Başlığı okudunuz da mı geldiniz bu videoya? He? :)) Gerçekten çok uzun süredir üzerine böyle yatıp kalkıp çalıştığım ve kendi penceremden analiz edeceğim bir konu bu. Bazen karamsar olup hayıflandığım ama böyle puzzelın parçalarını birleştirmeye başladığımda ve başımı da kaldırıp taşları yerine bir bir koyduğumda iyi hissettiğim bir konu bu. Orta Doğu yani Arap Dünyası. “Maghreb”, “Maşrek”, “Yakın Doğu” gibi kavramlar duyuyoruz. Neresi buralar veyahut da kimdir buralarda yaşayanlar? Orta Çağ’da dinen kutsal kabul edilen bu bölgelerdeki birtakım yerler “Kutsal Topraklar” diye anılırken sonrasında daha böyle şehir ağzıyla “Doğu” diye anılmaya başlandı. Orta Doğu! Rusya’sından Amerika’sına, Fransa’sından tüm Avrupa’sına kadar herkesin hayallerinin, ideallerinin, amaçlarının ve
Fandom, Oppa, Bias, Army, EXO-L… Tanıdık geliyor mu bu kelimeler size he veyahut da daha önce hiç duydunuz mu? Yok mu, çıkmıyor mu? Eğer aranızda veyahut da çevrenizde ergenlik çağında çocuğu olan varsa bir de onlara sorun bakayım. Muhtemelen sular seller gibi bilirler ve anlatırlar size bunların ne anlama geldiğini. Son 5-6 yılda dünya genelinde gençler arasında büyük bir çılgınlık yaşanıyor ve bu çılgınlığın adı da K-Pop yani Kore Pop Müziği. Rap, Rock, Pop gibi böyle farklı müzik türlerini birleştirerek ortaya çıkan bu yeni tür, büyülü bir dünya sunuyor gençlere. Şarkılara çektikleri o klipler bambaşka dünyalara götürüyor gençleri. İlgi çekici dekorlar, işte rengârenk kıyafetler ve makyajlar, birbirinden çılgın ve zorlu o dans koreografileri. Özellikle 10-18 yaş arası gençlerin
Kim kimle ne yapıyor, neler karıştırıyor, bir adama kaç tane gayrimeşru ilişki düşüyor? “Ne oluyor, aga ne oluyor ya?” dediniz mi videonun girişini gördüğünüzde he? Tabii dijital yayıncılık yapıyoruz. Böyle ne var ne yok, trendlerde hangi içerikler üst sıralarda almış falan derken, şükürler olsun Yasak Elma yeni sezonun ilk fragmanıyla Türkiye’deki trend sıralamasında 1. sıraya oturdu. Böyle geniş omuzlu, yakışıklı esas oğlan kızımıza şöyle sesleniyor: Biz artık seninle otel odalarında buluşmasak mı acaba? Kız yarı çıplak, böyle üzerine yorganını almış, “Ne yani, bizim artık bir evimiz mi olacak?” diye sevinç naraları atıyor. Ya bir şey soracağım, bir adamla kaç kişi beraber kardeş bu dizide? He? Dur dur devam ediyor daha. Kapakta öpüşen bir çift fotoğrafı, işte yatakta pozlar ve
Gerçekten artık çok sıkıldık ya. Böyle sıdkımız sıyrıldı. İllallah dedik bu tartışmalara artık. Hani soruyorlar ya “Biz niye Amerika, Almanya, Fransa, İngiltere gibi gelişemiyoruz?” diye. İş gücü desen Avrupa’nın en genç ve en enerjik nüfusuna sahibiz. Arazi desen bereket fışkıran topraklarımız var. Coğrafi olarak konumumuza bir bakıyorsun üç tarafı denizlerle çevrili, Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan böyle doğal bir köprü, Afrika’ya komşu olan önemli bir coğrafi avantajımız var. Vizyon var, azim var, kararlılık desen yüzyıllar boyunca dünyaya hükmetmiş ecdadımızdan gelen bir güç var, bir bakiye var. Peki, niye olmuyor? He? Bir düşünün. Niye dünyanın en gelişmiş ülkeleri seviyesine çıkamıyoruz hala? Hani derler ya “Unun var, yağın var, şekerin var. Eee niye helva yapmıyorsun?” O
Yine tatsız bir konuyla karşınızdayım. Anlatacağım görüntü böyle çok çirkin, çok aşağılık ve çok can sıkıcı ama sonucu itibarıyla çok da mutluluk verici. Hemen başlayayım. Son 5-6 yıldır bu ülkede böyle iki yüzlü, riyakar, yalanlarla dolu bir siyaset anlayışı hakim oldu. Aslında tam da karşısında yer aldığı, ideolojik olarak yanından bile geçmediği kesimlerden oy almak isteyen partiler böyle çeşitli göz boyamalarla, günlük siyasi manevralarla insanları kandırarak kendilerine çekmeye çalışıyor. 2019’daki yerel seçimlerde de gördük ki az da olsa amaçlarına ulaştılar yani başarılı oldular. Kimden bahsettiğimi anlamışsınızdır. Tabii ki CHP. Bu CHP’nin başını çektiği millet ittifakında yer alan partiler de tam olarak bu taktiği uyguluyor. Bir bakıyorsunuz yüz yıldır İslam’a ve İslam’ın
YouTube’da en fazla ne izlenir? Oyun videoları mı? Yok. Diziler mi? Yok. Fenomenlerin çektiği challengelar, korku videoları falan mı? Yok. Allah Allah ne peki? Çizgi filmler, çocuk ninnileri, lol bebekleri falan mı? O da değil. Müzikler, klipler onlar mı?Yok yok. YouTube’da en fazla hangi içerikler izlenir? Dostlar YouTube’da en fazla, en çok izlenen içerikler hayvanlara yapılan eziyet görüntüleri yani o hayvanlara yapılan saldırı videolarıymış. biliyor musunuz? Ben de ilk izlediğimde, “Yok daha neler?” dedim ama genel istatistiklere ve algoritmaya bakıldığında YouTube’da aratılan videolarda özellikle hayvanlara karşı yapılan bu zulüm videoları tercih ediliyormuş. Şimdi birileri kalkıp diyecek ki, “İşte millet olarak, toplum olarak geldiğimiz nokta burası. Helal olsun bize, helal
Hepiniz fark etmişinizdir, 2021 yazı tam anlamıyla böyle bir düğün yazıydı. Hani var ya bir söz, “Amaaan evlenmeyen kalmasın.” Heh işte, tam bu sözün karşılığının verildiği bir yaz ayı oldu. O pandemi nedeniyle ertelenen düğünler bir bir yapıldı, kına gecelerini görmeniz lazım, oohhh sere serpe yapıldı hem de. Dedim ya salgın şartlarından dolayı düğün yapamayan çiftlerimiz bu sene en özel günlerini aileleriyle, işte yakınlarıyla, arkadaşlarıyla, eşiyle dostuyla yaşadı. Hayırlı uğurlu olsun. Hepsi bir yuva kurdu, evi olan evine çıktı, evi olmayan böyle harıl harıl kiralık ev aradı yani evlere olan talepler baya bir arttı. Koyduk mu bunu cebe? Okullar açıldı. Başka şehirlerde okuyan üniversiteliler okullarının olduğu şehirlere gitti. İşte ilkokullusu, liselisi, aileler tam olarak ev
2021 yaz mevsimi artık bitti. Pandemi süreci sonrasında özellikle bu yaz böyle tabiri caizse ipimizi koparmışçasına dağıldık her yere. Psikolojik ve ekonomik olarak belirsizlikler içerisinde geçirdiğimiz bir dönem sonrasında kendimizi iyi hissetmek için, kimimiz köyüne kimimiz Ege’ye kimimiz yaylasına kimimiz de teknesine gitti ve bu yazı öyle geçirdi. Bu yazdan ne anladık? Hakikaten nasıl geçti bu yaz? Daha dün değil miydi “Hoş geldin yaz, hepimize iyi gel haziran, içimizi ısıt…” diyorduk. Şimdi? İşte “Eylül ayı şifa getir bize” diye değişti konuşmalar. Dostlar sürekli olarak videolarımızda bir şeyden bahsettik. Yeni bir çağ başlıyor, yeni bir dönem başlıyor; işte yeni normal, yeni toplumsal hayat, yeni bir dünya düzeni geliyor. Aslında her gün dünya üzerinde öyle büyük büyük
Bu Selçuk Bayraktar ne yapıyor ya? Vallahi deli bu adam. Söylüyorum, deli bu adam. Kafayı yemiş, biri durdursun bu adamı. Amacı ne yani? Durduk yere başımıza iş çıkarıyor. Otursun oturduğu yerde. Zaten biz savunma sanayisinde en iyisini yapamayız, yapsak da böyle elimize yüzüme bulaştırırız yani. Ya abi, yok Türkiye İHA, SİHA yapacak da dünya ülkelerinden sipariş alacak… Ölme eşeğim ölme. Daha devam edeyim mi yoksa bu zırvalamaları bir kenara bırakıp olayın aslına mı geleyim? Yani uzun uzun devam edip de kafa karışıklığı oluşturmanın peşine mi gideyim yoksa “Ulan be, benim ülkemin evlatlarına bak!” diye böyle göğsümü mü kabartayım? Sahi siz hangi taraftasınız? Yok yok soruyorum ya da hangisinin peşine gitme taraftarısınız? Belki de dünyadaki ilk rasathaneyi kuran medeniyetlerden
Sayılı gün çabuk geçer derler ya, dönüş yoluna dönen gurbetteki dostlarımız tatillerini bitirmek üzere artık. Birçoğu da zaten bitirdi, döndü gurbete tekrar. Bekle bekle, hayal kur, işte bir sürü program yap. Sonra göz açıp kapayıncaya kadar geçsin erisin günler. Buradan bakılınca tuzu kuru gibi gözüken ama oradan gidip bakıldığında aslında hep öteki olma haliyle bir yaşam süren gurbetteki can kardeşlerimizle sadece bu platform üzerinden böyle özel bir bağ kurduk hatta nasip olursa eylülden sonra da Avrupa’ya uğrayacağız böyle birer birer. İster köy olsun ister şehir olsun hiç fark etmez. Niyetimiz yalnızca böyle samimi bir muhabbet, aramızdaki bağları sağlamlaştırmak ve halden anlamak için toplanmak, buluşmak. Az önce dedim ya, buradan bakınca tuzu kuru olarak gördüğümüz o gurbetteki