NE İŞİMİZ VAR IRAK GARA’da? – 15 Şubat 2021

Sevgililer Günü’nde yurttan ve dünyadan böyle türlü haberler gelirken, magazin sayfaları ponçik sevgililerin son fotoğraflarını büyük bir iştahla paylaşırken ülkemizde 13 ocağa ateş düştü. 13 annenin yüreğine, 13 babanın ciğerine, 13 eşin, 13 kardeşin gönlüne kor ateşler düştü. Irak’ta, Gara Dağı’nda 13 sivil ve silahsız vatandaşımız bir mağarada şehit edildi, daha doğrusu infaz edildi.

Ağızdan ne kadar da kolay çıkıyor değil mi? 13 vatandaşımız şehit oldu. Tabii, hep beraber kınayalım önce, sonra kapı arkası avuçlarımızı ovuşturarak ortaklıklara, görüşmelere, buluşmalara devam edelim değil mi? Yok! Yok yok, bu defa yemezler. Bu defa o siyasi manevralarınıza susmayacak bu millet.

Öyle sosyal medya hesaplarından Eren Bülbül için, Yasin Börü için üzgün olduklarını söyleyenler, onların acısını paylaşıyoruz diyenler, ailelerine sabır dileyenler, Gaffar Okkan’ın şehit edildiği günün yıl dönümünde mesaj atanlar… Yahu bu isimleri kim şehit etti, kim vurdu Eren’i, Fethi Sekin’i kim öldürdü, Yasin Börü’yü kim katletti? Söylemiyorlar. Bunlar kendi kendine mi öldü? Gara’da vatandaşlarımızı kim infaz etti? Teröristler. Peki kim bu teröristler, neden PKK diyemiyorlar, neden kahrolsun PKK, lanet olsun bu PKK ile iş tutanlara diyemiyorlar? Ortada bir olay varsa mutlak bu olayın faili de vardır ama eylemi lanetleyip de eylemi yapan hainin ismini, cismini belirtmiyorsan yaptığın şark kurnazlığıdır, kelime oyunudur, olayı geçiştirme ve perdeleme çalışmasıdır. Hee diyeceksin ki, “Mecbur muyum senin istediğin gibi açıklama yapmaya?” Yooo ama o zaman susacaksın. Her zaman yaptığın gibi 3 maymunu oynayacaksın. Çünkü bu yaptığınızla milleti aptal yerine, salak yerine koyuyorsunuz.

Bakın, PKK terör örgütünün Kandil’den sonraki en önemli stratejik noktası, Türkiye sınırından yaklaşık 40 kilometre uzaklıkta olan ve Türkiye’ye teröristleri sızdırma adına üs olarak kullandıkları Gara bölgesidir ve Türkiye, şubat ayının başından itibaren Gara bölgesinde “Pençe-2 Operasyonlarını” sürdürüyordu. Yıllarca ülke içerisinde terörle boğuşan Türkiye, son 4-5 yıldır terörü sınırlarının dışına itmiş ve sınır dışında da hepsinin defterlerini de dürmeye başlamıştır. Onun içindir ki son 3-4 yıldır Ankara’da, İstanbul’da, İzmir’de bombalar patlamıyor, insanlarımız hayatlarını kaybetmiyor.

Bazıları ağızlarında geveleyip duruyor, “Ne işimiz var Irak’ta, işte Gara’da?” Öyle mi? Başkasının topraklarında niye operasyon yapıyormuşuz… Sınırımızdan 40 kilometre uzakta olmak ne demek biliyor musunuz? Evimizin yanı demek, kapımızın arkası, bahçemizin ardı, soframızın başı, mahallemizin köşesi demek. Ne demek ya ne işimiz var oralarda? Ne demek her şey bitti de Gara mı kaldı bir tek geride?

İyi dinleyin iyi!

Amerika Başkanı Biden’ın, göreve gelmeden önce yaptığı “muhalefeti destekleyip Erdoğan’ı devirmeliyiz” açıklamalarından sonra, bu ülkede bu duaya amin diyenler bacak bacak üstüne attı ve oturdu işaret bekliyorlar. Bir an evvel onlar için yazılan senaryonun ellerine geçmesini ve nasıl davranacaklarını, nerede, ne şekilde hareket etmeleri gerektiğinin emrini bekliyorlar. Devamlı istişarelerde bulunurken, tesadüfe bakın ki renklerin kardeşliği edebiyatı altında sürekli HDP ile poz verme peşindeler. O gülümseyen suratlar, böyle salyaları aka aka yazılan o sahte tweetler, hep bir başkasının ağzından yapılan konuşmalar…

Kınıyoruz diyorlar. Neyi kınıyorsunuz ya? Yahu kimi kınıyorsunuz veyahutta da kimi kandırmaya çalışıyorsunuz? PKK demeden yapılan açıklamalarla kimi kekliyorsunuz? Terör örgütünün siyasi uzantısı olan o partinin temsilcileriyle el sıkışarak siz kimi kandırıyorsunuz? Aşağıya bakmayacağız diye boğazı yırtılana kadar bağıranlar, bayrak sallayanlar, siyasetçiler, şarkıcılar, türkücüler, saat 21.00 olduğu zaman camlara çıkıp tencere tava çalanlar, o eli kanlı teröristlere özgürlük isteyenler; sahiden lanetliyor, kınıyor musunuz bunları? PKK’ya terör örgütü bile diyemeyenleri, onlarla iş birliği yapanlara ses çıkarabiliyor musunuz?

Biz duymuyoruz, sesiniz gelmiyor. Çünkü hepiniz deve kuşu gibi kafanızı kuma gömdünüz!

Ülkemde Gara şehitleri var bugün, bırakın poz kesmeyi!

Hepiniz birleşip tweetler attığınız, özgürlük mavalları çığırdığınız, 3-5 oy daha alacağız diye onurunuzu yüreğinizi yerlere paspas ettiğiniz, gazetelerinizden “yerlere izmarit dahi atmayan çevreci çocuklar onlar” dediğiniz; akademisyenlerle, aydınlarla bir araya gelip adlarına barış bildirgeleri imzaladığınız o teröristler bir ömür yüreğinin içinde cayır cayır yanacak bir ateş bıraktılar o anaların kalbine… Onun İçin çekin gözümüzün önünden o sahte kınamalarınızı.

HDP’nin siyasi çizgisini beğeniyorum deyip o ekranlardan tebessüm edenler; sizin kar tatilinizi ıskalamak istemediğiniz evlatlarınız vardı ya, hani kayağa gittiğiniz ve “çocuklarımın en güzel zamanlarını ıskalamak istemem” diye açıklamalarda bulunduğunuz… İşte bugün de evlatlarının en güzel zamanlarında onların şehit haberlerini alan analar babalar var. Onun için siz yeter ki susun. Susun da, daha fazla o ailelerin ciğerlerini kavurmayın, yüreklerinde yanan ateşe odun taşımayın bari.

Hiç kimse ama hiç kimse artık ikiyüzlülük maskesini suratına çekmeye kalkmasın. Bu saldırının arkasında kimler olduğunu, kimlerin desteklediğini, onlara içimizden kimlerin omuz verdiği ortadadır. Amerika’nın verdiği o silahlar, Avrupa’nın verdiği cesaret ve içerideki satılıkların verdiği destek bellidir, nettir, açıktır.

Onun için bu saatten sonra teröristlere değil silah veren, değil destek veren, onlara moral verenler dahi bu milletin en büyük düşmanıdır.

Öyle bir ince çizgideyiz ki, ne olursa olsun… Ben buradan sesleniyorum:

Saadet Partisi ve İYİ Parti bu ortaklıktan, bu sırnaşmadan, bu anlama ve anlaşma gayretinden vazgeçmelidir. Siyasi yarış değildir artık bu. Terör elebaşlarıyla, onların destekçileriyle, onların siyasi uzantılarıyla sıkıştıkları ellerini temizlemeli, aklamalı ve vatanını, bayrağını seven millî seçmenin yüreğine su serpmelidir bu partiler. Yıllarca, on binlerce evladımızı kaybettik. Akşam yemeklerinde otururken gelen haberlerde boğazlarımız düğümlendi. Sokakları ateşe verdiler, ortalığı karıştırdılar. Artık o karanlık günlere dönmeyecek bu ülke.

O süslü kelimelerle edebiyat yapma sırası değildir bugün. Kelime oyunlarıyla akıl bulandırma günü hiç değildir. Acaba bize küserler mi diye konuştuğu cümlelerde dahi kelime seçen her kim varsa unutmasın ki; elbet bir hesap günü vardır, hem de hepimiz için. Hem bu dünyada, hem bu dünyada millet nazarında hem de Allah’ın huzurunda.

Gerçek niyetinizi saklamaya çalışmayın, sinir uçlarımızla oynamayın, şehitlerimizin üzerinden bile siyasi entrikalar çevirmeye kalkmayın. O cenazelerinde yumruk yediğiniz ve cenazelerinde istenmediğiniz ailelerin acısını yalandan paylaşıyoruz gibi yapıp da daha fazla rezil olmayın, ülkenin tüm istikbalini Amerika’ya bağladığınızı örtmeye kalkmayın, o Yunan gazetelerinde çıkan manşetlere destek verip ülkendeki 13 şehit anasının, 13 şehit ailesinin acısına susarak ben bu toplumun sanatçısıyım, yazarıyım çizeriyim demeyin artık!

Ve ezcümle, biz dün Malazgirt’te ve sonrasında olduğu gibi acımızla dişimizi sıkarız ve topunuzla mücadele ederek hedefimizden bir milim dahi sapmadan yürüyüşümüze devam ederiz. Bunu herkes böyle bilsin!

13 Gara şehidimize ve tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Milletimizin başı sağ olsun.

Kalın sağlıcakla.