UNUTMAMAK VE UNUTTURMAMAK İÇİN BORALTAN KÖPRÜSÜ – 16 Kasım 2015

Unutmuştuk kardeşimize yaptığımız ihaneti…

Unutturmuştular bize haberimiz olmadan alnımıza sürülen kara lekeyi…

Ta ki Milletin adamı Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde grup toplantısındaki yaptığı konuşmayı seslendirdiği güne kadar…

Türkiye’de hızla değişen gündemden bir türlü fırsat bulamadığım ve unutturmamaya faydalı olacağına inandığım ”BORALTAN KÖPRÜSÜ” hadisesini bugün kaleme almaya karar verdim.

Boraltan Köprüsü; Türkiye’nin bir utanç köprüsüdür.

Yakın tarihimizin utancı…

Kendine zorla ‘Milli Şef’ dedirten Mustafa Kemal Atatürk’ün ismini ortadan kaldırmak isteyen adına para-pul bastıran İsmet İnönü’nün merhametsizliğinin, vefasızlığının göstergesi ve bu milletin alnına çaldığı kara bir lekedir ”BORALTAN KÖPRÜSÜ”

Sene 1944, komünist rejimin baskısından kaçan 146 Azerbaycanlı, gerçek aydın soydaşımız, o zamanki sınır kapımız olan Boraltan Köprüsü’nden kendilerini güvende hissedecekleri kardeşlerinin, soydaşlarının ülkesi, anavatan olarak gördükleri Türkiye’ye iltica ederler.

Komünizmle insanlara yaşam hakkı tanımayan Sovyet Rusya bu Azerilerin iadesini talep eder Türkiye’den.

İsmet Paşa’da hiç tereddüt etmeden, idam edileceklerini bile bile bu 146 kardeşimizi iade eder eli kanlı Sovyet devletine.

Boraltan Köprüsü’nden tekrar geri gönderilen bu 146 can karşı tarafa geçer geçmez kızıl ordu mensuplarınca elleri arkadan bağlanarak diz çöktürülür ve kurşuna dizilir.

Ve tarihin sayfalarında bu kardeş ihaneti şu destanla yerini alır;

Boraltan bir köprü,

Aşar geçer Aras’ı.

Yıkasan Aras suyuyla,

Çıkmaz yüzün karası.

Karası karası,

Merhamet fukarası.

Düşman bekler karşıda,

Önüne kattı beni.

Can alınan pazarda,

Kardeşim sattı beni.

Dönüp seslendim geri,

Merhametsiz birine.

Beni siz vursaydınız,

Şu gavurun yerine…

Ne der bu dizeleri okuyan bir Türk evladı bilmiyorum ama kafatasçı milliyetçiliğini ayaklarının altına alan bir Müslüman Türk olarak ‘Milli Şef’ İsmet’in yaptığı bu ihaneti, bu vefasızlığı, bu merhametsizliği kesin bir dille reddediyorum.

Dünyada olduğu gibi ahirette de birlikte olacağımız Azeri kardeşlerimizden bir kez daha özür diliyoruz…