”MELEK ANNE” SÖYLEMİYLE NE YAPILMAK İSTENİYOR? – 12 Şubat 2016

Aylardır bir “Melek Anne” muhabbetidir gidiyor. Melek Anne diye sembolleştirilmeye çalışılan kişi “Bir gözyaşına servetimi feda ederim” diye Fethullah Gülen’e bağlılığını ilan eden ve sonrasında tebdili kıyafetle İngiltere’ye kaçan Akın İpek’in annesi…

İnsanların aileleri üzerinden konuşmayı, yazmayı kendime zül görüyorum, lakin Akın İpek konuşulurken devamlı parantez açılarak “Melek Anne” vurgusu yapılması dikkatimi cezbetti.

30 yıl kullanmadığı Avukatlık cübbesini kuru temizlemeye vereceğini söyleyerek bir anda gündemde kendine geniş bir alan açmayı ve bu geniş alanla birlikte yeni bir akım oluşturabileceğini zanneden Bülent ARINÇ’ta bahsederdi bu Melek Hanımdan. Onun ne kadar yardımsever olduğunu, merhametli, misafirperver olduğunu tebessümle dile getirirdi. Melek Hanım’ı ön plana çıkararak İpek ailesine bir söz söylemeyi, o aileyi eleştirmeyi kendine yakıştıramadığını dile getirmişti bu Bülent efendi. Merak ediyorum bu Bülent Arınç, 30 yıl birlikte yol yürüdüğü Tayyip Erdoğan’ın Rahmetli annesi Tenzile Erdoğan’ın hiç mi sofrasına oturmadı? Hiç mi çorbasını içmedi ki makamdan inince saldırı pozisyonuna geçti?

Sadece Bülent ARINÇ mı? Ankara’daki birçok bakan, milletvekili, bürokrat, gazeteci, işadamı…

Herkes bu kadının evinde içtiği çorbadan bahseder.

Bu millet için canını feda eden, şehit düşen vatan evlatlarının annelerinden niye kimse bahsetmez. Bilimde, sanatta, sporda türlü başarılar kazanan, milletimizin göğsünü kabartan bu ülkenin sadık evlatlarının annelerinin isimlerini bilen var mıdır acaba? Hiçbir bakan, bürokrat, işadamı, gazeteci, o cefakâr annelerin çorbasının tadını biliyor mudur sizce? Söyleyin Allah aşkına Melek Akın bu annelerden daha mı kıymetli?

Peki, nedir amaç diye hiç düşündünüz mü? Yoksa “ Melek Anne” üzerinden bir imaj çalışması mı yapılıyor farkında olmadan?

Annesinden dem vurarak Akın İpek’in yaptığı ihanetler yumuşatılmaya mı çalışılıyor. Söylenmek istenen “Bu kadının, bu meleğin evladı hiç ihanet içinde olur mu” algısı değil mi?

Bazı gazeteciler TV’lere çıkıp Akın İpek şöyle, Akın İpek böyle deyip firensiz konuşurken lafı bir anda Melek Akın’a getirip “Bak Melek Anne ayrı, onu ayrı tutuyoruz, sofrasına oturduk, çorbasını içtik, kendisiyle ayrı bir hukukumuz var” ifadelerini niye kullanma ihtiyacı hisseder?

Yoksa bu sözleri söyleyen arkadaşların kişisel ilişkileri savunduğu fikirleri mi etkiliyor? Nerede kaldı sizin objektifliğiniz? Böyle samimiyetsiz davrananlara söylenecek tek şey “Bırakın demagoji de, sadede gelin” dir.

Bahsettiğiniz ve imaj çalışması ile parlattığınız bu kadın evinde oturup kendini ibadete veren, tesbihat yapan, torun seven bir kadınsa lafım yok.

Ama eğer bu kadın halka açık bir şirketi bir cemaatin para aklama merkezi olarak kullanan, sıkışınca da İngiltere’ye kaçan oğlunu savunma adına Koza – İpek grubunun önünde cevşen okuyanlarla beraber basın açıklaması yapıyorsa, Ankara’da hiç bir vasfı – makamı olmamasına rağmen ne kadar siyasetçisi, bürokratı, işadamı, gazetecisi varsa onlarla otellerde, yemekli toplantılar da buluşuyorsa, hatta bu organizasyonlara ev sahipliği yapıyorsa, işin içinde iş var diye insanın aklına farklı şeyler gelmeli bence.

“Anne” ve “Melek” kavramları bizim toplum için kıymetlidir. Size tavsiyem, bu iki kelimeyi bir araya getirerek algı oluşturmaktan vazgeçin beyler, bu iki kavramın anlamına leke sürmeyin.

Kalın sağlıcakla…