EKREM İMAMOĞLU’NDAN ÜCRETSİZ MUSAKKA TİYATROSU! – 19 Nisan 2019

31 Mart seçimleri sonuçlandı. YSK’daki süreç de devam ediyor. Hani şu belgelenmiş hırsızlıklar, kumpaslar, yasaya aykırı sandık başkanı görevlendirmeleri, çalınan oylar, kümeslere, boş arazilere, elektrik direklerine yazılan seçmenler… Bu süreç devam ederken mazbata Ekrem İmamoğlu’na verildi. Ekrem İmamoğlu da mazbatayı alır almaz gitti İstanbul Büyükşehir Belediye binası önünde bir konuşma yaptı. Anlattı, alkış da topladı, konuştu, tezahüratlar aldı. Yalnız bir tek bir şey demedi, diyemedi. 15 Temmuz gecesi Saraçhane önünde abdestlerini alıp da belediye binasını korumak için zırhlanıp can veren şehitlerimizin adını anmadı. Çünkü inanmadığı, çünkü tiyatro dediği, çünkü kurgulu senaryo dedikleri bir geceyi konuşmaya gerek yoktu onun için. Amma gel gör ki asıl

EKREM İMAMOĞLU ”145 YILDIR MÜCADELE VERİYORUZ” DERKEN NE DEMEK İSTEDİ? – 11 Nisan 2019

Şimdi size ne seçimden, ne seçimde yapılan usulsüzlüklerden, ne hırsızlıklardan, ne örgütlü operasyondan hiç birinden bahsetmeyeceğim bugün. Bugün, sizlere ‘’145 yıldır demokrasi için mücadele ediyoruz’’ diye bağır bağır demeçler veren Ekrem İmamoğlu’nun ve o zihniyetin ne demek istediğinden bahsedeceğim. Sahi ne vardı 145 yıl önce he? 145 yıldır devam eden ve bugün dahi hala savaşı verilen dert neydi, neyin mücadelesini veriyorlar tam 145 yıldır? 145 yıl öncesi Sultan Abdülaziz’i tahttan indirme planlarının yapıldığı, Mithat Paşa ve İttihatçı ekibin, Abdülaziz’in onurunu şerefini rencide edip ardından da bileklerini kesip intihar süsü verildiği zamanlardı. Yani suikast zamanlarıydı. Ardından tahta çıkardıkları Sultan Abdülhamid’in bu satılmış hainlere

31 MART SEÇİM SONUÇLARI ÖRGÜTLÜ BİR OPERASYONDUR! – 10 Nisan 2019

31 Mart seçimlerinin üzerinden neredeyse tam 10 gün geçti. Tabii bu süreçte, kimin eteğinde ne kadar taş varsa, hepsini döktü ortaya. Kimisi seçim süresince kendisine verilen rolü tamamlayıp kenara çekildi, kimisi ise kızgınlığını, küskünlüğünü, kırgınlığını fırsat bilip bu süreçte bu işin faturasını birilerine kesmeye çalıştı. Kimisi de, “Yahu niye oyları sayıyoruz, verin şu mazbatamızı, bak kaç gün oldu”, işte “mızmızlık yapıyorsunuz, mazbatamızı verin yoksa ülke kaosa gider” gibi tehditvari söylemlerle yangından mal kaçırır gibi demeçler vermeye başladı. Kimisi de kanunun, yasanın kendisine tanımış olduğu hakları tek tek kullanarak tabiri caizse böyle iğne ile kuyu kazarak bu seçim sonucunu doğru düzgün ortaya çıkarmak için gayret sarf ediyor. Tabii en

31 MART SEÇİM SONUÇLARINDA HIRSIZLIK YAPILDI! PEKİ, BİZ NE YAPACAĞIZ? – 3 Nisan 2019

Evet, “Ülke olarak normal bir seçimi daha geride bıraktık” demeyi çok isterdim. Yalnız hepimizin de bildiği gibi geride bıraktığımız, üzeri kapanmış bir seçim süreci maalesef yaşamıyoruz. Haber bültenlerinde, sosyal medyada, orada burada yazılıp çizilenlerin bizzat takipçisiyiz. Her şeyi takip ediyoruz. Milletin iradesinin arkasına saklanıp, çalıp çırpmayla HIRSIZLIKLA, para teklif edip birilerini satın almayla kendilerine HAK olmayan, oyları kaydırma numaralarıyla yalancı bahara sevinenlerin tezgâhları tek tek tespit edildi ve belgeleriyle yetkili mecralara itirazlar edildi, sonuçları hep birlikte göreceğiz. Ben 48-50 saattir uyku uyumuyorum. Biliyorum ki birçoğunuz da öylesiniz. Gerekirse 48 saat daha ayakta kalıp, gözlerimizden kanlar aksa da bırakmayacağız bu işin

SEÇİME GİDERKEN YAPILAN ANKETLER NE KADAR GERÇEK? – 26 Mart 2019

Biliyor musunuz? Sosyal medyada bir yalan haber, doğru habere göre tam 6 kat hızla yayılıyor. Yani biri ortaya bir uydurma yalan atıyor, sonra biz de, hobaaa, ‘’Necidir, Ne değildir?’ demeden atlıyoruz hemen. O da yetmiyor bir de, işte ‘’Duydun mu bak, gördün mü, şu şöyleymiş, bu böyleymiş’’ diye bir de bunu yayıyoruz. Yani hiç birimizin umurunda değil. Ne aslı ne de astarı. Son günlerde anket sonuçları üzerinden bize operasyonlar çekiliyor. Bir gün kalkıyorlar, işte ‘’Ankara kaybedildi, İstanbul Binali’ye ‘hayır’ dedi’’. Yok, işte ‘’Bursa Büyükşehir’de çok ciddi sıkıntı var’’ gibi doldurma ve algı operasyonlarına yönelik sonuçları servis ediyorlar bize. Ve bazılarımız da maalesef bu oltaya tav olup gardını düşürüyor,

31 MART’TA REİS’E SIRTIMIZI DÖNECEĞİZ DİYENLER! – 25 Mart 2019

31 Mart seçimlerine artık sayılı günler kaldı. Nasip olursa Pazar günü sandıklara gidip 5 yıl boyunca şehrimizi yönetecek kişileri seçeceğiz. Ama bu seçim sadece kağıt üstünde ‘yerel’ olarak gözüküyor. Bu seçimin ardında başka bir şey var. Hadi birlikte bir düşünelim. 31 Mart akşamı sandıklar açıldı ve millet olarak Cumhur İttifakı’na şöyle bir şefkat tokadı attık… Pahalılıktan dolayı, istediğimiz adamı aday yapmadılar, teşkilatlardaki adamlar saçma sapan hareketler yapıyorlar, koltuklarını farklı farklı şeyler için kullanıyorlar. Birçok hak etmeyen adam hak etmediği makamlara geliyor, dolar yükseldi, patatesti, patlıcandı… İşte faturalardı, şuydu buydu… Yani herkesin bir nedeni ve mazereti olur. Ve Cumhur İttifakı’na da ders vereceğiz, şöyle kulağını bir

ÇOCUKLARI İNTİHARA GÖTÜREN İNTERNET OYUNLARI – 20 Mart 2019

Çocuğunuz aklınıza gelince böyle bir burnunuzun direği sızlıyor değil mi? Evlat sonuçta canından can kanından kan. Ama son zamanlarda ne oldu, nerede yanlış yaptık, neyin peşinden sürüklenip de gözümüzün önünde hem kendi hayatımızı hem de çocuklarımızın hayatını bir iki internet oyununa kurban ettik bilmiyorum. Yok, canım o kadar da değil diyenlere de bir daha söylüyorum evet durum o kadar da açık ve ortada. Şimdi herkesin ağzında şu laflar, işte bizimki şu oyunu oynamadan durmuyor, izlemeden yemek yemiyor, bıktım usandım vallahi, ne yapayım mecburuz falan diye o anlık bir kurtuluş görüp dayıyoruz önlerine telefonları, iPadleri. He, durum yalnızca çocuklarla alakalı sıkıntıda da değil. Hatta ve hatta en büyük sıkıntı bizde. Kadınlar telefonda oynadıkları oyunlardan akşam yemeği

ÇANAKKALE DESTANINI KİMLER YAZDI? – 18 Mart 2019

Martın 18 ‘i bugün. Destanın bu topraklara kazındığı gün bugün. Şehadet kokusunun oluk oluk bayrağa karıştığı gün bugün. Kınalı kuzuların, 15 yaşındaki erlerin, nişanlıların, süt kokuluların, emir erlerinin, peygamber ocağında, bombaların altında ezan sesiyle aynı kıbleye secde edenlerin bize bıraktığı şanlı gün bugün 18 Mart. Size savaşı anlatmayacağım, size bombalardan, dökülen kanlardan, yarım kalan hayallerden, açmadan solan fidanlardan bahsetmeyeceğim. Size Çanakkale destanında bedeller ödeyerek bize bugünleri bırakan o kahramanların karşısına yarın mahşerde çıktığımızda nasıl hesap vereceğimizden bahsedeceğim. Tanır mısınız? Mehmet Çavuş’u. Çanakkale’de Sağ kolumu kaybettim. Sol kolum var. Onunla da pekâlâ iş görebilirim diyen Kahraman Mehmet Çavuş’u. Yarın o Mehmed’in

YENİ ZELANDA’DAKİ VAHŞETİN ADINI NET KOYALIM: BU TERÖRÜN ADI ‘HRİSTİYAN TERÖRÜ’DÜR – 15 Mart 2019

Faşizmin, inkarın, sapkınlığın ve tahammülsüzlüğün geldiği son noktadayız bugün. Müslümanlığın bedelini ödetmeye çalışanlar dinimizin, imanımızın karşısına kurşunlarla dikilip can alıyorlar. Ne şahıslarla ne de kişilerle ilgilenmiyorlar. Onların derdi bizim dinimizle kavga edip bizim inancımızla savaşmak. Bakın ne derseniz deyin. Adına yeni dünya deyin, adına milenyum çağı deyin, adına global çağ deyin, ne söylerseniz söyleyin. Yeni Zelanda’da yaşanan bu hristiyan terör haçlı zihniyetinin, Bizans tohumlarının şimdilerdeki vücut bulmuş halidir. Ve bu zalimliğin adını net koyalım beyler. Bunun adı Hristiyan Terörü’dür… Hristiyan Terörü’dür… Ve savaşın tam ortasındayız. Müslümanlar safları sımsıkı tutup küçük hesapları, kişisel yarışları, dünyalık heveslerin

İSTİKLAL MARŞIMIZ ASLINDA NE ANLAMA GELİYOR? – 12 Mart 2019

Milli şuurumuzun ortadan kaldırılmaya, tarihi zaferlerimizin ise değersizleştirilmeye çalışıldığı bu günlerde en çok ihtiyacımız olan, “MİLLİ DUYGU” bilincini bizlere hatırlatan İstiklal Marşımızın kabulünün 98. yılını anmayı ve hatırlatmayı kendimize bir vazife biliyoruz. Ne kadar şanslı bir milletiz ki utanılacak bir tarihe değil aksine geçmişiyle övünen, insana kendini hatırlatan şanlı bir tarihimiz var. İstiklal Marşı da Mehmet Akif’in ifade ettiği gibi, binbir bela karşısında kurtuluşu bekleyen bir milletin, kelimelere dökülmüş hatırası olarak bizlere emanet edilen yazılı bir nişandır. İstiklal Marşı; öyle sadece spor müsabakaları öncesinde veya resmi bayramlarda okunan, öğretmenlerin öğrencilerine ezberlemeleri için ödev olarak verdiği basit bir şiir
  • 1
  • 2