YİNE BİR ABDULLAH GÜL YALAKALIĞI YAPAN VE SATIN ALINAMAYACAK KALEM: FEHMİ KORU – 18 Ağustos 2015

23 Temmuz 2015 tarihli yazısında Fehmi Koru, Suruç patlamasıyla ilgili yazılmamış tek konunun Abdullah Gül’ün seneler evveline dayanan ve pek de derin oldukları iddia edilemeyecek nitelikteki, terör olaylarının önüne geçme maksatlı ifadelerini hatırlatmış. Sağ olsun.

Öncelikle yazılmamışı yazma kıvraklığını gösterdiği için kendisini tebrik ediyoruz. Ardından Abdullah Gül’ün açıklamalarını yaptığı zamanki titrelerin altını çizmek istiyoruz: Başbakan ve Cumhurbaşkanı.

Başbakan ve Cumhurbaşkanı sıfatları ile Ortadoğu politikalarına ilişkin çaba ve uyarılarını kimin dikkate alması gerekiyordu da almadı diye sormak gerekmiyor mu Bay Fehmi Koru’ya?

Abdullah Gül’ün başbakanlığı döneminde, cumhurundan tamamen kopuk yaşayan ve basiretsizliği ile ün yapmış Ahmet Necdet Sezer midir Fehmi Koru’yu hüsrana uğratan? Ya da Abdullah Gül’ün katıldığı tüm konferansları takipten sorumlu ve kendisinin her söylediği ile alakalı gerekli derin analizleri yaptıktan sonra bunları tüm dünya liderlerine sunmakla mükellef bakkal Mehmet Amca mı?

He kendisi zaten Abdullah Gül’ün terörün son bulmasına yönelik söylemlerini dikkate alması gerekenlerin dünya liderleri olduğunu söylüyorsa, daha önce hiç farkına varılmamış ve dolayısıyla yazılamamış tespiti için kendisini bir kez daha tebrik ediyoruz.

15 Temmuz 2015 tarihindeki “Gözlükler Görmeyi Engellememeli” başlıklı yazısında 9 seçim ve 2 referandumdan açık ara birinci olarak çıkmayı başaran Ak Parti’ye “hüsrana uğramış” yaftasını yapıştırma cesaretini de “Varak-ı mihrü vefayı kim okur kim dinler” (Vefa ve sevgi sayfalarını kim okur, kim dinler) sözünden alıyor olsa gerek. Zira 13 yıldır millet ve ümmet için bin bir gayretle yapılanların tümünü tek kalemde silip, sözde hüsranın müsebbibinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti’nin sözüm ona sert tavırları olduğu iddiası muazzam bir vefa örneği değil de nedir?

Bulduğu her fırsatta kaleme aldığı güzellemelerinin, şu anda sessiz dursa da siyasi geleceğini parlak gördüğü Abdullah Gül’ün yanı başına rezervasyon olduğunu düşündüğümüz Fehmi Koru’nun Türk basın tarihi için önemli bir yer kapladığını inkâr etmek mümkün değil.

Çünkü özgün analizler yerine siyasi konjonktür gereği konumlandığı, çıktığı televizyonların izleyici kitlelerine ve yazı yazdığı gazetelerin okurlarına göre söylem geliştirme becerisiyle akıllarda yer edinen ve dolayısıyla altını çizerek belirtmeliyiz ki kalemi asla satın alınamayacak bir değerdir kendileri.

Zira kalem satın alma ustaları her daim kendi ayaklarıyla gelenlere ekstra ödeme yapmak zorunda kalmazlar…