SONRADAN TELAFİSİ OLMAYAN DURUM: ÖLÜM – 6 Mayıs 2017

15 Temmuz’un ardından “akıllara takılan sorular zaman içinde cevabını bulacak” düşüncesi ile sabırla bekleyen bu Aziz millet, yargıda olan bitenleri gördükçe, güvene dayalı umutları bir bir tükenmekte…

Millete meydan okuyan, milletin üzerine bomba yağdıran hainlerle “merhamet” kelimesini yan yana getirmek en kibar tabirle haysiyetsizlik – terbiyesizliktir.

İki gün önce FETÖ’nün sırtlan gülüşlü fedailerinden Ömer Faruk Kavurmacı, özel bir hastaneden alınan-düzenlenen rapor ile tahliye edildi.

Okul müdürlerinin öğrenciye izin vermek için dahi kabul etmeyeceği özel hastane raporunda “sonradan telafisi olmayacak durumlara yol açacağından” ibaresi ile bahsedilen EPİLEPSİ hastalığı gösterilmiş tahliye nedenine olarak.

15 Temmuz’da ailesiyle, sevdikleriyle helalleşip “şehadet nasip ile gelir ancak nasibini istemeli insan” düşüncesi ile sokağa koşan bir Müslüman genç olarak bu sırtlan gülüşlü Ömer Faruk Kavurmacı’nın 15 Temmuz gecesi ABD de olan, Makamını(namusunu) insanların can vererek koruduğu kayınpederini sorgulamayacağım bu yazıda.

Milletin ciğerini yakan bu düzmece tahliyeyi başaran “Avukat Abdullah Pehlivan’ın” dünyalık başarısını(!) da sorgulamayacağım.

Özel sektörde dahi kabul edilmeyen özel hastane raporunun nasıl hazırlandığı ve niçin kabul edildiğini, bunu teknik ve hukuki zeminine oturtup tahliye eden hâkim (!) de sorgulamayacağım.

Gözaltında ki bir tutuklunun hastaneye sevk edilmesi gerektiğinde neden kamuya ait bir hastaneye değil de özel bir hastaneye sevk edildiğini, bu hastaneye nasıl gidildiğini de sorgulamayacağım.

Bu yazıda sorgulamayacağım o kadar çok şey olmasına rağmen sorgulamak istediğim tek şey;

Ölümün daha sonradan telafisinin olup olmadığıdır.

Sahi, ölümün sonradan telafisi var mı bu hayatta? 

Canını hiçe saymanın,

Evlatlarından, sevdiklerinden, annenden-babandan ebediyen ayrılmanın sonradan telafisi var mıdır?

Devletine, milletine, bayrağına, ezanına, Kur’an-ı na zeval gelmesin diye elinde Türk bayrağı, dilinde Kelime-i Tevhid ile bir tankın paletleri altında kalmanın sonradan telafisi var mıdır?

15 Temmuz’da Cumhurbaşkanının bir sözüyle ölümü öldürüp destan yazan bu milletin, devletine, başkomutanına güvenini ortadan kaldırmanın sonradan telafisi var mıdır?

Hâkim cüppesi giyip, namusu – şerefi üzerine yemin edip sonrada Pensilvanyadaki bir ite şerefini, haysiyetini, onurunu satan bu kamikaze hukukçuların verdiği kararlarla dünyaları yıkılan 248 şehit yakınının dağlanan yüreğinde açılan yaranın sonradan telafisi var mıdır?

15 Temmuz ihanetinin ONUR NİŞANI’nı bedeninde taşıyan 2196 gazimizin “Acaba boşuna mı gazi olduk biz” düşüncesine kapılmasına vesile olacak bir kararın sonradan telafisi var mıdır?

Makamını namus bilip hainlerin karşısına dikilen ve hayatından vazgeçen ÖMER HALİS DEMİR gururla mezara girerken hainlere uşaklık, köpeklik yapan ÖMER FARUK KAVURMACI’nın onursuzca, şerefsizce tahliye edilmesini gören insanların psikolojisinin sonradan telafisi var mıdır?

“Acırsanız, acınacak duruma düşersiniz” deyimine muhatap olanların sonradan telafisi olmayacak durumlarla karşılaşacağına inancım tamdır.

Son olarak, bu günlerde merakımı cezb eden bir soru çıktı meydana;

Epilepsi türünde hastalığı olanlara “ihanet etmek-vatan satmak, bir ite uşaklık yapmak” serbest midir acaba?

Yoksa sadece bu tür hastalık yeterli değil de, onun yanında Kadir Topbaş’ın damadı olmak ve zengin olmak da mı gerekiyor?

Kalın Sağlıcakla…