MALAZGİRT’E BURUN KIVIRANLARIN – 30 Ağustos 2018

26 Ağustos 1071. Hatırlarsınız bu tarihi değil mi? Hani, ilkokul sıralarında Anadolu kapılarının Türklere açıldığı, Alpaslan’ın Romen Diyojen’i yendiği Malazgirt savaşı… Sadece bu kadar anlatıldı… Yavan bir tarih bilgisi ile geçiştirilen Malazgirt zaferini bir kaç gün önce şanıyla, şerefiyle, layığıyla Malazgirt ovasında, yani yerinde kutladık. 947 yıl sonra aynı yerden yeniden başlıyoruz dedik ve seslendik cümle aleme.

Çünkü bizim ecdadımız o gün de biliyordu, Anadolu yalnızca bir toprak parçası değildi. Anadolu bereketti, şerefti, Anadolu namustu, mahremdi yani Anadolu yardı, yarendi. Ve bu millet yıllardır hep aynı ruhla tüm saldırılara, türlü kumpaslara karşı, toprağına sahip çıktı, kimselere bırakmadı.

Yalnız Malazgirt’ten yükselen diriliş ateşi yine birilerinin bi taraflarına fena dokundu ki ne dediklerini bilmeden konuşmaya başladılar.

Ne oldu da Alpaslan ve Malazgirt bu kadar önemli hale geldi, amaçları yine cumhuriyetin değerlerini örselemek, yok efendim 30 Ağustos’u gölgelemek istiyorlar, falan filan…

Yok yaa. Sizin karın ağrınızın ne olduğunu çok iyi biliyoruz biz. Derdiniz; Kutülamare gibi, Malazgirt gibi zaferleri unutturmaya çalışıp Selahattin Eyyubileri, Yavuz’u, Abdülhamid’i yok saymak, artık bu milletin uyanmasından rahatsızsınız siz.

Ve bugün 30 Ağustos Zafer Bayramı. Mustafa Kemal’in baş komutanlığında yine Türkleri bölmeye çalışanların karşısına dikilen milletimizin, aziz şehitlerimizin şanlı zaferi. Ve biz bugün de dünkü malazgirt ruhuyla bayrağımızı arabalarımıza, balkonlarımıza, işyerlerimize asıp kutlayacağız bayramımızı.

Malazgirt’te yakılan direniş ateşi sadece Türkiye’nin değil, Mekke’nin, Medine’nin, Bursa’nın, Edirne’nin, İstanbul’un, tüm Balkanların yeniden şahlanışının sesidir.

İster kabul edin ister etmeyin, biz büyük hakan Metehanız, haçlılara Anadolu bizimdir diyen Alpaslanız, Fetihlerin babası olarak namlanan Sultan Melikşahız biz.

Ve biliyoruz ki, dünkü Bizans hala bugün ayakta ve fırsat kollamaktadır. O halde bütün dünya da şunu bilsin ki dünün Selçuklusu, Osmanlısı, ve bu günün Türkiye Cumhuriyeti Abdestlerini taze tutup şehadet aşkı ve Anadolu ruhu ile dim dik ayaktadır elhamdülillah.

Diyor ya Malatyalı şair,

Ben Türk’üm, Kürd’üm, Zaza’yım, Çerkez’im, Dadaş’ım
Ben Ağrı Dağında güvercinim. Bitlis’te Ahlat, Van’da Gevaşım
Ben Karadeniz’de Laz’ım Hazar denizinde Abaz’ım
İşte benim ben, ben Anadoluyum.