GEZİ KAFASIYLA TAMAM DİYENLERE FETİH RUHUYLA DEVAM – 30 Mayıs 2018

İnsanoğlunun şu kısacık ömründe öyle sıkıntılı anları, öyle ihanet dolu günleri vardır ki üzerinden günler, aylar geçse de, kininden, kızgınlığından, kırgınlığından hiçbir şey kaybetmeden o günler hafızasında hep taze kalır.

Çağdaşlıktan, insan haklarından, barıştan, huzurdan, demokrasiden bahsedenler, bir anda demokrasinin sembolü olan seçimi-sandığı tanımaz, barışı huzuru yüzlerini kapatarak, ortalığı yakıp yıkmak, yolları-ambulansları parçalayarak, sokakları işgal etmek olarak gördüler…

Köşe başlarında gençleri taş atmak, molotof atmak üzere organize eden ajanlardan tutun da, taraftar gruplarının ceplerine 200 TL yevmiye koyan, onlara koli koli bedava bira dağıtan tasmalı işadamlarına kadar, kim oldukları, ne istedikleri daha sonradan belli olan sözde çevreciler bir sabah sokaklara döküldüler…

Atatürk posterlerinin yanında terörist başının bulunduğu paçavralar dalgalanırken, bu toprakların semalarında ilelebet dalgalanması için binlerce şehit verdiğimiz şanlı al bayrağımızı meydanlarda yaktılar…

Akademisyen-sanatçı-aydın görünümlü çapulcular, yalanlarıyla halkı galeyana getirip, ağacı, yeşili, çevreyi kendine kalkan yaparak “mesele ağaç değil hala anlamadınız mı” diye tweetler attılar…

Piyano çalanından, toma diye çöp arabasının önüne dikilen geri zekâlısına, kırmızılı fularıyla dağlara kaçan teröristinden, “birkaç gün daha dayanın hükümet düşecek” diyen salağına kadar milletimizin birliğine kast eden, batı hayranı jön Türk kalıntıları kendi fikirlerini, yaşamlarını milletin iradesinin üzerinde gördüler…

Tencere-tava ile devrim yapacaklarını zannedip adına da direniş dediler…

Ve sonunda da akıllarının arkasındaki kini ortaya seren o yazıyı yazdılar duvara… Zulüm 1453’te başladı…

Sabır zırhını giyinip duruşundan bir adım geri atmayan bu aziz milletin kan beynine sıçradı, yüreği acıdı lakin dayandı o günlere, dişlerini sıktı ama oyuna gelmedi, sokaklara inip birilerinin ekmeğine yağ sürmedi…

Ve bugün 29 Mayıs 2018!

Çağ açıp kapayan, bize bu toprakları kıyamete kadar yurt belleyen cihan sultanı Fatih Sultan Mehmed Han’ın emanetine sahip çıkan torunları olarak diyoruz ki,

Biz o günleri ve o gün ihanet edenleri, o gün o duvarlara o yazıyı yazanları unutmadık, unutmayacağız da…

Hani bir atasözü vardı ya… “Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı unutmaz” diye…

Biz o kışı geçirdik ve millet olarak, devlet olarak yediğimiz ayazı da unutmuyoruz… 24 Haziran’da sizler, Gezi Vandalizm’inin finalini düşlerken,

Bizler de vatan hainlerine 15 Temmuz’da vurduğumuz Osmanlı tokadını arzu edene tekrar tattırmak için abdestlerimizi almış sandık başında sizi bekliyor olacağız…

Rehberi Hz. Peygamber, atası Fatih, hedefi Kızılelma olan yiğitler… Söylenenlere takılmayın, algı oyunlarına gelmeyin ve korkmayın…

Yürüyün, bizim kudretimizin ulaştığı yerlere onların hayalleri bile ulaşamaz.

Hazırlanın… İslam sancağını haçlı zihniyetinin tam kalbine bir kez daha dikmeye, fetih uğruna mücadeleden vazgeçmeden yeniden destanlar yazmaya, hak ile batılın bu amansız savaşında peygamber şefaatinden nasiplenmeye hazırlanın…

Ben, Gezi kafası ile ‘tamam’ diyenlere karşı, Fetih Ruhu ile DEVAM diyorum… Ya sen?