TEHLİKENİN FARKINDA MISIN SÜLEYMAN SOYLU? – 04 Haziran 2020

Pandemi sürecinde büyük bir özveriyle çalışan, 65 yaş üzeri ve vatandaşların her türlü ihtiyacını karşılayan, böyle hayati bir dönemde yeri geldiğinde tarla süren yeri geldiğinde odun kıran polis ve bekçilerimiz bugün maalesef hedefte. Acaba niye? Amerika, sokak eylemleriyle cayır cayır yanarken ülkemizde de dikkat ediyor musunuz devamlı polis ve vatandaş karşı karşıya getirilmeye çalışılıyor. Bir el devreye girdi ve devamlı gündeme bir şeyler pompalanıyor. İstanbul Eyüp Sultan’da ekmek almaya giden bir kişinin bekçiler tarafından darp edildiği haberleri, Bilecik’te polis bir çocuğa kontrolsüz güç kullandı manşetleri, Edirne Keşan’da sokağa çıkma yasağının olduğu günlerde dışarıya çıkıp alkol kullanan bazı vatandaşlara polis tarafından şiddet uygulanıp biber gazı sıkıldı başlıkları ve

EKREM BAŞKAN’A TÜRBE ZİYARETİNDE HAKSIZLIK MI ETTİK? – 03 Haziran 2020

Gezi’yi unutma! Evet, unutmuyoruz. Türkiye tarihinin en büyük sokak Vandalizm’ini, sokak terörizmini unutmuyoruz. Kırmızı fularlı kızından piyano çalan Alman’ına, yakılan Türk bayraklarından Mustafa Kemal Atatürk ile terörist başının posterlerini yan yana taşıyanları unutmuyoruz. Yağmalanan kamu binalarını, bankaları, bankamatikleri, yakılan o polis arabalarını, belediye otobüslerini, ambulansları ve o araçların önünden öyle pişkin pişkin poz veren gazetecileri, akademisyenleri, sanatçıları, yazarları, çizerleri unutmuyoruz. Sarıyer ormanlarını talan edip hukuksuz bir şekilde oraya üniversite kuran Koç’un sponsorluğunda çevreyi, yeşili koruyoruz diye milleti desteğe çağıran ardından da, “Mesela ağaç değil, sen hâlâ anlamadın mı?” diyerek İngiliz vatandaşlığını kapan o sanatçı

GEZİDE TÜRK BAYRAĞINI YAKAN GÜZEL ÇOCUKLARI UNUTMA! – 01 Haziran 2020

Gezi’yi unutma! Evet, unutmuyoruz. Türkiye tarihinin en büyük sokak Vandalizm’ini, sokak terörizmini unutmuyoruz. Kırmızı fularlı kızından piyano çalan Alman’ına, yakılan Türk bayraklarından Mustafa Kemal Atatürk ile terörist başının posterlerini yan yana taşıyanları unutmuyoruz. Yağmalanan kamu binalarını, bankaları, bankamatikleri, yakılan o polis arabalarını, belediye otobüslerini, ambulansları ve o araçların önünden öyle pişkin pişkin poz veren gazetecileri, akademisyenleri, sanatçıları, yazarları, çizerleri unutmuyoruz. Sarıyer ormanlarını talan edip hukuksuz bir şekilde oraya üniversite kuran Koç’un sponsorluğunda çevreyi, yeşili koruyoruz diye milleti desteğe çağıran ardından da, “Mesela ağaç değil, sen hâlâ anlamadın mı?” diyerek İngiliz vatandaşlığını kapan o sanatçı

ALEYNA TİLKİ Mİ, SELÇUK BAYTAKTAR MI? – 30 Mayıs 2020

İster hükümet yanlısı olun ister hükümet karşıtı, ister PYD terör örgütü değildir diyenlerle aynı safta bayrak sallayın ister Akıncı’nın gururuyla o gökyüzünde dalgalanan ay ve yıldızın şerefini yaşayın ama gelin bu çağda bu yüzyılda Selçuk Bayraktar ve ekibiyle tüm siyasi ideolojilerin üzerine çıkıp gurur duyalım. Selçuk Bayraktar damat değil mi ya? Kimmiş ki gurur duyacakmışım onunla ya? Neymiş canım bu Akıncı da Akıncı? Öyle mi? He? Gel gel, gel bir şey anlatacağım: Bu milletin bugün olduğu gibi dün de hayalleri vardı. Nuri Demirağ’ın ve Vecihi Hürkuş’un imal ettikleri uçaklar ihraç ediliyordu ki Allah Allah, o meşhur gizli el ortaya çıkıyor ve her şeyin önünü kesiyordu. Ülke kendi uçağını üretip satmaya hazırlanırken bir anda yine uçak almaya mecbur kalmış bir şekilde yerinde

TERÖRİST SEVİCİLER VEFA’DAN NE ANLAR! – 16 Mayıs 2020

Hadi bakalım, şimdi kalksınlar yine beğensinler Selahattin Demirtaş’ın siyasi çizgisini. Beğensinler ki şu mübarek ramazan gününde evlerinden dışarıya çıkamayan o yaşlılara erzak götürürken eli kanlı teröristlerce şehit edilen kardeşlerimizin vebali bir ömür yakalarına yapışsın bu orta yolcu deyyusların. Muhalif olmayı, özgür olmayı, entel dantel olmayı, sol yumruğunu havaya kaldırıp slogan atmak zanneden kardeşim iyi dinle: Terörist dün de teröristti, bugün de terörist, yarın da teröristtir. Bunun daha ötesi berisi yok ama bu kahpelere bu kalleşlere terörist diyemeyen dilleriniz var ya, o sizin o dilleriniz; hani PYD terör örgütü değildir diyen, hani biz her rengi mecliste isteriz mavallarıyla teröristi yalayan, hani bir oy HDP’ye bir oy CHP’ye” diye dilenen dilleriniz… İşte o

BİR ÇAĞ KAPANSIN, YENİ BİR ÇAĞ AYASOFYA İLE AÇILSIN! – 13 Mayıs 2020

Madem dünya yeni bir miladın eşiğinde madem artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak madem sınırlar, sınıflar, yaşantı, düzen ve güçler yeniden inşa edilip belirlenecek o halde bu millet yeniden fetihle müjdelense ya keşke. Evet, zor günlerden geçiyoruz. Savaşın, dirayetin, mücadelenin hatta milli mücadelenin tam ortasındayız. Yalnızca sağlık savaşı değil he verdiğimiz veyahut da yalnızca ekonomik savaş da değil. Tüm dünyayla birlikte Türkiye’de yekûn bir güç savaşı veriyor, yeniden var olma savaşı. Birileri hala işte gelişmiş ülkeler, işte gelişmekte olan ülkeler, yok efendim ileri eğitim seviyesi, işte günlük televizyon başında duran insan sayısı istatistikleri içerisinde boğulup kalsın. Tam da bu zamanda. Evet evet, tam da böyle tarihi bir zamanda 1453’te Fatih Sultan Mehmet’le

TARİHİN EN FELAKET GRİBİ İSPANYOL VİRÜSÜNDE NELER YAŞANMIŞTI? – 11 Mayıs 2020

Büyüklerimiz anlatırdı bize, işte zamanın zamanında işte şöyle olmuştu, işte böyle olmuştu, şöyle salgın vardı, şöyle kırılıyorduk… Bizlerde tarihi hikâyeler der geçerdik. Tabi o zaman imkânlar kısıtlıydı. İşte bilim, teknoloji bu kadar ilerlememişti, tıp bu kadar ileri değildi falan diye de üstüne devam ederdik. Yani bu anlatılanlara çok da fazla kulak asmazdık. Yani en azından ben öyleydim, sizi bilmiyorum. Evde oturup bir şeyler kurcalamaya, araştırmaya, okumaya bolca vaktimiz olduğundan bir şeyler kurcaladım ve çok güzel bir tane hikâye buldum, anlatayım: 1917-18’li yıllarda bir İspanyol gribi yani virüsü varmış. Bu İspanyol virüsü dünyayı kasıp kavuruyor. 18 ay içerisinde Amerika’da, Fransa’da, İngiltere’de binlerce kişi ölmüş bundan. O zamanki rakamlar bugünün çok çok üstünde.

SELÇUK BAYRAKTAR NEDEN HEDEFTE? – 08 Mayıs 2020

Tarihe iyi bakın, bu memleketin çocukları ne zaman taş üstüne taş koymaya kalktılar kurtlar sofrasında ilk o çocuklar harcandı. Ne zaman ufkuyla bir çağa öncülük edecek çocuklarımız yetişti ülkesinde imkânları yeterli olmadığından dünyanın çeşitli yerlerine savruldular. İşte Amerika’ya, Avrupa’ya, İngiltere’ye gitmek zorunda kaldılar. Beyin göçü denen durum tam da buydu. Bu topraklarda birileri Nuri Demirağ’ın hayallerinin önünü kesti, Vecihi Hürkuş’un kanadını kırdı, Hezarfen deli sayıldı, ciddiye alınmadı, devrim otomobilleri müzeye kaldırıldı. Bu topraklarda 1700’lü yıllardan beri adım atmaya çalışanlar yarı yolda kaldı. Tabi onlarla beraber koca bir ülke de koca millet de geri kaldı ilimden, bilimden, sanayiden. Ve bugün geldiğimiz noktada Recep Tayyip Erdoğan nefretinden,

SELÇUK BAYRAKTAR’I EŞEK HEYKELİ DİKENLERE YEDİRMEYİZ! – 05 Mayıs 2020

Yeni dünya kurulurken eski dünyanın atıklarını nerede geri dönüşümle kullanılabilir hale getirsek diye epeydir düşünüyorum. Yani normale geçiş yapacağımız önümüzdeki günlerde keşke o eskinin bayatlamış zihinlerini oldukları yerde bıraksak da orada fosillenseler, en azından belki toprağa karışınca işte solucana, karıncaya börtü böceğe biraz faydaları olur bunların. Üstü başı teröristlere dayandıkları dağdan taştan gelen tozla kirlenen o zihniyetin salyalı ağızlarından biri bugünlerde çıkmış Selçuk Bayraktar’a ve T3 Vakfına bir şeyler söylemiş: İşte T3 Vakfı, İstanbul Büyükşehir Belediyesinden şu kadar para almış, işte bu kadar destek almış… Hep aynı teranenin ara sıcak öğünü misali ısıtıp ısıtıp önümüze sürüyorlar ya, yersen tabi. “Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar” diye yazınca

TÜRKİYE’de SONU GELMEYECEK BİR VİRÜS TÜRÜ: YALANCI COVİD CHP- 30 Nisan 2020

Dedem söylerdi, “Bu dünyada çekilen sıkıntılar günahlarımıza kefaret olur.” diye. Bir de eklerdi, “Allah kuluna kişiler üzerinden bir musibet verirse yani kişileri başına bela ederse mutlaka sonrasında bir mükâfat verecektir kuluna da sabrını sınıyor, tahammülünü yokluyor.” derdi. Yani imtihan… 80-90 yıldır başımıza bela olan bir zümreden imtihana tutuluyoruz. Bir musibet gibi her yerden karşımıza çıkıyorlar. Hakaret ediyorlar, aşağılamaya çalışıyorlar, değerlerimize saldırıyorlar, iftira atıyorlar, yalan söylüyorlar, sırıtıyorlar, Allah’tan korkmuyor kuldan utanmıyorlar ve devamlı da damarımıza basıyorlar. İstiyorlar ki çarşı pazarı karıştıralım ama imtihan. Lakin sabır da tahammül de bir yere kadar. Hişt, bir beri baksanıza entel magandalar. Günlerdir yalanlarla, iftiralarla