15 TEMMUZ FRAGMANDI FİLM ASIL ŞİMDİ BAŞLIYOR! – 20 Eylül 2016

MİT krizi ile başlayan, 17-25 Aralık Hukuk Darbesi ile devam eden ve 15 Temmuz gecesi hain darbe girişimi ile ayan beyan ortaya dökülen “Erdoğan’sız bir Türkiye” organizasyonu önce Allah’ın sonra da bu aziz milletin yardımı ile püskürtülmüştü. Ardından, Başkomutan Erdoğan’ın yönlendirmesi ile tutulan Demokrasi nöbetleri sonucu plan üzerine plan yapan üst aklın aklını aldı bu elleri öpülesi millet. Çünkü bu millet için Erdoğan, vatan demekti. Erdoğan, mazlumların umudu, Sultan 2. Abdülhamid’in rüyasını tamamlayacak adam demekti. Bu millet için Erdoğan düşerse vatan düşecekti, mazlumlar sahipsiz, Sultan Abdülhamid’in rüyası yarım kalacaktı. Her şeyi hesaplayan üst aklın mensupları milletin imanını ve dirayetini hesaba katmamıştı.. Lakin hesaba katmadıkları bu aziz millet, Çanakkale’de

FETÖ OPERASYONU SADECE GARİBANLARA MI YAPILIYOR? – 20 Eylül 2016

15 Temmuz gecesi kalkışılan hain darbe girişiminin öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bütün feryatlarına rağmen FETÖ ile dişe dokunur bir mücadelenin içine girmeyen makam-mevki-koltuk sahipleri 15 Temmuz sonrası kollarını sıvayıp aklımızla dalga geçercesine bir mücadeleye girişti.(!) Mücadele ki hem de ne mücadele. Alt kadroda ne kadar garip gureba varsa, nerede sahipsiz, bir tanıdığı olmayan varsa önce açığa alınıyor, sonra da kurumlardan ilişkileri kesiliyor. Ardından yapılan ise pişkinliğin dik alası. Bizim kurumumuzdan bilmem kaç bin kişi atıldı. Kurumumuz FETÖ’den temizlendi falan filan… Bazı Koltuk-yetki –makam sahiplerinin, akrabalarını, arkadaşlarını, tanıdıklarını koruma adına yaptığı bu ali cengiz oyununa gelmeden önce bu sıradan, karar yetkisi dahi olmayan ve dolgu

KRİPTO FETÖ’CÜ EMRE BELÖZOĞLU YA ÇIK KONUŞ YA DA SORULARA CEVAP VER! – 22 Ağustos 2016

15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından meydanlara çıkan vatandaşlar memleketlerini, geleceklerini, iffet ve namuslarını koruma adına sokaklarda 26/27 gün Demokrasi nöbetleri tuttu. Bu nöbetler esnasında siyasetçisinden sanatçısına, sivil toplum temsilcilerinden iş adamlarından sporcularına kadar her kesimden her görüşten insanlar meydanlara kurulan sahnelere çıkıp Darbeyi lanetleyen, Demokrasiyi savunan ve Başkomutanımızın yanında yer aldıklarını belirten konuşmalar yaptı. Kimisi samimiydi kimiyse rüzgâra göre duruş sergilen ve sadece fotoğraf vermek için gelmişti oralara. Bu ayrımı yapmayı 15 Temmuz gecesi canını hiçe sayıp tankların önüne bedenini atan ve sonrasında okçular tepesinde uykusuz günlerce nöbet tutan elleri alınları öpülesi bu aziz milletin takdirine bırakmak en uygun

BIRAKIN BİR HAFTA SONRA MEYDANLARA ÇIKAN; İKİYÜZLÜ OMURGASIZLARI BU AZİZ MİLLET TANISIN! – 1 Ağustos 2016

15 Temmuz Hain Darbe girişiminin ardından Başkomutanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın sözleri ile sokaklara dökülenler bu toprakların asıl sahipleriydi. 15 Temmuz gecesi üst akılın oyununu bozan bu memleketin şöhretsiz, tanınmamış makamsız, mevkisiz vatan evlatları elde ettiği kazanımı sabahın ilk ışıklarına kadar korumak adına 16/17 gündür meydanlarda nöbet tutuyor. Kaldırımların üzerine karton sererek oturan, evinden getirdiği iskemlenin üzerinde saatlerce Kur’an okuyarak bekleyen, parkların içerisine çadır kurup çocuğunu uyutan, kilimler serip ellerini dua için açan şehitler tepesinin aziz nöbetçilerinin yanı sıra o meydanlara farklı amaç için gelenlerde var. 15 Temmuz gecesi olup biteni korkuyla izleyen, perdelerini kapatıp ışıklarını söndüren, bankamatiklerin önünde

EN BÜYÜK DARBECİ SENSİN! – 17 Temmuz 2016

Milletin kendilerine emanet ettiği tankı, silahı milletin göğsüne döndüren asker görünümlü FETÖ mensubu teröristlerin cuma akşamı kalkıştığı darbe girişimi milletin destansı direnişi ile püskürtüldü elhamdülillah. Gecenin geç vakitlerinde şiddetli çatışmaların yaşanmasına rağmen iradesine ve geleceğine sahip çıkan bu aziz millet 15 Temmuz tarihini bir demokrasi bayramına çevirdi. Silah kullanmadan, dış güçlerden destek almadan, ortalığı yakıp yıkmadan, devletin araçlarına zarar vermeden ve bankaları, dükkânları yağmalamadan yüreğini-inancını ortaya koyarak ”ya ölüm – ya istiklal” ruhu ile bir dik duruş – bir savaş verdi. 161 vatan evladının anne babasına ”Hakkınızı helal edin ben şehid olmaya gidiyorum” diyerek evden çıkıp canlarından feragat ederek

AMERİKA’DAKİ SALDIRININ ŞİFRELERİ – 14 Haziran 2016

11 Eylül saldırısını mağarada yaşayan Bin Ladin yaptı dediklerinde ne kadar şaşırdıysak, ABD Orlando’daki Gay Bar baskınını gerçekleştirdiği iddia edilen Ömer isimli şahsın Takkeli resminin servis edilmesine de o kadar şaşırdık. Hâlbuki bu Ömer denen şahsın üzerinde NYPD (New York Police Department) yazılı tişörtlerle birçok fotoğrafı dururken neden takkeli fotoğrafları servis edilir ve ” bu Ömer denen şahıs polis olma sevdasında olan bir meczupmuş ” tarzı açıklamalara eş değer bilgiler servis edilir kamuoyuna? Üzerinde NYPD yani New York Polis birimine ait kıyafetleri bulunan ancak medyaya takkeli fotoğrafları servis edilen bu Ömer isimli şahıs Gay Bar’a saldırı yapmadan önce 911’i arayıp “Ben IŞID üyesiyim sakın başka grupları töhmet altında

ZAMANSIZ ÖTEN HOROZLAR! – 19 Mayıs 2016

Ülkemiz, kutlu doğum öncesi sancıların yaşandığı bir zaman diliminden geçerken dost-düşman ayrımının da net bir şekilde yapılabileceği bir ortamda bulunuyor aslında. Bir buçuk milyar Müslüman âleminin “ Anka kuşu “ misali ülkemizin küllerinden yeniden doğacağı günleri dualarıyla destekleyip iple çektiği bu günlerde “üst akıl” mensuplarının türlü saldırılarına maruz kalmamız abesle iştigal bir durum değildir. Sıkıntı olan yıllarca “biz” gibi görünen ama hiçbir şekilde biz olamayan ve de mevcut durumu görünce asla da biz olamayacak olan insanlar. Yıllarca omuz omuza mücadele verirken sırtını yasladığın, verilen mücadele sonunda elde edilen makamlardan kendilerine aslan payını layık görüp verilen insanlar zamansız ötmeye başlayınca bir şeyler söylememek için kendimizi tutmamız güç bir

İMAM HATİPLERİ KAPATMAYA SİZİN GÜCÜNÜZ YETMEZ – 2 Mayıs 2016

Dün 1 Mayıs’tı. Sözde emekçilerin bayramı özde ise anarşizmin sokağa dökülme günüydü birkaç yıl evveline kadar. Yüzlerin maskelenip ellerin kızıl bayraklarla süslendiği, ne söyledikleri, ne istedikleri, belli olmayan pos bıyıklı abilerin meydanlara döküldüğü bir bayram.(!) Orak –çekiç amblemlerinin cirit attığı, halaylar çekilirken türküler söylemek yerine devrimci sloganların atıldığı bir ortam. Kanun –kural tanımazcasına şunu-bunu istiyoruz, şurada-burada toplanacağız diyen sendikacıların kamera karşısına geçtiği bir bayram. Sözde emekçi, işçi bayramı dedim ya… İş güvenliği, işçi hakları, yaşam kalitesinin artması, emeklilik primleri, sosyal güvencelerin iyileştirmesi, çalışma saatleri, çalışma koşulları vs. vs. Bu gibi koşulların dile getirilmesi adına insanda beklenti oluşuyor

ÇAPULCU ZİHNİYETE TAVIR ALAMAYAN SÜNEPE REİSÇİLER – 21 Mart 2016

Şener Şen ile İlyas Salman’ın bir filmi vardı, ‘Banker Bilo’ diye hatırlayın. Her Fırsatta Bilo’ya kazık atan Maho, hesap verme zamanı geldiğinde ‘Hele bi sor neden yaptım’ diye başlar söze ve bir şekilde ikna eder Bilo’yu… Hep bir bahanesi vardır Maho’nun ve her daim yediği kazıkları unutan Bilo’nun boşa güvenme saflığı. Kullananın, saldıranın, hakaret edenin, kazık atanın bitmeyen bahanelerine olan inancı ve kazıklanan, aşağılanan, zulüm görenin her şeyi unutmaya meyili olan saflığı devam ettikçe bu düzen değişmeyecektir. Oysa, ‘’Bir Müslüman aynı yerden iki kere sokulmaz’’ desturunu ne çabuk unuttuk biz. Ne kadar affedici, ne kadar bağışlayıcı olduk bizler. Bu affedicilik merhametimizden mi yoksa saflığımızdan mı burası muamma. Gezi olaylarında Vandalizm’in doruğuna çıkan,

BÖYLE KONUŞMANIN ZAMANI MIYDI BE YUSUF HOCA? – 20 Şubat 2016

“Her doğru her yerde söylenmez” diye derlerdi bize büyüklerimiz ve eklerdiler nasihatlerine “Sözü hikmetli kılan yeri ve zamanıdır” diye. Lakin bizler çok oldu büyüklerin nasihatlerinden uzaklaşıp, “en iyisini ben bilirim” kalıbına yakın hareket etmeye başlayalı… Yusuf Kaplan’ın TRT Diyanet TV’deki programda söylediklerinden sonra bir tartışma başladı. Kimi Yusuf Kaplan’ı hain ilan etti, kimi de Yusuf Kaplan’ı eleştirenleri trol, hain, ahmak. Yusuf Kaplan’ın düşünce dünyasını, mücadelesini sorgulamayı kendime zül bilir, haddim olmadığını da eklemek isterim… Ancak eleştiri hakkı olduğunu söyleyen insanların eleştiriye de açık olması gerekir diye düşünüyorum. İslamcı kimliğiyle tanınan (Yusuf Kaplan dâhil) isimler de Erdoğan’ı eleştirebilir, eleştiriyor da. Kendileri eleştirilince mi