ÇOCUKLU AİLELER GİREMEZ! – 27 AĞUSTOS 2021

Dostlar, ufak ufak işleniyor her şey. Böyle yavaş yavaş üflüyorlar kulağımıza ve biz olan biteni fark ettiğimizde her şey için çok geç kaldık diyebiliyoruz. Hadi gelin bugün gündemdeki yeni bir konuyu konuşalım birlikte. Haberi olmayanlar varsa şöyle söyleyeyim, hayatımıza yeni bir trend getirildi. Çocuksuz restoranlar, çocuksuz tatil köyleri, çocuksuz alışveriş merkezleri, çocuksuz apartmanlar artık yeni moda. “Yoook canım ya! Bu da mı oldu?” diyen varsa aranızda, evet bunlar da oldu, oluyor ve her geçen gün de sayıları artıyor. Evlat sahibi olamayan aileler tek bir tane çocuğumuz olsun diye neredeyse servet harcıyor; birileri de bu dünyaya çocuk mu getirilir diye böyle çocuksuz yaşam modelini sonuna kadar savunup, özgürlüğümüzü kısıtlayacak her şeye karşıyım diye ötede beride

SAHİBİNDEN KİRALIK RAHİM – 26 AĞUSTOS 2021

Geçen akşam televizyonlarda ne var ne yok diye şöyle bir bakarken bir programa denk geldim. Hani hızlı hızlı geçerken bir cümleye takıldım, durdum. Belki de gerçek anlamda insan türü olarak dünyaya gelen son nesiliz diyordu bir uzman. Allah Allah, nasıl yani? Durdum biraz, baya bir izledim, yarı robot yarı insan türünden bahsediyorlardı. Tövbe estağfurullah dedikçe daha da kitlendim, ayrılamadım ekrandan. Dünyada kiralık rahim diye bir furya her geçen gün daha da artıyormuş. “Bebek çiftliği” adı altında böyle sahibinden kiralık rahim diye sunulan merkezlerde aileler taşıyıcı annelere bebeklerini taşıttırıyorlar hatta bu merkezden biriyle anlaşan kadın şöyle demiş: “İkinci çocuğumuzu kucaklamak için sabırsızlanıyorum. Hintli bir kadın bize rahmini kiralamış oluyor. Bu

DÜNYANIN SAKLADIĞI AFGANİSTAN GERÇEĞİ! – 24 AĞUSTOS 2021

Tarihte unutulmuş, hiç aklımıza bile gelmeyen hatta adı bile bilinmeyen o kadar çok savaş var ki! Ülkemizin içerisine dâhil olduğu savaşları hepimiz elbette en azından adını ya da tarihini bile olsa biliyoruz fakat dünyada özellikle de hani o medeni olan Avrupa’da o kadar çok cana kıyılmış ki, hep siyasi çıkarlar için kılıçlar, silahlar çekilmiş zamanında. Mesela “Otuz Yıl Savaşları.” Çoğumuzun adını sanını bile duymadığımız 1618 ile 1648 yılları arasında Avrupa’da meydana gelen bir savaşın gerçekleştiğini biliyor muydunuz? He? Adını savaşın 30 yıl sürmesinden alan bu “Otuz Yıl Savaşları”na Avrupa devletlerinin neredeyse tamamı katılmış. Amiyane tabirle Hristiyanlığın iki mezhebi olan Katolikler ve Protestanlar arasında geçti bu savaş. Hiç kimsenin gözünün yaşına bakılmadı. Yüz

DEVLET NEYİ GİZLİYOR? – 18 AĞUSTOS 2021

Dostlar 3-4 gün önce afet bölgesi Kastamonu Bozkurt’taydım. Gidip gördüm, yerinde tanık oldum. Bu gözler öyle şeylere şahit oldu ki o sosyal medyada dolaşan görüntüler, işte videolar, paylaşımlar hiçbir şey değil o kadar söyleyeyim. Arkadaşlarla birlikte kurduğumuz Dünya Müslüman Gençlik Hareketi olarak atladık gittik afet bölgesine. Neler yapabiliriz, yaraları sarmaya bir insan olarak nereden başlayabiliriz diye böyle karış karış her noktayı dolaştık, olanı biteni yerinde görüp felaketi yaşayan, mağdur olanlarla yerinde konuşarak tespitlerde bulunduk. Öyle oturduğu yerden yalan edebiyatı ve algı şovu kasanlar her afette, her felakette, her acı günümüzde olduğu gibi yine klima altında evlerinde, havuzlu bahçelerinde, açık büfe kahvaltı arasında üzerine düşen vazifesini yaptı. Milletin

EYVAH! GENÇLER TÜRKİYE’DEN KAÇIYOR – 12 AĞUSTOS 2021

Birçok yerde görmüşsünüzdür; haber bültenlerinde, YouTube videolarında veya Instagram, Twitter paylaşımlarında. Ellerinde pasaportlar ve uçak biletleriyle böyle poz veren gençlerimizi; gidiyoruz bu ülkeden, bu ülke bir beyni daha kaybetti diye. “Biz kaçtık kurtulduk siz de kaçın kurtulun!” mottosuyla adeta böyle bir etkileşim zinciri oluşmuş durumda veya böyle bir akım oluşturulmak isteniyor. Pırıl pırıl akıllar, tazecik fikirler, daha hayatın hengamesiyle yoğrulmamış ve yorulmamış bedenler; üretmeye, planlamaya, icat etmeye elverişli kabiliyetler, yurt dışını bir cazibe merkezi olarak görmekteler. Haklılar mı yoksa “Elin tavuğu ele, kaz; fındığı, koz görülür!” cinsinden bir yanılsama mıdır bu?  He? Trafik, pahalılık, kadın cinayetleri, hayvana şiddet, doların artması, ideolojik

CENAZEDE YİNE ŞOV YAPTILAR! – 11 AĞUSTOS 2021

Bizim Anadolu irfanında ölen kişinin arkasından saygı duyulurdu. Biraz sessiz kalınırdı. Kimse kimseye o çok üzüldü, bu az üzüldü diye böyle bir acı yarıştırmaya kalkmazdı. Cenazeye kim geldi, kim gelmedi diye böyle tek tek adam da aranmazdı. Edepti, susulurdu. Konuya öyle bir girdim ama toparlayacağım. Hepimizin ekranlardan tanıdığı Alişan biricik kardeşini kaybetti. Hepimize hak olan o berzah alemine uğurladı benim de bir kere denk gelip tanıştığım Selçuk Tektaş kardeşimizi. 20 gün süren yoğun bakım sürecinin ardından tüm aile bu kayıpla yanıyor, kavruluyor. Ana evladına, ağabey kardeşine, hayat arkadaşı eşine, çocukları babasına, dostları can arkadaşlarına yanıyor yani acı var, acı yaşanıyor. Dedim ya yoğun bakım sürecinin ardından zaten hastane kapılarında perişan olan aile bir de

ASLINA BAK NEYMİŞ! – 03 AĞUSTOS 2021

Vatanını gerçekten seven ve bu süreci gören herkesin içi yandı. Kendisine ateşin çocukları diyenler bu kundaklamaları kabul edip, “Evet biz yaptık, biz yaktık, biz sebep olduk, biz istedik, biz bu tezgahı kurduk.” derken içimizden birileri çıkıp, “Hayır ya, siz yapmadınız bunu.” diye farklı bir şekilde bağırmaya başladı. Hatta “Hay Allah ya, nereden çıktı da bu kundaklamaları sahiplendiniz? Tam da hükûmeti köşeye sıkıştırmıştık, şimdi bu açıklamaları da lehlerine çevirirler.” diye bir şeyler yazdı çizdi. Yok yok, şimdi kavga sırası değil. O sebepten girmiyorum bu çöplüğün leşlerinin isimlerini vermeye. Herkes dört bir yandan yangını takip ediyor, yangını konuşuyor, dualar ediyor, kenetleniyor, iyi niyetle imkânı dahilinde sahada çalışıyor birileri, koşturuyor. Uzakta olanlar da fidan

SANAL GEZİ BAŞLADI! PEKİ BİZ NE YAPACAĞIZ? – 02 AĞUSTOS 2021

Günlerdir gördüklerimiz, okuduklarımız, şahit olduklarımız, duyduklarımız içimizi parçaladı, gözyaşlarımızı akıttı, ciğerimizi deldi, tabiri caizse canımızı acıttı ve ruhumuz kirlendi; yalanlardan, algılardan, ajanslarından, operasyonlarından ve özellikle de o samimi insanların saflığını kullanma yarışlarından. Yalan haber, gerçek habere oranla 8 kat daha fazla hızlı yayılırken bilgi kirliliği söndürülemeyen yangınlardan daha tehlikeli bir hal alıyor ve git gide de çoğalıyor. Hepsi bir pislik bırakıp çekip gidiyor. Yalan yanlış kurgularla önümüze servis edilen yazılar, görseller, manşetler bizi daha da zayıflatıyor ve güçsüzleştiriyor. Peki bu operasyona daha doğrusu bu sanal “Gezi” ayaklanmasına karşı, özellikle geçirdiğimiz bu cayır cayır, içimizi yakan günlerde biz ne yapacağız?

BU BAYRAMI NASIL YAŞAYACAĞIZ? – 19 TEMMUZ 2021

Alemlerin Rabb’i olan Allah’a hamdüsenalar olsun. “Ramazan Bayramı yılın, senenin; Kurban Bayramı ise tarihin bayramıdır.” der Sezai Karakoç. Onun için şükürler olsun geldi tarihin bayramı. Kaygıların teslimiyete dönüştüğü, eksiklerin paylaşarak tamam olduğu, uzaklıkların birliktelikle yakın bulduğu bir esenlik günüdür Kurban Bayramı. Bayram coşkusuyla böyle yepyeni kıyafet ve ayakkabılarını dayanamayarak bir gün öncesinden giyen “arefe çiçekleri” çocuklarımızın sevinç membasıdır Kurban Bayramı. Gafletin istila ettiği yaşantılarımızı bir şuur iklimine sokmak için şöyle inceden inceye silkinmek zamanıdır, hayatımızda gayrimeşru ne varsa hepsinden el çekip meşru yolda sabit, kadem durabilmek için bir doğrulma zamanıdır Kurban Bayramı. Cahiliye dönemindeki tüm adetlerin üzerine çizik

GOEBBELS’İN TORUNLARI MECLİSTE – 17 Temmuz 2021

Bir zamanlar Cumhuriyet Halk Partisi’nin lideri yani şefi İsmet İnönü’nün doğum gününü böyle gazete manşetlerinden kutladığı bir lider vardı, Alman lider Adolf Hitler. Herkesin tanıdığı bu Hitler büyük Almanya’yı kurmak için yani arı bir ırk oluşturmak için, dünyayı ateşe verdi. Böylece de tarihe hem zalim faşist hem de diktatör olarak geçti. II. Dünya Savaşı’nda ağır silahlar kullanan ve bu ağır silahların yanında da dünyanın en etkili silahı olan algıyı profesyonelce kullanan daha doğrusu dünyaya “algı nasıl yapılır”ın kitabını uygulamalı bir şekilde yazan bu Nazileri ki bugün bile Avrupa’daki Müslümanları, Türkleri böyle çeşitli saldırılarla öldüren o ırkçı, faşist Nazileri hepimiz hem tanırız hem de biliriz. İşte o Nazilerin bir Propaganda Bakanı vardı, bugünkü karşılığı da