YAVUZ BAHADIROĞLU KİMDİR? – 22 Ocak 2021

Size, Şeref Baysal, Veysel Akpınar, Niyazi Birinci desem kim gelir aklınıza? Muhtemelen birçoğunuz hatırlamayacaksınızdır bu isimleri.

Peki, Yavuz Bahadıroğlu desem? Herkes anında tanır…

Evet, biz onu Yavuz Bahadıroğlu olarak tanıdık, okuduk ve sevdik.

Bizlere adeta Yeşilçam’daki Hulusi Kentmen’i andıran, o babacan ve güler yüzlü tavrıyla tarihi sevdiren adamdı Yavuz Bahadıroğlu ve dün gece Yavuz hocayı Rahmet-i Rahman’a uğurladık.

Biz onu genel anlamda tarihçi olarak tanısak da aslında meslek hayatına gazeteci olarak başlamıştı Niyazi Birinci. Çeşitli gazetelerde muhabirlik, araştırma-inceleme, röportaj ve fıkra yazarlığı yapmıştı. Bu dönemlerde Şeref Baysal ve Veysel Akpınar mahlasıyla köşe yazıları yazıyordu.

Bizim hayatımıza Yavuz Bahadıroğlu olarak girişi ise yazdığı romanlarla oldu. 10 ciltten oluşan “Sunguroğlu” serisi ve ardından yazdığı “Buhara Yanıyor” romanıyla bir anda ülkenin en çok okunan yazarı oldu ve herkes tarafından da tanındı.

Çinlilerin meşhur bir sözü vardır: “Ecdadını unutanlar, kaynaksız ırmağa ve köksüz bir ağaca benzerler.”

İşte Yavuz Bahadıroğlu hoca, bu sözü adeta hayatına rehber edinmiş bir tarihçiydi. Bizlere ortaokul ve lisede dayatılan o resmî tarihi değil, tarihin gerçek ve doğru yüzünü dile getirdi yazdığı her satırda.

Üstelik bu amacı için daha ortaokul sıralarındayken çalışmaya başladı. Bir gazeteye verdiği röportajda ilk makalesini 13 yaşında kaleme aldığını ve resmi tarih eleştirisi olduğu için de okulun panosunda sadece 15 dakika asılı durabildiğini anlatmıştı.

Bu durumun üzerine de okulun müdürü tatlı sert bir nasihat vererek, “Böyle giderse bir baltaya sap olamazsın, seni süründürürler, canına okurlar.” demiş ama yolundan döndüremedi bu sözler Yavuz hocayı. Ömrünün sonuna kadar resmî tarihin yalanlarını belgeleriyle gözümüzün önüne serdi. Tarihi tahrifin önüne geçerek hakiki tarihi anlatmak için çabaladı durdu.

“Geçmişinin uzağına düşen, zamanenin tuzağına düşer.” derdi. Bunun olmaması için de gençlerin geçmişimizle bağını sağlam kurabilmesi için kaleme aldığı kitaplarla 7’den 70’e herkese tarihi sevdirdi ama gerçek tarihi.

Tam bir ecdat sevdalısıydı. Devlet-i Aliyye’nin çeşitli dönemlerini anlattığı 30’dan fazla romanı vardı. Bunların yanı sıra da çocuk kitapları, hikâye, araştırma, oyunlar, filmi çekilmiş birçok senaryolar ve fikrî eserler olmak üzere yüzlerce çalışmaya imza attı. Yurt içinde ve yurt dışında çeşitli konularda binlerce konferans verdi, sayısız da ödüller aldı.

Bir neslin tarih ve şuurunu kitaplarıyla, anlatımlarıyla öğrenmesine vesile oldu. İşte o neslin içindeki gençlerden bir tanesi de bendim. Bizim için sadece bizlere tarihi sevdiren adam değildi, aynı zamanda tarihî bilinci sevdiren bir adamdı Yavuz hoca.

Üzerimizde derin izler bıraktı ve bizde emeği çoktur. İyi bir tarihçi, iyi bir dava adamıydı. Millî ve manevi değerlerine sahip çıkan, istikamet üzere yaşayıp, gençlere de istikamet çizen çok kıymetli bir mütefekkirdi.

Kendini bu davaya adamış herkes gibi tam bir Ayasofya sevdalısıydı. Çok şükür ki, öteki âleme göç etmeden önceden Ayasofya’nın zincirlerinin kırılıp, yeniden Müslümanların secdelerine kavuştuğuna şahitlik edebildi.

1945’te Rize’de Niyazi Birinci olarak başlayan ömrü, 2021 yılında İstanbul’da Yavuz Bahadıroğlu olarak son buldu. 76 yıllık hayatında birçok eserin yanında 3 tane de hayırlı evlat yetiştirdi.

Yavuz hocanın vefatının ardından sosyal medyada yayımlanan birçok mesaj vardı ama bu mesajların içerisindeki bir tanesi çok dikkatimi çekti ve şöyle diyordu:

“Niyazi ağabey güzel bir bahçenin, son kalan güllerindendi. Tevazu elbisesi, iman yolunda hizmet eden en büyük hedefiydi. Özlediği dava arkadaşlarına sımsıkı sarılmaya gitti. Vazifeni yaptığına şahidiz abim. Sohbetlerimiz cennet bahçelerinde de devam etsin inşallah…”

Biz de Cahit Sıtkı Tarancı’nın ölüm üzerine yazdığı şu anlamlı mısralarla bitirelim videomuzu:

“Neylersin ölüm herkesin başında.

Uyudun uyanamadın olacak.

Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?

Bir namazlık saltanatın olacak,

Taht misali o musalla taşında.”

Evet, bizler Yavuz Bahadıroğlu’nun iman zırhını kuşanmış iyi Müslüman olduğuna şahidiz ve ondan razıydık, Allah da Yavuz hocadan razı olur inşallah. Mekânı cennet, menzili açık olsun.

Ruhuna el Fatiha…