VATANI SATAN KİMLER-MİŞ? – 11 Nisan 2018

Attığı taşın, söylediği sözün gideceği yeri bir türlü tutturamayanlar, muhalefet olmayıhükümetin aldığı her karara ayaklanıp düşünmeden, sorgulamadan, analiz etmeden karşı durmak olarak görüp fırsatları kara propagandaya çeviriyorlar. Yaaa acaba taktik mi değiştirseniz, Hep aynı yerden, aynı bağırışlar, fırsat kollamalar, ‘”işte şimdi oldu” diye sevinç çığlıkları atarken yine hazin son be. Hayır gerçekten toplanmanıza değmiyor, bak ne güzel diyorsunuz ‘Bu millet yalanlara artık kanmaz’ diye, şunu en başında anlasaydınız ya. Şeker fabrikalarının ilk temellerinin ‘1 kilo şeker üretemeyen Osmanlı’ diye alay ettiğin devlet döneminde atıldığını dahi bilmeyen, planlanan özelleştirmenin teminat ve

KLAVYE DELİKANLILARI BAKIN KİMLER? – 9 Nisan 2018

Bizim mahallenin delikanlıları meşhurdur, köşe başında üç-beş genç yan mahalleden on on beş kişi… İsimleri cisimleri adresleri bellidir bunların… Edep, ahlak, terbiye gibi kavramları bilir, söyledikleri sözün arkasında durur, kimliklerini gizlemeye ihtiyaç duymazdı bu bizim mahallenin yağız delikanlıları… Ancak son beş on yıldır bizim bu mert delikanlıların karşısına edepten ahlaktan uzak bir çoğunun da kimlikleri bile belli olmayan klavye delikanlıları diye bir topluluk çıktı… Bunlar ne yapar biliyor musunuz? Bunlar oturur, entel dantel görünme adına 29 harfle kabadayılık yapar, o da yetmez w’lar x’ler havada gırla gider… Akılları sıra okumadıkları filozof kalmamış, psikoloji üzerine de mastır yapmış havası

AYASOFYA’DA KUR’AN OKUNMASI NE ANLAMA GELİYOR? – 3 Nisan 2018

5 milyon kilometre karenin her noktasında türlü oyunlarla ve yakılan fitne ateşleriyle 780 bin kilometrekareye indirildik. Tarih sayfaları arasında yok olup gitmemiz beklendi… Direndik. Cephede can verip elde ettiğimiz başarı masada elimizden alındı… Pes etmedik. Fatih’in emaneti ve fethin mührü olan Ayasofya karanlığa gömüldü ve minarelerimizden Türkçe ezanlar okutuldu… Sabrettik. Sokaklarımızda tanklar yürütülüp, evlatlarımız dar ağacına çıkarıldı, inançlarımız postallarla çiğnendi. Umudumuzu yitirmedik. Gençlerimizin beyni-ruhu esir edilip, kula kulluk projesiyle kendi milletine kurşun sıktırıldı. Ölmedik… Çünkü; bekliyorduk… Zamanın gelmesini, mevsimin dönmesini. Hiç acele etmememiz gerektiğini de biliyorduk. Allah bizlere ‘’sabredin, çünkü ben

TÜRK KİMDİR? SADECE BİR SOYUN, BİR BÖLGEDE DOĞMANIN ADI MIDIR? – 29 Mart 2018

Sene 1992… Yer Bosna-Hersek. 2 milyon kadar insanın yerini, yurdunu, toprağını terk etmek zorunda kaldığı bir soykırımyaşanıyor o yıllarda. Türk askeri savaş sonrası yardıma muhtaç köyleri dolaşıp tek tek kapıları çalıyor. Derken köy muhtarı ulaşımın zor olduğu ve savaş sonrası yaşayıp yaşamadıklarından dahi emin olmadığı bir köyün adresini veriyor subaylarımıza. Dağın tepesinde, yakın köylerin bile çok uzağında olan bir yer… Kar diz boyu olmasına rağmen, subaylarımız omuzluyor erzakları, güç bela ulaşıyorlar köye. Kapıyı çalıyorlar ve karşılarında yaşlı bir teyze. Daha kapıyı açar açmaz “Türk müsünüz evladım” diye soruyor. Askerimiz ‘Türk’üz’ deyince, teyze hiç duraksamadan “Geleceğinizi biliyordum ve bekliyordum” der. Bugün yıl 2018; Türk’ü bekleyen, bizim yolumuzu

”MEHMED BİR CİHAN FATİHİ” DİZİSİNİN İÇ YÜZÜ – 22 Mart 2018

Hocanın biri yaşlılıktan dolayı vaazda, hutbede anlatacağı konuları şaşırmaya başlamış… Durumunu bir dostuna anlatıp yardım istemiş. Karar vermişler; Hoca hutbeye çıkınca kilimlerin altından bir ip geçirip hocanın ayağına bağlanacak ve hoca yanlış anlatınca ahbabı ipi çekecek ve hoca konuyu toparlayacakmış. Birkaç Cuma sonra durumu fark eden bir uyanık gırgır olsun diye ipin ucunun olduğu yere oturmuş. O cuma, hoca hutbede başlayınca konuşmaya ipi çekiyor o uyanık, hoca bocalıyor, başka bir cümle, gene çekiyor, hoca bir türlü konuşamayınca görür ipin ucundaki müptezeli ve hutbeden inmeye çalışır. Cemaat “Hayırdır hocam bir hutbe okuyamadın ve şimdi de iniyorsun” der Hoca “Ne yapayım dostlar ip puştun eline geçince bize konuşmak

BİZ DÜNYAYA FETİH MÜHRÜNÜ VURUYORUZ! – 19 Mart 2018

Tarihler boyunca savaşlar hiç bitmedi. Kimileri vahşet kimileri sömürge götürdü gittiği topraklara. Yetmedi tarumar ettiler, zulmettiler, mazlum halkların dillerini, dinlerini değiştirdiler, zihinlerini işgal edip kimliklerini silip attılar. Ama birileri de vardı ki; gittiği topraklara şefkatini, merhametini, kardeşliğini, huzurunugötürdü. Yetmedi mimarisini, adaletini, zenginliğini götürdü. İşgali-sömürgeciliği elinin tersiyle itip fetih kelimesini sadece dağlara, taşlara, toprağa değil gönüllere işledi. 600 yıl önce “Biz toprakları değil gönülleri feth etmeye geldik” diyerek Bosnayı feth eden Fatih, oraya Osmanlı’nın mührünü vurmuştu. 100 küsür yıldır himayemizden çıkmasına rağmen, savaşın en adi halini gören, soykırıma uğrayan Bosna’dan bu

BU TOPRAKLARDA DOĞMANIN HAKLI GURURUNU YAŞIYORUM! – 12 Mart 2018

Geçen hafta sonu Hatay Reyhanlı’ya gittim ve bu topraklarda doğmanın haklı gururunu bir kez daha yaşadım orada. Yetimhanelerdeki çocuklara sahip çıkan bir ülkenin evladıyım ben, yaralıların yaralarına merhem olmaya çalışan bir ülkenin evladı… Esnafından memuruna, kasabından manavına, hatta itfaiyecisine kadar topyekûn milli mücadeleye dahil olan Reyhanlı gibi bir gazi beldeye sahip bir ülkenin evladıyım ben. Ben, cephede elinde güğümle abdest alıp bizi anamız bu cennet vatana feda olalım diye doğurdu diyerek ölüme-şehadete koşan ismi gibi mücahit komutanlara, askerlere sahip bir ülkenin evladıyım… Ama benim ülkeme, bayrağıma ve imanıma düşman olanlar Afrin destanımızı hem içeride hem de dışarıda farklı göstermeye çalışıyorlar. Savaşta

28 ŞUBAT’TAKİ GİBİ YENİDEN DÜĞMEYE BASTILAR – 10 Mart 2018

Fıkra bu ya, Temel ile dursun kahvede oturmuş kovboy filmi izliyor. Filmde bir kovboy dörtnala at sürüyor. Dursun Temel’e: Ben diyorum ki bu kovboy bu hızla giderse uçurumdan aşağı düşer. Temel: Yooook düşmez der. İddiaya girerler ve kovboy bir zaman sonra atla birlikte uçurumdan aşağı düşer. Temel kaybeder iddiayı ve Dursun’a 100 lirayı öder. Dursun ‘Ben bu filmi geçen hafta izledim, düşeceğini biliyordum’ der ve parayı geri verir. Temel: Kalsın sende para, ben de izlemiştim bu filmi geçen hafta der. Dursun: Madem izlemiştin neden iddiaya girdin? Temel: Ne bileyim geçen haftadan akıllanmıştır bu kovboy aynı hatayı tekrar yapmaz diye düşündüm’ der. Size şimdi bir filmden-oyundan bahsedeceğim, aslında hepimizin çok iyi bildiği küçük değişikliklerle her dönemde yeniden

YER MİYİZ ULAN SİZİN BU FİTNE AYAKLARINIZI! – 10 Mart 2018

Anadolu’nun bir köyüne yeni imam atanmış. Kendisi de köyde doğup büyüyen bu imam köye alışmada zorlanmamış ancak küçük bir sıkıntı varmış… Köylü, her eşek anırışında “Abdestim bozuldu” diyerek yeniden abdest alıyormuş. Allah Allah, bu nasıl iş! “Köy yeri burası, eşek anırması eksik olur mu? Her eşek anırmasında abdest mi yenilenirmiş” diyerek, Durumun detayını öğrenmek için muhtara sormuş. Muhtar: “Yıllar evvel köyümüze bir imam gelmişti. ‘Eşeğin anırmasını duyarsanız abdestinizi yenileyin’ demişti. Biz de o gün bu gün her eşek anırışından sonra yeniden abdest alıyoruz…” der. Dinde böyle bir şey olmadığını söyleyen imam daha detaylı soruşturmuş ve öğrenmiş, durumun aslını: Yıllar evvel, o köyde su yokmuş. Su, karşı dağlardan eşek ile taşınırmış. O zamanın

AÇIL EY GÖKYÜZÜ, BEDR’İN ARSLANLARI GELİYOR! – 5 Mart 2018

Bugün bir koku var havada, Kevser Irmağı’nın, cennet bahçelerinin kokusu. Bugün bir gurur var yeryüzünde bu cennet vatanın uğruna feda olmanın şanlı gururu… Bugün düğün yeri benim ülkem. Şehirler süslenmiş, yiğitlerini bekliyor. İzmir, Van, Eskişehir, Isparta, Aydın, Konya, Kastamonu bugün bir başka telaşenin içinde. Kahramanlarını bekliyor bu şehirler. Can verilen bayrağa sarılmış tabutlar, analarından helallik almaya geliyor bugün. Bu yürekli cesur, şerefli evlatlarınızın ardından dimdik durun ve yüzünüzü can verilen bayrağa çevirin şimdi. Üzülmeyin, dizlerinizi dövüp başınızı öne eğmeyin. Yeryüzündeki en büyük payenin şehitlik olduğunu bilen ve o mübarek mertebeye eren şehitlerimize sakın ha sakın ağlamayın. O yiğitler çok mutlular hani “Her Türk asker doğar” derlerdi