SEÇİM SONUÇLARI KİMİ AĞLATMALI, KİMİ GÜLDÜRMELİ? – 11 Haziran 2015

7 Haziran seçimlerini geride bıraktık.

12 yıllık istikrarı, yapılan hizmetleri, insan hakları ve demokrasi adımlarını sekteye uğratacak; sözde koalisyon yanlılarının sevinçten etrafa salyalarını akıtarak aptalca zafer(!) kutlamalarına önayak olan; İsrail gazetelerinde “Türkiye’de Anti-Siyonistler Kaybetti” manşetlerinin atılmasına zemin hazırlayan ve %86 gibi yüksek bir katılımla gerçekleşen seçimin memleketimize hayırlar getirmesini diliyorum.

Milli İradenin karar verdiği bir tabloya kimsenin söz söyleme hakkı ve haddi yoktur. Milletin kararını her şeyden üstün tutan ve aylardır Milli İrade vurgusu yapan Ak Parti cephesinin de aleyhte söyleyecek hiç sözü olmamalıdır.

Peki, seçimin galibi-mağlubu kimdir? Kimler üzülmeli, kimler sevinmelidir bu sonuçlara?

Siyasi okuma yapabilenler açısından kazananı olmayan bir seçimdir 7 Haziran.

Kurulduğundan bu yana girdiği 10 yarıştan da sırtını halka ve Hakk’a dayadığı için birinci parti olarak çıkan Ak Parti’ye gönül verenler, Ak Parti’nin davasına inananlar neden üzülür, neden ağlarlar?

Anlayamıyorum.

Bilmezler mi ki;

Uhud’a giderken Peygamberi terk eden 300 münafığın, Mekke’nin fethine ve cahiliye döneminin ortadan kalkmasına engel olamadığını…

Bilmezler mi ki;

Uhud’da ki okçular tepesini ganimet kazanmak hevesiyle terk edenlerin aslında kaybeden, emre ve amire sadık kalıp şehit olanların asıl kazanan olduklarını…

Üzülüp yeise düşenler şu mısraları okumadılar mı?

“Tasalanma yiğidim zaman bizden yanadır

Külümüzden yükselen duman bizden yanadır

Son durak, son ilahi ferman bizden yanadır

Dünya düşman olsa da İMAN bizden yanadır”

Mevla’nın ipine sımsıkı sarılmamız gereken bu zaman diliminde yüreğini umutsuzluklar kaplayanların, İnşirah Suresi’nin 5. ve 6. ayetlerinde iki kez tekrar edilen müjdeden haberleri yok mu?

(5. Ayet) Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır.

(6. Ayet) Gerçekten zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır.

Yoksa unuttunuz mu bizim, “Göklerden gelen bir karar vardır” a inanarak, “Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır” azmi ile gayret edenlerden olduğumuzu…

Öyleyse nedendir bu üzüntü?

Eğer üzüleceksek, Bosna için, Arakan, Mısır, Suriye, Doğu Türkistan, Somali, Filistin, Kosova için üzülelim. Ellerini açıp arşı titretecek dualarla Erdoğan’a can olmaya, nefes olmaya, zırh olmaya çalışan ümmetin umutlarına cevap veremediğimiz için ağlayalım.

Dünya mazlumlarının boynunu büktüğümüz için kahrolalım.

Geceden beri herkes konuşuyor. Kraliçenin yazdığı senaryoları kendi fikirleriymiş gibi bize satmaya çalışanları dinliyoruz dünden beri. İçimizdeki bukalemun tiplilerin kendine yeni bir yer bulmaya çalışmaları adına o engin, derin ve stratejik tespitlerini ekranlardan ve köşelerinden bize aktarmalarına şahit oluyoruz.

Cumhurbaşkanı’nın tarafsızlığını diline dolayan ancak Ak Partiyle yarışıp Erdoğan’ı yendiklerini söyleyen dünün ulusalcı, kafatasçı, cemaatçi, bugününse en hızlı Kürtçüleri aslında saldırdıkları komutanı ve o komutanın müdafaa ettiği son kaleyi adları gibi biliyorlar.

Ve bildikleri için, korkup titredikleri için asla bir araya gelmez denilenler Kraliçenin çatısı altında buluşuyorlar.

Ama idrak etmeleri gereken şey; bu coğrafyanın en güçlü, en önemli siyasi aktörü olan ve bu nedenle hedef tahtasına koydukları “milletin adamı” daha son sözünü söylemedi.

7 düveli birleştirip bu coğrafyaya yön vermeye çalışanlar da, o üst akla hizmet eden uşakları da bilmelidir ki;

Milletin iradesini temsil eden “milletin adamı” son sözünü söylemeden bu şarkı bitmeyecektir!

Kalın sağlıcakla.