ÜMMETE KARŞI YENİ BİR FİLM: ”FRANSIZ ALGISI” – 13 Ocak 2015

Sinemanın en absürt anlatım şekli, kör göze parmak sokulmasıdır. İzleyici aptal yerine konulduğunu düşünerek bu anlatımdan rahatsız olur.  Mesajın ince dokunuşlarla karşı tarafa aktarılması izleyiciyi düşünceye sevk eder ve sanatsal olarak başarı yakalanmış olur. Fakat bazıları için önemli olan sanatsal başarı veya izleyicinin hissettikleri değil,  verilmek istenen mesajın iletilip iletilmemesidir.

Bizler,  Fransa’yı, Paris’i her daim sanatın merkezi, Fransızları da estetik ve nazik bir topluluk olarak görür ve ona göre değerlendirirdik. Bir kaç gün önce izlemeye başladığımız film, oynanan veya oynanmak istenen oyun, senaryo… adına ne derseniz deyin çok absürt ve kabaydı bence.

Avrupa’nın göbeğinde, yüzleri kapalı, elleri silahlı bir ekip günlük gezmelere gider rahatlıkta bir dergi merkezine gidiyor (Dünyanın en yoğun şehir içi trafiğine sahip Fransa Sokakları bomboş)  katliam yapıyor, geldikleri arabaya binip kaçıyor ve kimliklerini arabada unutuyor… Görgü tanıkları olayı amatör kameraları kaydediyor ve ifadelerinde teröristlerin ateş ederken tekbir getirdiklerini söylüyor.(Senaryonun burası bizden çalıntı, yani Danıştay saldırısından.) Çok kaba bir senaryo değil mi sizce de?

Sanatın, estetiğin merkezi Fransa’dan bu mudur çıkan? Kör göze Parmak değil de nedir Allah aşkına?

Avrupa’yı ve tüm Dünya’yı, İslam’a ve Müslümanlara küfrettirmek için, merhamet dini İslam’ı terörizmle eş değer hale getirmek için, yeni bir Afganistan, Irak işgaline zemin hazırlamak için, İsrail’in, Esed’in katliamlarını perdelemek için başka bir senaryo yazamadınız mı? Yoksa Müslümanların dinler arası diyaloga ne kadar ihtiyacı olduğu algısına mı hizmet eder diye düşündünüz bu filmi?

Öldürmenin her türlüsüne karşı olan bir dinin mensupları olarak, ”Bir insanı öldürmek, bütün insanlığı öldürmektir” inancına sahiptir Müslümanlar. Her ne kadar bu olay Müslümanlara mal edilmeye çalışılsa da bence, çözüm sürecinde Fransa’daki Kürtleri ofislerinde katlederek, Dolmabahçe’de, Sultanahmet’te polis kulübelerine bomba atarak kaos ortamı senaryolarını yazanlar ile Hz. Peygamber’e hakaret eden dergiyi tarama senaryosunu yazanlar aynı mecranın fertleridir.

Bir merakım vardı, o da bir kaç gün önce giderilmiş oldu. Durduk yere Hz. Peygamber’e hakaret ederek ümmetin tepkisini üzerine toplamayı başaran bu dergi ve ”Ben Kürdüm”, “Yaşasın Kürdistan” pankartı ile sosyal medyada fotoğraf paylaşan bu derginin yayın yönetmeni ne zaman kullanılacaktı?  Ve kullanıldı.

Tüm dünyada gazete manşetleri hazırdı. Hepsi farklı farklı yazsa da saldırılan yer aynı olacaktı. Müslümanlar yine barbar olacak, merhamet dini İslamiyet terörizmle yan yana oturtturulacaktı. Dünya gazetelerini anlarımda Zaman gazetesinin haber spotunun başına “İslami terör örgütleri….” diye habere başlamasına ne demeli acaba?  Fransa’daki yürüyüşe katıldığı için, aklı kısa dili uzun ve siyaseti okuyamayan kişilerin eleştirisine maruz kalan Ahmet Davutoğlu’nun o yürüyüşe katılması,  bu senaryoyu boşa çıkartma gayretidir işte.

Bir sonraki yazımda, Filistin’i tanıma niyetinde olan Fransa’yı ve teröre karşı yapılan yürüyüşteki terörist katılımcıları, onun şovlarını kaleme alacağım.

Müslümanlar olarak uyanık olmalıyız diyor, sanat ve estetiğin merkezi Fransa’da vizyona sokulan filmi ve senaristinin niyetini iyi okumamız gerektiğini hatırlatıyorum.

Kalın sağlıcakla…