TARİHİN İNSANLIK AYIBI 28 ŞUBAT! UNUTMA! – 28 Şubat 2019

Türkiye’nin en karanlık günlerinden biriydi. 28 şubat 1997

Milletin iradesi üzerinden asker postallarının tepinerek geçtiği, islami değerlerin ve imani yaşam şekillerinin “terörizm” diye isimlendirildiği bir kurmaca dönemdi 28 şubat…

Üniversite kapılarında polis jopuyla darp edilen başörtülü kızlarımız, aynı zamanda ikna odalarında kendilerini modern diye adlandıran o faşist öğretim görevlileri tarafından psikolojik taarruzlara tutuluyordu…

Demokrasiye balans ayarı veriyoruz diye millete tank paletlerini gösteren o darbeci, zorbacı meymenetsizler bu ülkeyi istedikleri gibi yöneteceklerini düşünüp “Bin yıl sürecek” dedikleri irtica ile mücadele planlarını devreye sokmuşlardı…

28 şubat zulmünün mimarları sadece bu darbeci askerler değildi… Algı operasyonlarıyla, o asmalı kesmeli şeriat söylemleriyle, sabahtan akşama kadar yalan yanlış yaptıkları haberlerle bazı basın kuruluşları da darbecilerin postallarını yalayıp sözde özgür gazetecilikyapıyordu.

İnançlarını, değerlerini ve haklarını koruma adına günlerce haftalarca eylemler, yürüyüşler, insan zincirleri yapan milletin direncini “Başörtüsü füruattır” diyerek kıranlar da dolaylı yoldan darbecilere katkı sağlıyordu…

Evlerimize baskınlar düzenleniyor, çoluk çocuğumuzun okuduğu Kur’an kursları kapatılıyor, Allah diyen Kur’an diyen kim varsa üzerine leş kargalar gibi saldırıyorlardı…

Dert, bu topraklardan Anadolu ruhunu silmekti. Dert, bu imanlı milletin inancına balta vurmaktı. Dert bu coğrafyada islami fidanların yeşermesini bin yıl engellemekti…

Planlar, tuzaklar kurdular,

Ama plan kurucuların en hayırlısı olan Allah Azze ve Celle‘yi hesaba katmamışlardı.

Hani diyor ya şair;

Rabbim isterse sular büklüm büklüm burulur diye

İşte o karanlık günlerden geçen bu milletin yüreğinden Allah korkuyu, baş eğmeyi, pısırıklığı almıştı…

Ve bu millet düştüğü yerden ayağa kalkmasını bilip, 27 Nisan e-muhtırası gibi, Gezi vandalizmini17-25 Aralık kumpasını ve en sonunda da 15 Temmuz hain darbe girişiminiduruşuyla, imanıyla ve insanüstü gayretiyle durdurmuştu.

Ve bu topraklarda milletin iradesinin üstünde bir gücün olmadığını ve bundan sonra da olamayacağını yedi düvele haykırdı bu millet Elhamdülillah…

Bu millet o zalimleri, o hainleri hiç bir zaman unutmayacak. Ve aynı zamanda bu millet boncuk boncuk terler dökerek iç kaosa müsaade etmeyen, ve davasını sonuna kadar savunan Merhum Necmettin Erbakan Hoca‘yı ve 28 şubat zihniyetinin iftiralar atarak zindanlarda çürüttüğü mücahid Salih Mirzabeyoğlu‘nu unutmadı, unutmayacak da.

Ayrıca eğitim hakları, hayalleri, gelecekleri elinden alınma pahasına dahi olsa “Başörtüm benim namusumdur” diyip Müslüman kadının o dik duruşunu tarihe not olarak düşen ümmetin mücadeleci kadınlarını, kızlarını da unutmayacaktır.

Ve üzerinden 22 yıl geçmiş olan, o postmodern zalimliğin sene-i devriyesinde bir kez daha diyoruz ki;

28 şubat garabetinin mağduru olarak şu anda dahi hapishanelerde bulunan 367 mazlumun, ivedilikle özgürlüğüne kavuşturulmasını ve devlet tarafından, iade-i itibar ile kendilerine onurlarının iade edilmesini sabırsızlıkla bekliyoruz.

Kalın sağlıcakla