KAHROLUYORUZ! – 8 Eylül 2015

Son bir kaç gündür vicdanımıza, yüreğimize ateşler düşüyor.

Lokmalarımız boğazımıza diziliyor.

İnsanlığımızı hesaba çekiyoruz.

Kıyıya vuran küçücük bir bedenin günahı boynumuzda asılı dururken üst üstte gelen şehit haberleri kulaklarımızdan kızgın bir yağ gibi girip eritiyor yüreğimizi.

Taşıyamıyoruz, dayanamıyoruz.

Şahit oluyoruz;

Körpecik bedenler üzerinden muhalefet yapacağım diye devşirilmeye çalışılan siyasetlere.

Şahit oluyoruz;

Dillerinden “Allah” lafzını düşürmeyen ama kendilerinden başkalarına yaşam hakkı tanımayan karaktersiz, kişiliksiz hainlerin gözümüzün içine baka baka bizi tehdit etmelerine.

Şahit oluyoruz;

Gazeteleriyle, televizyonlarıyla, köşe yazılarıyla kirli odaklara hizmet eden ikiyüzlü insan görünümlü yaratıkların vicdansız, izansız söz söylemelerine.

Ve yine şahit oluyoruz;

Ezilmiş halklarız diyerek pusu kuran, alçakça, kahpece bir mücadelenin içinde olan ne idüğü belirsiz teröristlere kucak açan, destek veren Müslüman Kürtlerin takındığı tavırlara.

Ve açıyoruz ellerimizi.

Avuçlarımıza dökülen yaşlara âminlerimizi ekliyoruz. Arşı titretmek istiyoruz kısık seslerimizle.

Ateş düştüğü yeri yakmıyor bu sefer. Öyle büyük ki her yeri sarıyor. Kavuruyor içimizi. Uzaktan izlerken olup biteni,

Bazen şehadet haberi vermeye giden komutan olup kahroluyoruz bazen evladında bir daha doya doya sarılamayacak ana-baba olup dünyada kıyameti yaşıyoruz.

Tabuta sarılmış yetimin acısını kim tarif edebilir? Kim Peygamber Ocağı’na eli kınalı gönderdiği eşine kavuşamayacak olmanın kederini anlatabilir?

Kahroluyoruz…

Lanetliyoruz…

Ve bu ihanetleri, kahpelikleri, vicdansızlıkları yapanları da destekleyenleri de onlara sırtlarını dayayanları da Allah’a havale ediyoruz.

Biliyor ve inanıyoruz ki,

Bütün hesapların üzerinde bir hesap vardır