TALİBAN’LA GÖRÜŞMELİYİZ! ÇÜNKÜ… – 23 EKİM 2021

Ülkemizde bazı konular öyle saçma sapan şekilde gündeme getiriliyor ki inanın aklım almıyor artık. Ortada bir sorun var ve bu sorunun çözümü için birileri çaba gösteriyor ancak bu göz ardı edilip konu başka yerlere çekilerek hiç kimseye faydası olmayan saçma sapan şeyleri tartışıyoruz.

Bildiğiniz gibi Afganistan’da yönetimde olan Taliban’dan bir heyet geçen hafta Türkiye’ye geldi. Afganistan Dışişleri Bakan vekili öncülüğündeki heyet, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüştü, Diyanet İşleri Başkanlığına ve Kızılay’a ziyaretlerde bulundu.

Görüşmelerde ağırlıklı olarak Afgan halkının sıkıntılarını giderebilecek destekler ve insani yardımlar konuşuldu. Çünkü bildiğiniz gibi ağustos ayının sonunda Amerika Birleşik Devletleri 20 yıl önce işgal edip altını üstüne getirdiği Afganistan’dan paldır küldür çekildi. Tabi ortaya bir yönetimsel boşluk çıktı. Ve sonrasında da kaos… Ardından da Taliban ülkede kontrolü ele geçirdi. Yani Afganistan artık Taliban tarafından yönetiliyor. Beğenirsiniz, beğenmezsiniz ama gerçek bu. 

Taliban’ın başa geçmesiyle ülkede yeni bir kaos kendini gösterdi ve Afganların bir kısmı akın akın başka ülkelere kaçmaya başladı. Amerikan uçağına tutunarak kaçmaya çalışırken düşen Afganların görüntülerini hatırlıyoruz. Tabi bu belirsizlik ve kaostan ülkemiz de nasibini aldı. Çünkü bu coğrafyada yani Orta Doğu’daki ülkelerden birinde bir sıkıntı çıktığında insanların sığınmak için aklına ilk gelen ülke Türkiye oluyor. Afganistan’da bir sıkıntı baş gösterince de Türkiye’ye doğru bir Afgan göçü başladı. Milyonlarca Suriyelinin üstüne bir de Afganların ülkemize doğru gelmesi hem vatandaşı rahatsız etti hem de hükümeti. Bu konuyu da bayağı tartıştık. Afgan göçü konusunda Türkiye Cumhuriyet devleti, uluslararası kamuoyuna karşı kararlı bir duruş sergileyerek Türkiye’nin daha fazla sığınmacıya ev sahipliği yapamayacağının altını çizdi. Neyse ki iş büyümeden Afganistan’daki durum sakinleşti.

Afgan göçüyle ilgili de şimdiye kadar korkulan olmadı. Ancak ülkede, yönetimsel anlamdaki köklü değişikliğin sancıları devam ediyor. Taliban’ın hem kendi içindeki hem de dünya kamuoyundaki meşruiyetiyle ilgili tartışmalar ülkedeki istikrarı tehdit ediyor ve Afgan halkının mağduriyetine sebep oluyor.

İşte Türkiye de bu mağduriyetin önüne geçebilmek için Taliban’dan bir heyeti Ankara’ya davet ederek görüşme gerçekleştirdi. Çünkü Afganistan ekonomisinin çökmemesi ve ülkenin bir an önce normalleşme yoluna girmesi gerekiyor. Aksi takdirde Afganistan’daki bir karmaşanın ucu eninde sonunda bize dokunuyor, bunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Hani “Her koyun kendi bacağından asılır.” diyorlar ya bu durum öyle değil. Evet, her koyun kendi bacağından asılır ama kokusu mahalleye yayılır.

Şimdi tüm bu gerçeklere rağmen Taliban heyetinin Türkiye’ye gelmesi birilerini çok fena rahatsız etti. Ortalığı ayağa kaldırdılar hemen. Yok, niye havalimanında VIP bölümünü kullanmışlar! Arkadaşlar, o VIP bölümler devlet görevlileri için kullanılır. Bu gelen adamlar da Afganistan’ın devlet yöneticileri. Yok gelen heyetin yarısı BM’nin terör listesinde yer alıyormuş, yok Bakan Çavuşoğlu’nun tokalaşması rezillikmiş, yok Türkiye’nin itibarı yerle bir olmuş. Kaddafi döneminde de böyle söylemişlerdi. Erbakan Hoca, “Kaddafi ile Bedevi çadırında görüştü” şeklinde eleştirmişlerdi. Oysa Kaddafi İtalya seyahatine de o çadırını götürmüştü ve İtalya’nın göbeğine kurmuştu.

Durmadan eleştiriyorlar, durmadan saldırıyorlar. Hatta işi o kadar ileri boyuta götürdüler ki ırkçılığın en iğrenç hallerini gösterdiler bizlere. Adamların yerel kıyafetlerini, esmer olmalarını, sakallı olmalarını dalga konusu yaparak maymuna falan benzettiler. Gözünü nefret bürüyen Metin Uca denen sunucu eskisi, adamların terlik giymesine takılarak “Terliksi hayvan” diye dalga geçti.

Üstüne üstlük adamların milli kıyafetine, kültürel yaşam biçimlerine ve görünüşlerine laf eden bu tiplere sorsanız hepsi özgürlükçü, hümanist ve insan haklarına saygılıdırlar. Sevgi pıtırcığı gibi gezerler ortalıkta. Ama işin ucunda İslam nefreti olunca gerçek yüzleri işte böyle ortaya çıkıyor. Çünkü asıl dertleri Taliban değil. Taliban üzerinden aslında İslam’a saldırmanın hazzını yaşıyorlar.

Mesela daha önce Hindistan Başbakanı Modi, Taliban heyetinin giydiği kıyafete çok benzeyen milli kıyafetiyle Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmüştü. O zaman hiç kimse Hindistan Başbakanı Modi’nin tipiyle dalga geçmemiş, onu gericilikle, yobazlıkla, çağ dışı olmakla suçlamamıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı da bununla ilgili eleştirmemişti. Çünkü Modi, Müslüman değil Hindu.

Şu bir gerçek; dünyada birçok ülkenin yöneticisi başka ülkelere yaptıkları ziyaretlerde kendi milli kıyafetlerini giyse de içimizdeki bu tipler benzer ırkçılığı Arap liderlere karşı da yapıyorlar. Çünkü dertleri kıyafet, sakal, terlik falan değil. İçlerinde sakladıkları İslam nefretini böyle perdeliyorlar.

Bir de şunu anlamıyorum; hayır yani uluslararası görüşmelerde devlet yetkililerinin takım elbise giymesi gerektiğine yönelik küresel bir kural var da biz mi bilmiyoruz? Avrupa’da ve bizim ülkemizde bu işler için en uygun kıyafetin takım elbise olması, başka kültürlerin de aynısını yapmak zorunda olduğu anlamına mı geliyor?

Ne zaman bırakacaksınız acaba insanları kılığına kıyafetine, dış görünüşüne göre yaftalamayı?

Ne zaman anlayacaksınız sizin gibi görünmeyen, sizin gibi düşünmeyen insanların da sizle aynı haklara sahip olduğunu?

Ne zaman idrak edebileceksiniz her şeyi bir kenara bırakıp insana insan olduğu için saygı duyulması gerektiğini?

Ne zaman gerçek anlamda demokrat ve özgürlükçü olabileceksiniz?

Ne zaman ha? Ne zaman? Benim o günleri görmeye ömrümü yetmeyeceğini anladım artık. Belki birkaç nesil değiştikten sonra, bir 100 yıl sonra falan değişir bu kafa. Bir ihtimal!

Neyse, Türkiye’nin faydasını bir gram önemsemeyen, tek dertleri “İslam’a, devlete, hükümete nasıl saldırırız?” diye açık arayan bu tiplere cevabımızı verdiğimize göre asıl konumuza dönebiliriz.

Türkiye, niye Taliban’dan bir heyeti kabul ederek görüştü? Bu görüşmenin ülkemize faydası ne? Bu sorulara cevap aramak lazım.

En başta da söylediğimiz gibi beğenirsiniz, beğenmezsiniz ama artık Afganistan gibi yaklaşık 40 milyon insanın yaşadığı büyük bir ülke artık Taliban tarafından yönetiliyor. Biz de isterdik Afganistan’da halkın iradesiyle başa gelmiş bir yönetimin olmasını. Ancak 20 yıldır ABD tarafından sömürülen ve bir anda plansız programsız ortada bırakılan bir ülkenin o aşamalara gelmesi kolay olmuyor. İnşallah en kısa zamanda o günleri de görürüz ancak şu anda yapılması gereken mevcut yönetimle Afganistan’ı ayakta tutmak ve Afgan halkını korumaktır.

Bazıları “Bana ne Afganistan’dan?” diyor ama işte öyle olmuyor. Eğer Afganistan’da bu problemler, bu yönetim boşluğu devam ederse bunun ceremesini Türkiye çekecek. İşte, Türkiye de Afganistan’ı ayakta tutmaya çalışıyor. Afganistan’da bir devlet düzenin kurulması, ekonominin minimum zararla yola devam edebilmesi, Afgan halkının temel ihtiyaçlarına kolay şekilde ulaşabilmesi için Taliban’la temas halinde olmak zorundayız.

Haaa Taliban’a “Siz teröristsiniz. Silahla başa geçtiniz. Biz sizi tanımıyoruz.” diyerek sırtımızı dönebiliriz. Afganistan diye bir ülke yok gibi davranabiliriz. Bu da seçeneklerden biri ama Afganistan’da devlet düzeni tamamen çöküp de insanlar akın akın ülkeden kaçıp bizim sınırlarımıza yığılınca da kimse ağlamayacak o zaman. “Gelin, buyurun” deyip Suriyelilere yaptığımız gibi onlara da ev sahipliği yapacağız.

Şimdi soruyorum; Taliban heyetini insan yerine koymayan, tipleriyle dalga geçen, aşağılayanlar kabul ediyor musunuz bu seçeneği? Cıkkk! Etmiyorsunuz değil mi? O zaman seve seve Taliban’la görüşüp, Afgan halkına güvenli bir ülke sunmak için elimizden geleni yapacağız. Eğer insanlar yaşadıkları ülkede can ve mal güvenliği hissetmezlerse, bunları sağlamak için başka diyarlara göç ederler. Aynı Suriye’de olduğu gibi. Eğer Türkiye olarak ikinci bir mülteci akını istemiyorsak Taliban’la görüşüp Afganistan’daki sorunların çözümü için yardım etmek zorundayız.

Bunun yanında, Doğu Türkistan’da zulme uğrayan soydaşlarımıza yardım edebilmek için de Afganistan’la bağları kuvvetli tutmamız gerekiyor. Çünkü o bölgeye sınır Afganistan.

Yine dünyada nükleer başlığa sahip tek Müslüman ülke olan Pakistan’la ilişkimizi koparmamak için de Afganistan kritik bir öneme sahip.

Üstelik Taliban’la görüşen ilk ve tek ülke de biz değiliz. Bizden önce ABD, Rusya, Çin, Pakistan ve Katar gibi ülkeler de Taliban’la görüştüler ve görüşmeye devam ediyorlar. Bu ülkelerden kimi Afganistan pastasından en büyük payı almak için görüşüyor, kimi de Türkiye gibi olası insani krizlerin önüne geçmek için görüşüyor. Ama nihayetinde görüşüyorlar ve görüşmek zorundalar. Avrupa ülkeleri de görüşecekler Taliban’la. Çünkü Afganistan’da muhteşem bir yer altı hazinesi var.

Bu noktada sosyal medyada dolanan yalanlardan birini daha düzeltelim. Israrla Taliban’ın tüm dünya tarafından terör örgütü olarak tanındığını yazıyorlar. Yalanın daniskası. Aksine Taliban’ı terör örgütü olarak gören ülke sayısı oldukça az. Mesela Rusya terör örgütü olarak kabul ediyor ama onlar da Taliban’la yoğun bir şekilde görüşüyor yakın zamandan beri. Arka kapı diplomasisi! ABD ise terör örgütü olarak kabul etmiyor ve devamlı görüşüyor. Türkiye’nin terör örgütleri listesinde de yok Taliban. Türkiye de dâhil tüm dünya El-Kaide’yi terör örgütü olarak kabul ediyor. Taliban ise El-Kaide’ye karşı yeterince mesafe koymadığı için eleştiriliyor. Arada fark var yani. Haşdi Şabi bir terör örgütü ama İran onunla yakın duruyor. E biz şimdi İran’a terör devleti mi diyoruz?

Türkiye’nin Taliban heyetiyle görüşmesini iğrenç bir şekilde eleştiren tiplerin yaptıkları bir başka ikiyüzlülüğü de ifşa ettikten sonra bu konuyu noktalayalım. Bakın Türkiye, halkına zulmettiği, namertçe savaştığı ve insanları katlettiği için Suriye konusunun çözümünde Beşar Esed’i muhatap almıyor. Onu meşru bir lider olarak kabul etmiyor. Yani Suriye halkının yanında yer alarak bu konuda ilkeli bir duruş sergiliyor. Ama Taliban’la görüşmeyi eleştirenlerin Suriye konusundaki açıklamalarına bakın, hepsi bu sefer de “Niye Esed’le görüşmüyorsunuz?” veryansın ediyorlar.

Yine Türkiye, Mısır’da darbeyle başa geçen diktatör Sisi’yi tanımıyor ve onunla görüşmüyor. Arka kapı diplomasisine devam ediyor. Yine bu tipler “Sisi ile niye görüşmüyorsunuz? Mısır, Sisi tarafından yönetiliyor. Darbeci olabilir ama şu an yönetim de o var. Niye görüşmüyorsunuz onla?” diyerek hükümeti yerden yere vuruyorlar.

Yani görüşsen kabahat, görüşmesen ayrı bir kabahat. Emin olun Türkiye bugün Taliban’a karşı tavır alıp yok saysa, yarın öbür gün Afganistan kaynaklı bir sorunla karşılaşınca “Niye Taliban’la görüşmüyorsunuz?” diye saldırırlar bu sefer de. Çünkü bunlar ne ülke yönetiminden anlıyor, ne de duruş ve ilke sahibiler. Sadece eleştirmek için eleştiriyorlar.

O zaman biz de kendilerine diyoruz ki; Bakın işinize, oyna, haydi, devam…

Kalın sağlıcakla…