SONRADAN TELAFİSİ OLMAYAN DURUM: ÖLÜM – 6 Mayıs 2017

15 Temmuz’un ardından “akıllara takılan sorular zaman içinde cevabını bulacak” düşüncesi ile sabırla bekleyen bu Aziz millet, yargıda olan bitenleri gördükçe, güvene dayalı umutları bir bir tükenmekte… Millete meydan okuyan, milletin üzerine bomba yağdıran hainlerle “merhamet” kelimesini yan yana getirmek en kibar tabirle haysiyetsizlik – terbiyesizliktir. İki gün önce FETÖ’nün sırtlan gülüşlü fedailerinden Ömer Faruk Kavurmacı, özel bir hastaneden alınan-düzenlenen rapor ile tahliye edildi. Okul müdürlerinin öğrenciye izin vermek için dahi kabul etmeyeceği özel hastane raporunda “sonradan telafisi olmayacak durumlara yol açacağından” ibaresi ile bahsedilen EPİLEPSİ hastalığı gösterilmiş tahliye nedenine olarak. 15 Temmuz’da ailesiyle, sevdikleriyle helalleşip “şehadet nasip ile gelir

16 NİSAN’A GÜNLER KALA MEYDANLARIN SÖYLEDİĞİ; VEFASIZLIK – 27 Mart 2017

16 Nisan referandumu yaklaştıkça meydanların hareketliliği arttı. “Evet” cephesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ak Parti Genel Başkanı Binali Yıldırım ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli çalışmalarına aralıksız devam ediyorlar. Diğer tarafta ise meydanlara “Hayır” inip mücadele eden kişi sayısı biraz daha fazla. CHP Genel Müdürü Kemal Kılıçdaroğlu, HDP Milletvekilleri, Almanya, Hollanda, Belçika, Danimarka, Avusturya devletlerinin yetkilileri, Kandil – PKK – PYD, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Hukukçu(!) Metin Fevzioğlu, Abdüllatif Şener ve FETÖ’nün uşakları. Hatta Bremen mızıkacılarına Saadet Partisi (solcuların Sivas canisi olarak adlandırdığı Temel Karamollaoğlu) de eklenince ortaya çıkan sesi tahmin edebiliyorsunuzdur. Meydanlarda olan evet-hayır

BU MİLLET BU REİS’İ BAŞKAN YAPAR – 21 Mart 2017

Avrupa Birliği ülkelerinin dur durak bilmeden kanun tanımaz ve fütursuzca “HAYIR” çalışması yaptığı 16 Nisan referandumuna sayılı günler kaldı.  15 Temmuz’da destan yazarak “küllerinden yeniden doğmak” kavramına yeniden can veren bu aziz millet, 16 Nisan’da sandık başına giderek Türkiye ile yeni Türkiye arasında bir karar verecek.  Referandum sürecinin başladığı günlerden bugüne sizin de sıkça duyduğunuz “padişahlık, tek adamlık, diktatörlük vb..” sözler beni hiç mi hiç rahatsız etmedi, etmiyor da. Çünkü bu zümre, işini gücünü bırakmış tam 15 yıldır bir adamla uğraşıyor. Hiçbir zaman memleket derdi olmamış bu adamların tek derdi Recep Tayyip Erdoğan. Odasına, ofisine, arabasına, her yerine dinlenme cihazları koyup dinlediler bu adamı. 55 koruma polisi,

AVRUPA KUDURDUKÇA REFERANDUM TERCİHİMİZ – 13 Mart 2017

Cumartesi gecesi Hollanda’da yaşanan zorbalığı, mesnetsizliği, aymazlığı görünce Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’in sözü geldi gözümün önüne; “Bunu hiç unutma evlat, Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır.” Evet, Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır, Batı hiçbir zaman medeni olmamıştır, Batı hiçbir zaman insan hakları savunucusu olmamıştır, Batı hiçbir zaman özgürlükçü olmamıştır, Batı hiçbir zaman hukuka saygılı olmamıştır, Olmamıştır, olmamıştır, olmamıştır. Kısacası Batı hiçbir zaman insan olmamıştır, olamamıştır. 16 Nisan’da ülkemizde bir referandum olacak. Millet kendi yönetim şeklini belirleyecek ve demokratik hakkını kullanacak. Altını çiziyorum “Demokratik Hak”. O, batının ikide bir ağzına pelesenk ettiği ama hiç uygulamadığı, uymadığı, saygı duymadığı demokratik haktan bahsediyorum.

GIRGIR DERGİSİNİ KİM KAPATTI? – 21 Şubat 2017

Birkaç gün önce bir mizah/karikatür dergisinde bir karikatür yayınlandı ve kamuoyundan tepkiler gelmeye başlayınca derginin sahibi kurum-kuruluş da dergiyi kapattığını duyurdu. Hatta kapatmayla yetinmeyen derginin sahibi kurum (Sözcü Gazetesi) karikatürü çizen kişi hakkında da savcılığa suç duyurusunda bulunmuş… Bu durum bana hiç normal gelmedi. Neden mi? Biraz olayı kurcalayalım. Kendi düşünceleri haricinde hiçbir fikri tınlamayan, özgürlük kavramını sadece kendileri için olursa özgürlük, aksi halde “faşizm” olarak gören, öküzün altında buzağı arama konusunda zirve yapmış bir kitlenin tam beklediği bir ortam oluşmuşken (Basın özgürlüğüne müdahale), aksi istikamette hareket etmesi ilginç değil mi? Bugüne kadar hiçbir değere saygı duymayan, küfür ve hakareti bir

BU MİLLET, GÜNÜ GELİNCE HER ŞEYİN HESABINI SORUYOR – 3 Şubat 2017

15 Temmuz gecesi dosta düşmana nasıl bir imana sahip olduğunu gösteren bu aziz millet, nasıl kendisi gibi yaşayan, kendisi gibi düşünen, konuşan insanlara sahip çıktıysa kendi değerlerine, kendi kutsallarına saldıran, kendisini aşağılayan, kendisine ihanet eden kim varsa onlarla da hesaplaşacaktır. Dünya üzerinde algı yönetiminin en etken mecralarından biri ‘sinema’dır. Toplulukların hayatlarını ne şekilde dizayn etmek isterseniz bunu sinema ile başarma imkanınız diğer algı yöntemlerine göre daha etkilidir. Bu işi en güzel yapan da Hollywood’dur. Kaybettiğiniz bir savaşı Dünya’ya kazanmışsınız gibi göstermek (Vietnam Savaşı), bir nesli katlettiğiniz ve insanlık suçu işlediğiniz bir olayı dünyaya haklıymışsınız gibi göstermek (Hiroşima)

KAYSERİ’DE Kİ OTOBÜSÜN YÜKÜ ÇOK AĞIRDI BE DOSTLAR! – 20 Aralık 2016

2016 yılı yüreğimizin kızgın alevler içinde kavrulduğu bir yıl oluyor maalesef. Bu milleti boyunduruk altında tutmaya çalışan, bu topraklar üzerinde istedikleri gibi at koşturmaya, ameliyat yapmaya alışmış olanların ellerindeki bütün kozları öne sürdükleri bir yıl 2016. 12 Ocak’ta Sultanahmet’de patlatılan bombanın ardından 19 Mart 2016 tarihinde Taksim’deki patlama haberi 2016 yılının hiç de kolay geçmeyeceğinin habercisiydi adeta. Sonrasında 27 Nisan-Bursa patlaması, 1 Mayıs-Gaziantep patlaması, 12 Mayıs-Diyarbakır patlaması, 7 Haziran-Vezneciler patlaması, 8 Haziran-Mardin/Midyat patlaması, 28 Haziran-Atatürk Havalimanı patlaması ve en sonunda 15 Temmuz hain darbe girişimi. Bu terör saldırılarına rağmen milletin sabrı, metaneti ve 15 Temmuz gecesindeki feraseti

ZALİMLER İSTEMESE DE BU KUTLU YÜRÜYÜŞE DEVAM EDECEĞİZ – 13 Aralık 2016

Cumartesi gecesi İstanbul’un göbeğinde bir terör saldırısı oldu. Yazının kaleme alındığı bu saatlerde şehit sayısı 44 olarak geçti ajanslara. Tam 44 fidan toprağa düştü. Yüz küsur de yaralı. Hiçbir açıklama, kınama, söz veya kelam yanan yürekleri rahatlatmayacaktır. Ama yine de sığınacak bir liman, yine de çıkacak bir kapı bulacağız bu kasvetli, buruk atmosferden. Ayetler gelecek gözümüzün önüne, “De ki: Ey kâfirler, yenileceksiniz ve toplanıp cehennemin dibine sürüleceksiniz! ‘’(Âl-i İmrân / 12). Ve şiirler akacak gözlerimizden akan yaşlarla birlikte ‘’Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker! Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.’’ (M.Akif Ersoy) Ve en sonunda kulaklarımızda yankılanacak Reisin söyledikleri; ‘’Başaramayacaksınız! Bu millete diz çöktüremeyeceksiniz.’’ Evet,

SAFLARI SIKLAŞTIRALIM, SAĞLAM GELİYORLAR… – 12 Aralık 2016

Kraliçenin babası belli olmayan çocukları masa başı çalışmalarını tamamlayıp bir düzen kurmuşlardı. Dünya artık onlardan sorulacak, onların menfaatlerine dokunacak her harekete en şiddetli cevap vermek gayet normal bir hareket olacaktı. Biz dünya insanlarının oyalanması için de “Demokrasi, İnsan hakları, Evrensel hukuk normları” diye adlandırdıkları oyuncakları kucağımıza doluşturmuşlardı. Yani her ne şartlarda olursa olsun ‘’5, Dünya’dan büyüktür’’ tezi geçerli olacaktı. Onlar için borulardan akan petrol, mazlumların damarlarından akan kandan daha kıymetliydi. Onlar için doların üzerindeki hükmedici resim sahile vurmuş küçük bir çocuk bedeninden daha önemliydi. Her gün, her saat, her dakika için bir planları, bu planları harekete geçirecek, uygulayacak bir sürü piyonları mevcuttu, bu

UYANIN BEYLER! 15 TEMMUZ İHANETİ SULANDIRILIYOR – 13 Ekim 2016

15 Temmuz tarihi bu toprakların ikinci Çanakkale’sidir.  Bir varoluşun, yeniden dirilişin adıdır. Bizden görünen, bizim gibi giyinen, bizim gibi yaşayan bir grubun aslında hiçbir zaman bizden olmadıklarının gözler önüne serildiği tarihtir, 15 Temmuz. 15 Temmuz’u unutmak, unutturmak bu millete yapılacak en büyük ihanettir. Sn. Cumhurbaşkanımızın gayreti ile 3 ay geçmesine rağmen hala 15 Temmuz ihaneti, gündemdeki tazeliğini koruyor, Elhamdülillah. Lakin günlerdir gazetelerde, televizyon kanallarında anlam veremediğim bir çalışma yapılıyor. Birazdan anlatacağım bu anlamsız filmin, profesyonelce yönetilen çalışmanın art niyetle yapıldığını düşünmüyorum. Büyüklerimizin de söylediği gibi; ‘Cehennemin yolları iyi niyet taşları ile örülüdür.’ Şimdi gelelim 15 Temmuz’un nasıl