ÖMER HALİSDEMİR’E HAKARET EDEN ATASOY – 7 Aralık 2018

Eskiden ana haber bültenlerinde kalıp bir söz vardı. Şöyle geçerlerdi kameranın karşısına, kurulurlardı; “Gün geçmiyor ki yeni bir şokla daha karşılaşmayalım” derlerdi. Bu sözün hakkını verecek o kadar şaşırtıcı şey yaşadık ki şu son zamanlarda, valla beni bilirsiniz kelimelerde sıkıntı olmaz bizde ama bunun yerine söyleyecek tek cümle bir şey bulamadım. İnandığımız, güvendiğimiz, sorduklarında hakkında hüsnüzan ile şehadet edeceğimiz bir adam vardı; Atasoy Müftüoğlu… Bu adam 1940’lı yıllarda Trabzon Çaykara’da doğdu. 5 yaşındayken babası çocuklara Kur’an öğretiyor diye şeflik döneminde kendi gözleri önünde tutuklandı. 80 darbesinde dergisi kapatılan, sakallı olduğu için işten atılan bu Atasoy efendi, darbeleri ve darbecileri en iyi

PARİS SOKAKLARI YANARKEN BİZİM GEZİCİLER – 5 Aralık 2018

Yine ne varsa bizim Anadolu’da var. Diyor ya bir söz; Ne doğrarsan aşına o gelir kaşığına. Bugünlerde batının göz bebeği, medeniyetin öncüsü, insan hakları savunucularının geldiği noktayı bu sözle toplamak istedim. Gücü, kuvveti, tep tipçiliği, ırkçılığı, sömürgeciliği merkeze alan Batı medeniyeti kaynıyor son birkaç gündür, daha da kaynar o kazan ben size söyleyeyim. Fransa’daki manzaraya şöyle bir bakıyorsun Allah Allah ne kadar da benzer… Baya bildiğin gezi vandalizmin kurgusuyla aynı gidiyor hikaye. Vereyim mi birkaç örnek? “Mesele sadece benzin zammı değil arkadaş. Sen hala anlamadın mı? Hadi gel” “Paris halkının haklı direnişini destekliyoruz, diren Paris.” “Bunlar barışçıl eylemler, masum insanların gösteri girişimine

TELEVİZYONLARDAKİ AHLAKTAN UZAK İÇERİKLERE DİKKAT – 27 Kasım 2018

Üniversitedeyken okuduğum bir kitapta şöyle yazıyordu; “ Televizyon aslında renkli bir kara kutudur” diye. Televizyon ile ilgili onca makale, açıklama, bilimsel çalışmalar okumuş olsam da bu tanım hep aklımda, hiç unutmam. Bir kara kutu… Allah Allah, derdim. Hem renkli hem de kara kutu, “nasıl oluyor bu iş” diye. Sonra ne demek olduğunu anladım, hem de gayet iyi anladım. Bugün şöyle medyayı, televizyonları hatta Digitürk’ü konuşalım. Hızlıca anlatayım. Digitürk, şu anda 3 buçuk milyona yakın abonesine çeşitli kanal ağları üzerinden hizmet veren bir platform. Yabancı yatırımcıların Türkiye pazarına gösterdikleri talepler sonucunda ve Cumhurbaşkanımızın yurtdışından gelebilecek yatırımcıları ikna etmesi, güvence vermesiyle 2015 yılında Katarlı beIN Medya Grubuna satıldı Digitürk.

TRABZON’A VE TRABZONLULARA HAKARET EDENLERE – 19 Kasım 2018

Hepiniz bilirsiniz bu atasözünü; “Eceli gelen köpek, cami duvarına pisler.“ Günlerdir Mustafa Kemal üzerinden oluşturulmak istenen algı, ayrıştırma için akla ziyan organizasyonlar yapıldı. Cezaevlerindeki teröristleri ziyaret edenler, terörist cenazelerinde gözyaşı dökenler, Diyanet İşleri Başkanının, tarihçi-yazar Kadir Mısıroğlu’nu, bakın Mısırlıoğlu değil he Mısıroğlu (sizin o küçük aklınızla yaptığınız kelime oyunlarını yesinler… Mısırlıoğlu’ymuş…) Neyse, Diyanet İşleri Başkanı’nın Kadir hocayı hasta yatağında ziyaret etmesiyle ortalığı velveleye vermeye başladılar. Milete hizmeti heykel dikmek zanneden bu zümrenin bir mensubu olan Tekirdağ milletvekili “Beni de görün, ben de burdayım bak ben de bişeyler

”ATATÜRK İLAH DEĞİLDİR” OYUNUNUN AMACI – 13 Kasım 2018

Hikaye şöyle, kedinin biri bir gün fareye aralarında 20 cm mesafe olan iki deliği gösterir ve sağdaki delikten girip soldaki delikten çıkarsan sana 3 kilo peynir vereceğim der. Fare biraz düşünür ve mesafe kısa, ödül büyük o zaman bu işte bi hinlik, bi pislik, bi hainlik var der. Bu hikaye benim hep aklımdadır, plan basit kazancı çok olan işlere hep temkinli bakmışımdır. Ve her olan bitene, her önüme konulana hesap kitap yapmadan, olayın arka planını düşünmeden zıplamamam gerektiğini hatırlatır bana bu hikaye. Şimdi biz aynen bu hikayeyi yaşıyoruz son birkaç gündür. Hikayenin sonundaki ödülün büyüklüğüne tav olanlar ulu orta, saçma sapan, hiç bir akla ve mantığa yatmayan açıklamalarla, yazılarla, videolarla, gündem oluşturmaya çalışıyorlar. Toplum hayatında önemi

EZAN NEDEN TÜRKÇE OKUNMALI – 10 Kasım 2018

Bu milletin değerleriyle kavgalı olanların yola ize gelmez kavgaları bir bitmedi, tükenmedi maalesef. Kur’an’ı yasaklayan, camileri ahır ve gazinoya çevirenler 70 yıldır her fırsatta ezanı kafalarına göre okutmak için çaba sarf ettiler ve ediyorlar da. Bugün… Ezan yeniden Türkçe okunsun sevdalarına bi tane sözde milletvekilini tutmuşlar, çemkiriyorlar. Neymiş, ezan bizim dilimizden okunmalıymış, ezan Türkçe okunduğunda ne demek olduğunu anlayacakmışız, dilimiz de her yere böylelikle yayılacakmış. Napıyorsunuz lan siz? Siz hangi Türkiye’de yaşadığınızın farkında mısınız? Siz bu milletin artık uyandığını, aynı tufaya bir daha düşmeyeceğini görmüyor musunuz? Namazla, niyazla, camiyle, cemaatle işi olmayan adamlar bugün ezanı dert edinmişler kendine. Ulan namaz kılmak için ölüp

EŞCİNSELLİK VE GAYRİMEŞRU YAŞAMAK – 7 Kasım 2018

Kimse kıvırmasın, biz millet olarak daha geleneksel, daha Anadolu Anadolu böyle nasıl diyeyim daha mutasıp yani orta şekerli bir haldeyiz. Aile deyince anne baba kardeşlerin yanında kuzenler, dayılar, halalar, amcalar da gelir akla. Yani ne şekilde yetiştirilirsek yetiştirelim bir akraba olayı her daim vardır bizde. Yalnız birileri de boş durmayıp aile kavramımıza, yani en sağlam direğimize oynuyor. Bir nesli kırıp özümüzde kutsal saydığımız aile temelinin taşlarını hedef alıyorlar. Baksana modern dünya diye pompalayıp tek çocuklu aileleri örnek diye öne sürüyorlar. Çocuğun mu var derdin var mavallarını her yerden karşımıza çıkarıp yeni gençleri evlilikten, evlenseler de çocuk yapma fikrinden uzaklaştırıyorlar. Bunun yanında televizyonlarda da yayımlanan dizilerle dost hayatını,

İSTANBUL HAVALİMANI İSMİNİN ANLAMI – 1 Kasım 2018

Bir başkadır benim memleketim şarkısını bilirsiniz. Havasına suyuna, taşına toprağına bin can feda… diye devam ederiz ya hani, valla bugün tam o havadayım. Malum kiraz ayları geçti, haziranlar geride kaldı, ilahi adalet ince ince yerini buldu. E daha ne olsun. İstanbul’da havalar düşman çatlatıyor yani… Dostlar anladınız siz mevzuyu. Günlerdir bir tartışma konusu vardı. Yeni havalimanının ismi ne olacak diye. Neler neler söylendi. Yok bilmem göçmen kuşların güzargahındaymış, yok bilmem ne kadar orman arazisi katledilmiş, işte bilmem su havzaları varmış mış mış mış. Bu saldırıları saymıyorum bile. Neyse; Kimi dünyayı kanırtmak için Abdülhamid Han olsun diye bekledi, kimiyse Avrupalıları titretsin

CUMHUR İTTİFAKI GERÇEKTEN BİTTİ Mİ? – 29 Ekim 2018

Samimiyetten dem vururuz ya hep, adamlıktan bahsediyoruz, işte mangal gibi yürekli olmaktan tavır ve duruş sahibi olmaktan falan bahsediyoruz da, işe bak. Geçen gün yazmış biri, ya da şöyle söyleyeyim sallamış bana, atıp tutmuş birisi, Allah ne verdiyse… Başım üstüne, hepsini kabul ettim, okuyup geçtik. Ama işin tuhafı şu; adamın sayıp sövdüğü hesaba bakıyorsun… Ne adı var, ne sanı var, ne fotoğrafı var… Ama ne diyor “Biraz gerçekçi olun be, az bi samimi olun be!” Bunu da profil resmine yumurta koyduğu hesaptan yazıyor. Kardeş bi görseydik de seni, kimliği görseydik de sonra konuşurduk samimiyeti diyeceksin ama yok. Anlamaz bu tipler. Valla dolu bu tiplerden ortalıkta. Kimliğini gizleyip insanlara hakaretten, küfürden zevk alan hasta tipler

ANDIMIZIN YENİDEN OKUTULMASININ ANLAMI – 22 Ekim 2018

Valla daha dün gibiydi, 24 Haziran seçimleri öncesi kurgulanan oyunları konuşup bu numaraları yemiyoruz diye birilerine bağır bağır anlattığımız günler. Ne ara geldi geçti de yeni tezgahları konuşur olduk, ben de anlamadım. Neyse insanoğlu işte, hızlı geçen zamanın içinde unutuyoruz çoğu şeyi ama hatırlatmakta fayda var. Yerel seçimlere giderken uluslararası planların ve kurguların içinde dimdik duran Yeni Türkiye’nin üzerine, sağdaki ve soldaki kan emiciler yetmiyormuş gibi bir de içimizdeki kalıntılarla uğraşıyoruz. 2013’te uygulamadan kaldırılan andımız geçen hafta danıştayın bir kararıyla yeniden gündeme geldi. Andımız kimindi? Neden kaldırıldı? Yeniden okunması ne anlama geliyor? Falan filan… Bi tezgah kurulduğu çok belli. Çünkü zamanlaması ancak bu kadar amatörce ve kör