlendirmeliyiz bu ayları yani dünyalık işlerden mümkün olduğunca uzaklaşıp dünyaya asıl gönderilme sebebimize odaklanmalı ve ahirette gireceğimiz o büyük sınava hazırlanmalıyız dostlar.

Bu ayların insani özelliklerimizin olgunlaşmasında ve irademizi kontrol altında tutmada rolü büyüktür. Bu ayların feyzinden ve bu aylarda bulunan kandillerin rahmetinden istifade edip ramazan ayında ise her türlü kötülükten kendimizi uzak tutarak insanî vasıflarımızı artırmaya gayret etmeliyiz. Biraz vaaz gibi oldu ama artık idare edin dostlar. Bol bol istiğfar etmeli, Kur’an okumalı ve Kur’an’ı yaşamalıyız.

Recep ve şaban ayları, rahmet ayı olan ramazanı karşılayan ve onu müjdeleyen aylardır. 11 ayın sultanı ramazanı hakkıyla yaşayabilmek, o manevi huzuru iliklerimize kadar hissedebilmek için recep ve şaban aylarında kırmalıyız direksiyonumuzu o manevi dünyanın tertemiz yollarına.

Yoksa bu ayları boş boş geçirip, manevi yönden hazırlıksız bir şekilde ramazana girersek, o havayı yakalayana kadar ramazanı da boşa harcayıp midemizi aç bıraktığımızla kalırız.

Sözlerimizi Peygamber Efendimizin bu güzel aylara ilişkin bir başka hadisiyle bitirelim;

“Allah’ım! Recep ve şabanı bize mübarek kıl! Bizi ramazana ulaştır.”

Evet dostlar, Sevgililer Günümüz kutlu olsun, hayırlı olsun, mübarek olsun.

Kalın sağlıcakla.