DÜNYANIN 30sn SÜREN EN KISA İFTARI – 14 Nisan 2021

Son 1 yıldır dünyanın şimdiye kadar gördüğü en büyük salgınlardan biriyle mücadele etmemize ve dünya genelinde de 3 milyona yakın insanın bu illetten ölmesine rağmen bu sene de ramazan ayına kavuşabilenlerden olmayı nasip etti Rabbimiz. Binlerce şükürler olsun.

Ömer Döngeloğlu hoca gibi öyle güzel adamları yolcu ettik ki bu son geçen 1 yılda, artık onlarsız yaşayacağız ramazanları. -ulan var ya, Bekir Develi bile TRT’de ramazan programı sunmuyor, öyle bir haldeyiz yani, neyse- Ama dedim ya yine de binlerce şükürler olsun ki kavuştuk bu yıl ki ramazana.

Bütün İslam âlemi için 11 ayın sultanı olan bu mübarek ay, rahmetiyle, bereketiyle, neşesiyle, huzuruyla, mutluluğuyla beraber geldi. Her ne kadar geçmiş ramazanlarda olduğu gibi öyle kalabalık iftar sofralarında veyahutta da sahur sofralarında oturamasak da, teravih namazı için doluştuğumuz o camilerde hep beraber secdelere varamasak da ramazanın o manevi atmosferi ve ruhu yüreklerimizi ısıttı. Korona nedeniyle ölümün hiç olmadığı kadar yakınlarımızda kol gezdiği şu günlerde yeniden bir yaşama sevinci kattı hepimize.

Ramazanın ilk günü, ilk orucumuzu açtığımız dakikalarda, Türkiye olarak güzel bir görüntüye şahitlik ettik. TFF 1. Lig’de Giresunspor ile Keçiörengücü arasından oynanan futbol maçında, kalecilerden birinin sakatlanması sebebiyle oyun durunca bazı futbolcular hemen yedek kulübesine doğru koştular ve oruçlarını açtılar. Kendilerine verilen hurmayı ve muzu hızlıca yedikten sonra bir bardak da su içtiler. Yaklaşık 30 saniye süren bu kısa iftardan sonra maça kaldıkları yerden de devam ettiler.

Evet, dünyanın en kısa süren iftarını canlı yayında izledik. Fiziksel güce ve enerjiye dayalı bir spor olmasına rağmen oruçlarını ikinci plana atmadan hem ibadetlerini yapan hem de işlerinin hakkını layıkıyla yerine getirmeye çalışan futbolcuların bu görüntüsü o kadar çok beğenildi ki milletimiz tarafından elden ele yayılmaya başladı. Sosyal medyada paylaşım üstüne paylaşım yapıldı. Kimi gurur duyduğunu söyledi kimi gördüğü manzaradan çok mutlu olduğunu bazıları da “Çok fena duygulandım abi, çok fena duygulandım be.” diye yazdı.

Ben de görüntüyü izleyip altına yazılanları okuyunca şöyle bir oturdum düşündüm. İyi de biz böyle bir görüntüden neden bu kadar çok mutlu oluyoruz? Müslümanlar için çok sıradan bir durum olan veya olması gereken bu görüntü bizi neden bu kadar çok şaşırtıyor veya heyecanlandırıyor? Biz ezici çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede yaşamıyor muyuz? He?

Evet, doğru. Kâğıt üstünde ülkemizin yüzde 90’ından fazlası Müslüman ancak dinimizin hayatımıza yansımasına bakarsak bu oran kaça kadar düşer inanın tahmin bile edemiyorum. Özellikle futbol, basketbol gibi böyle popüler sporlarda Müslümanların özel günlerine yönelik hiçbir hassasiyet yok. Bu hassasiyeti öyle İspanya, İtalya, Almanya gibi Hristiyanların ağırlıkta olduğu ülkelerden falan beklemiyoruz ha. Çoğunluğun Müslüman olduğu kendi ülkemizden bekliyoruz ama ne gezer?

Mesela 25 Aralık’a denk gelen Hristiyanların Noel yortusunda Avrupa’nın birçok liginde maçlara ara veriliyor. Sadece Avrupa’da mı peki? Tabi ki hayır! Belki dikkat etmişsinizdir, bizim ülkemizde de liglerin devre arası aralık ayının sonu ile ocak ayının ilk haftası arasına denk getirilir. Bakmayın bu sene koronavirüs sebebiyle maçların geç oynanmaya başlaması ve fikstür yoğunluğundan ara verilmediğine. Normalde aralık ayının son haftasından başlayıp ocak ayının ilk hafta sonunu da içerisine alacak şekilde 2 haftalık süreçte maçlar oynanmaz bizde. Bu sayede de Hristiyan futbolcular Noel bayramlarını yani yılbaşlarını rahat rahat kutlarlar.

Mesela hiç unutmuyorum, 2005 veya 2006 yıllarındaydı, Sivasspor’da oynayan Yahudi bir futbolcu kutsal bayramına denk gelen maç günü için değişiklik talebiyle TFF’ye başvurmuştu. Hassasiyetin böylesi işte…

Yanlış anlaşılmasın ha, ben Hristiyan veya Yahudi futbolcular için bunlar niye yapılıyor falan diye sorgulamıyorum. Aksine onların kutsal günlerine saygı gösterilmesinden son derecede de mutlu oluyorum. Çünkü bir Müslüman’a yakışan budur.

Benim derdim, Hristiyan ve Yahudi sporcular için gösterilen bu hassasiyet, Müslüman bir ülkede Müslüman sporcular için niye gösterilmiyor? Neden bizim futbolcularımız, ramazan ayında oruçlarını maç oynadığı sırada açmak zorunda kalıyor? Niye Müslüman futbolcular oruçluyken maça çıkmak zorunda kalıyor? Ramazan ayı boyunca maçlar ertelensin, ligler oynanmasın falan demiyorum. Çok mu zor maç saatini iftar sonrasına ayarlamak? Çok mu zor maçları akşam 8.30-09.00 gibi oynatmak? Hadi bunları yapmadın… Yazın havanın çok sıcak olduğu günlerde oynanan maçlarda verilen su molaları gibi 2-3 dakikalık iftar molası verilemez mi maç sırasında? İlla birinin sakatlanıp oyunun durmasını mı bekleyecek oruç tutan futbolcular? Haksız mıyım, haksız mıyım?

Bir başka yanlış da bayramlarda yapılıyor. Müslüman futbolcular, Ramazan ve Kurban Bayramı’nda neden sahaya çıkmak zorunda kalıyor? Tüm ülkenin bayram coşkusunu yaşadığı, eşini, dostunu, akrabasını ziyaret ettiği zamanlarda niye bu adamlar top peşinde sahada koşturuyorlar? Dinî bayramlarımızın biri 3 gün diğeri de 4 gün en fazla. Niye bu maçlar 3-4 gün ertelenemiyor? Bu sporcular bayram sevincini niye eşiyle, çocuğuyla, ailesiyle yaşayamıyor? Devlet dairelerinin, bankaların, birçok özel şirketin kapalı olduğu bayram günlerinde futbol maçlarının oynanması bu kadar zaruri bir durum mudur?

Bu söylediklerimiz yıllardır ortada duran ancak konunun muhataplarının tenezzül edip de bir türlü cevap vermediği sorulardır. Bizim bu saydıklarımız öyle deveye hendek atlatma gibi yapılması zor olan şeyler de değildir. Sadece ince bir düşünceye sahip olmak yeterli. Türkiye Futbol Federasyonunun vereceği bir talimatla bu söylediklerimizin hepsi hallolur.

Umarım, Giresunspor-Keçiörengücü maçında ortaya çıkan bu güzel görüntü, böyle hayırlı bir işe vesile olur ve bu sayede hem sporcular hem de onları televizyon başında izleyen bizler, oruçlarımızı rahat rahat açabiliriz.

Ramazanı hakkıyla yaşayabilmek dileğiyle, Allah tuttuğumuz oruçları kabul etsin inşallah.

Kalın sağlıcakla.