KUR-AN’I OKURSAK VE ANLARSAK ANKARA’DAKİ PATLAMAYI DA ANLARIZ – 12 Ekim 2015

Ankara’da patlayan bomba ve yitirilen “doksan beş” can.

Kalemle yazmak kolaydır doksan beşi, ama kabullenmek, ama sindirmek, ama o ailelerin acısını anlamak zordur.

Yeterince ama kullandıktan sonra hiç ama hiç amasız ölenlere rahmet, ailelerine sabır diliyorum…

Seçimlere yirmi küsur günün kaldığı bir zaman diliminde temcit pilavı gibi ısıtılıp önümüze koyulan 5 Haziran’da Diyarbakır’da patlatılan bombadan biraz daha tesirli bir bomba oyunu.

Günlerdir gelen şehit haberleriyle milletin yüreği dağlanırken sesi çıkmayan, yürüyüş yapmayan acıların yüzlerine uğramadığı tipler yine meydanlara çıkmış ağızlarından kanlı salyalar akıtarak “Barış, barış” diye naralar atıyor. Yetmiyormuşçasına patlamadan iki dakika sonra “Katil Devlet – Katil AKP – Katil Erdoğan” sloganlarıyla ağız birliği yapıyorlar camları kırılıp da parçalanan canları görmemezlikten gelenlerle.

Bu canlar ve camlar üzerinden siyaset devşirmeye çalışanların dün ne yaptıklarını, bu gün nerede durdukları ve yarın için ne yapmak istediklerini uzun uzadıya yazmayacağım…

Çünkü biz bu filmi 5 Haziran’da Diyarbakır’daki miting esnasında vizyona girdiğinde izlemiştik. Filmin sonu anlatılmaz lakin ben yine de anlatayım izlemeyenlere.

Bomba patlıyor…

Katil devlet deniyor…

Mağdur edebiyatı yapılıyor…

Bölge insanına gözdağı veriliyor…

Ve HDP barajı geçiyor…

Peki, nasıl anlamalıyız ve anlatmalıyız Ankara’daki patlamayı…

Herkes yazıp-çiziyor. Öncesi – sonrası, mağduru – faili, hükümeti – polisi, yine patlama noktasında olmayan vekilleri – asılan pankartları vs.

Her şeyi herkes yazıyor ama hala neyin ne olduğunu anlayamıyorsak bakış açımızda problem var demektir.

Bakış açımızı kaynağa çevirmeliyiz. Yan kaynağımız doğru değil, ya kaynağımıza bakmıyor, ya da baksak da göremiyoruz demektir.

Bizim kaynağımız KUR’AN-I KERİM’dir.

Yüce Yaradan Kur’an-ı Kerim’in bakara suresi 11. Ayetinde bize diyor ki;

Ne zaman onlara: “Ülkede fesat çıkarmayın! ” denilse, “Biz sadece barışçıyız, ortalığı düzeltmekten başka işimiz yok!” derler…

İşte meselenin özü budur. Kalın sağlıcakla