DOLARA BAKIP “TÜRKİYE EKONOMİSİ BATMIŞ!” DİYORLAR – 08 AĞUSTOS 2020

Geçen yıl Türkiye’nin TİKA aracılığı ile elini uzattığı, yardım ettiği, tarihi kardeşlik izlerini eserlerle, restorasyonlarla belirginleştirdiği 103 ülkeden biri olan Ürdün’e gitmiştim.  Sultan Abdülhamid döneminde çok zorlu şartlarda hayata geçirilen Hicaz Demiryolu’nun serüvenini ve 300 Türk askerinin salt şehrinde bulunan şehitliğini ve o askerlerin hikâyelerini araştırmaya başlamıştım. Bu çalışma esnasında Lut Gölü’nü, Vadi Ram’ı ve Petra antik şehrini ziyaret ederken çevrede birçok Osmanlı eserini de görmüştüm.  İsrail’e sınır olan Ürdün halkı tam bir Türkiye aşığı. Birçok evde, birçok dükkânda ay yıldızlı bayrağı görmek mümkün. 2017’deki Amerika Başkanı Trump’ın, S-400 sürecinde dolar üzerinden Türkiye’yi tehdit etmeye, diz

AYASOFYA’daki AÇILIŞA KİMLER DAVETLİ? – 23 Temmuz 2020

Çocukluğumuzdan itibaren dinleye dinleye büyüdük bu ezgileri, “Gergin uykulardan, kör gecelerden Bir sabah gelecek kardan aydınlık.” diye, işte o sabaha ramak kaldı. 24 Temmuz Cuma sabahı doğacak inşallah o kardan aydınlık olan sabah. Tabii şu andaki gündemimiz program nasıl olacak, kimler gelecek açılışa, orada kimler olacak, caminin içine kimler alınacak, işte kaçta gelirsek yer buluruz orada veya birini arasak bir yer ayarlar mı bize, değil mi? Herkes orada olacak dostlar, kimi bedenen kimi ruhen ama herkes orada olacak. O gün o saflarda yani o mekânda isteyenler veyahut da ismini bir yerlere yazdıranlar değil, nasibi olanlar olacak orada, nasibi olanlar. O gün orada sadece ismi yazılanlar veyahut da erken gelip kendine yer bulanlar olmayacak tabii ki de. O gün orada, o

SREBRENİTSA’da ZULÜM! UNUTMA! – 11 Temmuz 2020

11 Temmuz 1995’te her konuşmalarında, her söylemlerinde medeniyetten, insanlıktan, inançlara saygıdan dem vuran Avrupa’nın göbeğinde ve tüm dünyanın gözleri önünde insanlığın utanç günlerinden biri yaşandı. 8 binden fazla insan sırf Müslüman olduklarından dolayı acımasızca, barbarca katledildi. 2. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da yapılan en büyük insanlık suçlarından biri olan Bosna Soykırımı’nın perde arkasında da ayrı ayrı birçok dram saklıydı. Srebrenitsa, Yugoslavya’nın 1992 yılında çöküşünün hemen ardından Sırpların, Bosna’da başlattıkları soykırıma müdahale eden Birleşmiş Milletler (BM) tarafından altı güvenli bölgeden birisi olarak ilan edilmişti. Sırp kasaplarından kaçıp buraya sığınan 60 bine yakın kadın, yaşlı ve çocuklar bir yandan açlıkla diğer yandan da bulaşıcı

ERTUĞRUL ÖZKÖK YALANI İFŞA! – 08 Temmuz 2020

Ne kadar zavallıca bir durum. Gerçekten ne kadar çirkin ve içler acısı bir durum. Pusmuşsun kenarda bekliyorsun; ülkede afet olsa da birileri ölse, kaybolsa, enkazın altında kalsa ve görevliler de başarısız olsalar da ben de oturduğum yerden konuşsam, giydirsem, meseleyi istediğim gibi çarpıtarak anlatsam ve devamlı da ona, buna, şuna sallasam diye bekliyorsun. Sakarya’da bir havai fişek fabrikasında patlama yaşandı. Ortalık can pazarı. İnsanlar içerideki eşine, dostuna, evladına, kimisi kocasına, babasına ulaşmak için çırpınıyor, bekliyor. İyi bir haber gelsin, patlama kontrol altına alınsın, yüreğimize su serpilsin diye insanlar bekliyorlar. Patlama duyulur duyulmaz hemen İçişleri Bakanı, Sağlık Bakanı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı olay yerine koştu. MÜSİAD yani Müstakil

İNGİLİZ AKLINDAN CHP’li İBB’ye DESTEK – 07 Temmuz 2020

Yusuf Kaplan hocanın çok beğendiğim bir sözü vardır, “Mevzuyu kaybedersen, mevziyi de kaybedersin.” Yani asıl önemli olan mevzudur. Mevzuyu inceleyecek, okuyacak ve anlayacaksın ki mevziyi koruyabilesin. Sultan Abdülhamid’e bir gün İngilizleri sormuşlar, daha doğrusu İngiliz aklının ne olduğunu sormuşlar. Dünya siyasi tarihinin en deneyimli devlet adamı olan Abdülhamid Han İngilizleri şöyle tarif ediyor, “Ordulara ihtiyaç duymadan diğer ülkeleri uzaktan yönetme sanatını en iyi bilen millettir İngilizler.” İngilizler bir milleti kontrol etmek için kendi kültürünü, kendi dinini, değerlerini, isteklerini kabul ettirmek için uğraş vermezler, zaman harcamazlar. Milliyetçi ve maneviyatçı bir düşünceyi bile kendi amaçlarına kullanabilirler ve en önemli özellikleri de hakikisini kontrol

SOSYAL MEDYADAKİ SON VİDEOM! – 06 Temmuz 2020

‘Sosyal medyama dokunma, burası Kuzey Kore mi? Özgürlüğümüzü elimizden alamazsınız. Yok artık, bu ülkede yaşanmaz. Bu kadarı da olmaz, geleceğimizi hiç ediyorlar, kaçıncı yüzyıldayız ya.” gibi bir ton şey… Abi konu ne, he? Konu ne konu? Sosyal medyada artan küfür, hakaret, tehdit ve itibar suikastı üzerine, ayrıca Türkiye’nin adam yerine konmaması, Türkiye’deki yasaları umursamayan, Türkiye’den kazandığı paralara vergi ödemeyi reddeden o küresel firmalar için Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, sosyal medya ve dijital platformları kapsayan bir düzenleme yapılacağını söyledi. Evet evet, gerekirse kanunlara uymazlarsa da kapatılacağını söyledi ve ardından bir güruh süper hızlı ve süper banal bir linç kampanyası başlattı yani ne diyorlar, “Biz istediğimiz gibi küfür edeceğiz, önümüze geleni

YENİ HEDEF KUNDAKTAKİ BEBEK! – 02 Temmuz 2020

“Biliyor musunuz? Ben bu çağdan nefret ettim. Etimle, kemiğimle nefret ettim.” diyen Cahit Zarifoğlu, daha bu günleri görmeden söylemişti bu sözleri. Yaşasaydı ve görseydi daha yeni doğmuş bir çocuğa, cennet kokusu üzerinde dünyaya gözlerini açan bir meleğe hakaret eden, küfür eden, sırf siyasi hesaplaşmalarından dolayı o çocuğu ağzına alan zavallılara kim bilir ne derdi Zarifoğlu? Dün Berat Albayrak ve eşi Esra Hanım’ın 4. çocukları dünyaya geldi. Berat Albayrak’ta son derece normal bir şekilde bakan kimliğinin, damat kimliğinin, evlat kimliğinin dışında sadece baba kimliğiyle sosyal medya hesaplarında sevincini ve mutluluğunu paylaştı: “Rabbimize şükürler olsun, bu gece 4. evladımız Hamza Salih ailemize, dünyamıza sefalar getirdi. Sevgili eşim Esra’ya bize bu mutluluğu

KİM AŞAĞILIK ABDÜLHAMİD DEDİ? – 27 Haziran 2020

Yazık ki edepten nasiplenmemiş, dilinin kemiği bir ömür boğazına takılı tipler bugün Abdülhamid Sultan’ı dillerine alıp nefret kusmuşlar, kudurmuşlar. Hazımsızlık onları nefessiz bırakmış. Öldü sandıkları Abdülhamid’in aklının, zekâsının, vizyonunun, ruhunun bugün başka uzun adamlarda ete kemiğe bürünmesi yakıp kavurmuş içlerini. Sultan Abdülhamid ağanın ruhunu saç telinden tırnağının ucuna kadar yaşatanlar var şükür ama görüyoruz ki Abdülhamid’i alçakça tahttan indiren aşağılıkların da devamını getirmeye çalışanlar var bugünlerde. Muhalif ve özgür medya, objektif medya Tele 1… Evet evet, onlar kafalarına göre istediğini diyorlar ya bize, e madem öyle biz de söyleyelim: Yalaka muhalif medya, propagandacı medya, iftiracı medya, özgür olduğunu sanıp nerelerden finanse edildiği belli

PKK’ya 5000 TAKSİ NEDİR? – 26 Haziran 2020

Ülkemizde korona gündeminin dışında PKK’yla mücadele konusunda da hakikaten tarihi vuruşlar, tarihi hamleler yapılıyor yani tarihi bir dönemin eşiği yaşanıyor bu günlerde. Sincar vuruldu, PKK’nın silah depoları, sığınakları, eğitim alanları… Hepsi yerle bir edildi. Dünyanın dört bir yanındaki devletler İHA ve SİHA’larını Türkiye’den almak istediklerini açıkladılar. Libya hamlelerine her gün bir yenisi ekleniyor. 40 yıldır girilemez denen yerlere paşa paşa giriliyor. Terör mağaraları tek tek imha edilirken elbette birde İstanbul’un yetersiz kalan taksi ve taksici gündemine de birileri bir şeyler yapıyor. CHP’li İstanbul Büyükşehir Belediyesi geçen haftalarda yeni modelleme diye, edebiyatını uzun uzun yaptıkları ama sahada, sokakta hiçbir

KORONA VAR, GURBETÇİLER GELMESİN! – 11 Haziran 2020

Türkiye gündemine ayak uyduracağım, gündemi takip edeceğim derseniz ohoo Allah yardımcınız olsun. Hangi birine yetişeceksin? Gündeme düşen bir olayı biraz araştırayım, nedir ne değildir diye biraz bir şeyler bakayım, kurcalayayım diyorsun bir bakıyorsun ki konuyla ilgili bilgin olmuş ama gündem geçmiş yani konu bayatlamış. Neyi ele alıp konuşacaksın ki veya neyin üzerine yazıp çizeceksin? “Ayasofya’nın ibadete açılıp açılmamasını mı konuşacaksın yoksa küçük eniştenin gündem olayım diye saçmalıklarını mı takip edeceksin? CHP’nin terörist sevicilerini ve vatan hainlerini Meclis’ten nasıl cansiperane savunduğunu mu yazacaksın yoksa her önüne gelene hakaret eden, parmak sallayan o Özgür Özel’in pataklanmasını mı konuşacaksın? Yusufeli Barajı gibi ki Türkiye’nin en büyük barajı, Çanakkale